Öfke…

“Kontrol edilemeyen öfkeler insanların başına dert açar mı?”

Bu sorunun yanıtını gelecek gün ve aylarda alacağız.


Başbakan Erdoğan’un Davos’daki öfkesinden bahsediyorum.

İsrail-Gazze arasındaki tek taraflı savaş ve işgal olayı görüşülürken, öfkesine yenik düşen Erdoğan’ın Israil Cumhurbaşkanı Peres’e karşı sergilediği tavır diplomatik açısından

skandal.

Kasımpaşalılık açısından “mahalle kabadayılığı”…

Batı dünyası açısından “ dibimizdeki diktatörler”e kıyak çekmek.

İran açısından “Milli kahraman”lık…

Arap dünyasında “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır” muhabbeti.

ABD ve Obama açısından ise “şok” bir tavır…


Tabii AKP sempatizanları açısından da bakmak lazım bu kontrolsüz öfkeye.

Erdoğan’ın gece yarısı Türkiye’ye dönüşü sırasında karşılayan Ak Partililere bakarsanız o “en büyük başkan bizim başbakan”…


Acaba öyle mi?

Başbakan Erdoğan’ın açık oturumdaki tavrı bir tarafa, Peres’in konuşmasını iyi dinlemek ve analiz etmek gerekir.


Peres Nobel Barış Ödülü almış bir siyasetci.

80 yaşların üstünde.

Israil’de her kademede görev almış. Bakanlık ve başbakanlık yapmış biri.


Belki de bu Davos onun için veda konuşması dahi olabilir.

Bilemeyiz.

Ama şu var ki, bu yaşa kadar o da Filistin füzesinin üstüne düşeceği korkusu ile hayatını sürüdürmüş biri.

Her an teröre kurban gitme duygusu ile yaşamak kolay değil.

Peres, konuşmasında sesini, sesinin tonunu kaybetmiş biri olarak dikkati  çekti. Vücut dilini kullanırken hırçındı ve aleyhine olabilecek her tür hatayı bir anda yaptı.


Eğer Erdoğan öfkesini kontrol edip, fevri bir davranışta bulunmasaydı, tüm dünya bugün Peres’in konuşması üzerine fikir yürütecek, belki de Filistin davası yanında yer alacak ülke sayısı artacaktı.


Erdoğan son sözlerinde, Peres’e dönüp “Sizi Nobel Barış Ödülü almış olan Peres’le karıştırmış olabilirim. Ben ödülü sizin aldığınızı sanıyordum” diyebilir ve son savaş için “Barışı savunanların kendi yarattıkları kan gölünde boğulacağı günleri görmek istemiyorum”diyebilirdi.


Demedi.

Kasımpaşalılığı tuttu.

Dünya liderliğini bırakın, devlet adamlığını ortaya koyamadı ve öfkesine yenilerek “yerel yönetici” seviyesine avdet etti.


Yazık etti.

Kendisine yazık etmesi, partilileri ilgilendirir.

Ama önce Türkiye’ye yazık etti.

Türkiye’yi belki de 20 yıl geriye götürdü.

Türkiye’yi, şahsi öfkesine kurban etti de denebilir. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

12 − four =