Festivalde, adeta “Macar Gecesi”

Festivalde, adeta “Macar Gecesi”

0
PAYLAŞ

İş Sanat Konser Salonu sahnesinde önce, FRANZ LISZT ODA ORKESTRASI yer aldı. 16 yaylı çalgı. 1963 yılında kurulan orkestra yarım asrı devirmiş durumda. Orkestra’nın kurulurken aldığı isim, Macar asıllı Franz LISZT’e duyulan bir saygının sonucu. LISZT’in hiç yaylılar için beste yapmamış olmasına karşın, bu hayranlık, saygı ve adını alarak yaşatma girişimi.

Yarım asırdır, sadece Avrupa da değil, dünyanın bir çok müzik merkezinde sahne almış ve devam ediyor. Programın ilk eseri, GRİEG’in, “Holberg Suiti.” Adeta şiirin tınılara dönüştürülmesi gibi. Romantizmin doruklarına taşıyan bir eser, yaylılar bu yolculukda dans ederek yarış yapıyorlar. Bir aşk şarkısını, karşılıkla birlikte aktarıyorlar. Ara sıra hüzün de yansıyor ama, pırıl pırıl renkli bir yaşam aktarılıyor. Akşamın neşe ile başlaması, ilk eser seçimi ile zaten sinyali veriyor.

Sonra, Gülsin ONAY geliyor sahneye yanında da, Gabor BOLDOCZKI. Büyük bir ustayı seslendirecekler. SHOSTAKOVİCH’in, “Piyano, Trompet ve Yaylı Çalgılar Orkestrası İçin Konçerto. No.1” Eserde, piyano ön planda, ancak tompet’in sessizce araya girmesi ile diyaloglar gelişir, yaylılar adeta bazen onları dinleyerek daha çok da, birlikte tınıları zenginleştirerek, insanı bir dünyadan başka bir dünyaya taşıyorlar.

Biraz Avrupa’da dolaştırırlar bizi, başka bestecileri de anımsatarak, sonra Rusya’ya dönerler hemde hızlı bir şekilde. Hızlı bir dans başlar sahnede, piyano ve trompet önde, yaylılar arkada onlara eşlik ederek, coşkulu bir şekilde dansı sürdürüler.Bu dans ile eser sona erer, izleyicileri dorukda bırakarak.

Tabii alkışlar da kesilmez. Gülsin ONAY bu ısrarlı alkışlara bir bis ile yanıt verir. Gülsin ONAY’ın geçtiğimiz yıl, 42. İstanbul Müzik Festivali’nin 2014 “Onur Ödülü”nü almış olduğunu da belirtmeden geçmiyelim.

Aradan sonra, sahnede bu kez Gabor BOLDOCZKİ, FRANZ LİZST ODA ORKESTRASI ile birlikte yer alıyorlar. Seslendirdikleri eser, DONİZETTİ’nin, “Trompet ve Yaylılar İçin Konçertino.” Trompet şimdi tam anlamıyla, orkestranın önünde ve bütün tını zenginliğini ve ustalığı sergiliyor. BOLDOCZKİ maharetini iyice gösteriyor. Macarlar bizi bu kez, İtalya’ya götürüp getirdiler.

Macar sanatçı BOLDOCZKİ, parlak tekniğininin ışıltılarını sergiledi. Franz Liszt Müzik Müzik Akademisi’nde enstrümanı ile ilgili dersler de veren akademik kariyer olarak da genç bir Profesör. Yeni sanatçıların yetişmesini de sağlıyor. Konserde sempatik tavırları da karşılığını buluyor, alkışlar kesilmiyor ve şölen bis parçası ile devam ediyor.

Besteleneli beş yılı geçen, ama hala dinliyemediğimiz, Fazıl SAY’ın “Trompet Konçertosu”nun, prömiyerini de gerçekleştiren sanatçının, bu eseri Türkiye’de de seslendimesi olanağının yaratılmasını dileyelim. Bir başka istem, bu eseri ülkemizde, trompet sanatçımız Erden BİLGEN de seslendirse ne güzel olur.

Şimdi de sahnede orkestra ve Macar bestecilerle, tam bir “Macar Gecesi” gecesi yaşamaya başlıyoruz.

Önce, BARTOK. Avrupa’da yazdığı son eseri,”Yaylı Çalgılar Orkestrası İçin Divertimento.” Romen ve Macar ezgilerinin hakim olduğu, halk danslarının motiflerinin işlendiği bir eser. Bir dönemi belgelemesi özelliği, İkinci Dünya Savaşı öncesi, faşizmin baskısı nedeniyle ülkesini terkeden BARTOK, o dönemi buruk bir biçimde de yansıtıyor. Ama eser tümüyle, romantizm ile birlikte bir coşkuyu insana yaşatıyor. Keman’ın solosu ve yaylı çalgılarda dansı, eserin sonuna doğru ayrı bir zenginliği oluşturuyor. Çigan ezgileri ile sahnede dansedenleri de düşünebilirsiniz. Neşe içinde bu dans ezgileri ile eser sona eriyor. BARTOK demek, folklorik özelliklerin öne çıkması demek, bu eserde de onu yaşıyorsunuz. Macaristan seyahatine başladınız, devam edeceksiniz.

Orkestra, adını aldıkları sanatçının çok bilinen eseri ile programı sonlandırmak istiyor. Franz LİSZT, “Macar Rapsodisi.” Ve yine Romen ve Macar ezgileri ile önce ağır ağır bir giriş yapıyorsunuz, ama bu arkadan gelecek neşeli bir dansın da habercisi olma durumunda. Zarif ve canlı bir şekilde dansınızı, yaylıların şarkıları ile sürdürüyorsunuz. Macar ovalarının akşam serinlği ile gece bir birine karışıyor ve danslar devam ediyor. Çigan ezgileri sizi iyice sarıp sarmalıyor. Ama finalde fırtınaya kapılıp gidiyorsunuz, çoşku doruğa çıkıyor.

Seyrciler de bu dorukdan inmeğe pek niyetli değiller. Program sona erdi ama yerinden kalkan yok ve alkışlar sürüyor. Orkestra da seyircinin tam kıvama geldiğini bilincinde, mutlu gülümsemelerle selamlıyorlar, ama sonra yine bis, bis.

Bu geceye bir bis şöleni de diyebiliriz, orkestre ve sanatçıların ayrı ayrı bisleri, gecenin bir başka özelliği.

Ama sonuçta, tam bir “Macar Gecesi” şöleni yaşamış oluyoruz.

Ertesi gün İstiklal Caddesi’nde, Macaristan seyahatimizi sürdürüyoruz. Bir sergi. “VELOFETISH”, Macaristan’ın çağdaş şehir hayatında önemli bir yeri olan “bisiklet kültürü” bizlere yansıtılıyor. Küratör ve görsel sanatçı, Füsun İPEK, bir çok sanatçının eserlerinden örneklerle, Macar Kültür Merkezi’n de bizi bisikletle, bir Macaristan turuna çıkartmış oluyor.

Bitmedi, Nur-i Ziya Sokağı’na dönüyoruz. Şimdi yeniden yapılan bir zamanlar, Franz LİSZT’in de oturduğu Apartmanın önünde duraklıyoruz. Kulaklarımızda LİSZT’in tınıları.

Yazıya nasıl noktayı koyacağız. Gabor BOLDOCKI’nin 2013 sonun da çıkardığı CD dönüyor şimdi de. Antonio VİVALDİ’nin yapıtlarından oluşan bir CD. “TOMBA VENEZİANA”

Yirmi yıl önce ilk kez gitmiştim Macaristan’a Budapeşte’ye. O görüntüler gözümün önüne geliyor. Ve MEZZO da izlediğim, o görkemli Konser Salonu’nu görmek ve orada bir konseri izleme isteğim artıyor.

Neden olmasın, bir de bakarsınız orada izlediğimiz bir konseri, burada sizlerle paylaşırız.

______________

Balıkesir – Eskişehir. 22 Haziran 2015. Pazartesi. ismail.bayer1@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK