Öfke…

Az kalkınmış, ya da kalkınmaya soyunmuş ülkelerin kaderlerinde zamanı iyi kullanmamak var galiba.
“Galiba” bile değil kesin.
“Zamanı gelince düşünürüz..”
“Hele zamanı gelsin, yaparız..”
“Bekleyelim hele, zamanı değil henüz..”
“Zamanını iyi kollamak lazım.”
“Bekle samanı, gelir zamanı”
Bu ifadeler sadece halkımızın günlük hayatında  yerleşik olduğu kadar, ülkeyi yöneten ve iktidar gücünü eline geçirenlerde de var.
Aslında zamanı iyi kullanamamanın yanında, “zamanı beklemek” “intikam” duygusunu da barındırır bünyesinde.
Ve devlet işleri ihmale uğrayıp zamanında yapılmayınca da yöneticileri öfke basıyor.


Başbakan Erdoğan’da görüldüğü gibi.
Adalet Bakanı Şahin’de tezahür ettiği gibi…
Genel Kurmay Başkanımız Başbuğ’da olduğu gibi.

Mesela Başbakan türban sorununu halledemediği için öfkeli.
Sivil bir anayasa çıkaramadığı için kızgın.
Partisinin kapatılma davası sürerken üzgün.
İcraatını ve tutumunu eleştirenlere karşı sert.
Medyayı hasım görüyor ve sonunda önüne gelene veriştiriyor.
Olmuyor.

Millet adına sorumluluk üstlenenler de insandır ama onların sıradan vatandaş gibi her eleştiriye tepki vermeleri normal değil.
Normalin ötesinde bir anormallik taşır eleştirilere karşı öfkelenmek. Ve eleştirenlere karşı savaş açıp “Siz kimin medyasısınız” demek bir başbakanın doğrudan bir kızgınlığın, intikam alma duygusunun açık ifadesidir.

Bu ülkede insan hakları ihlalleri 65 yıldır var. Çok partili sistem hayata geçirildikten sonra hak ihlalleri çokca yaşanmış.
Sivil yönetimler zamanında yaşanmış..
Askeri yönetimler sırasında daha fazla yaşandı..
Yargısız infazlar “mebzul” miktarda.
Faili meçhuller hakeza…
Karakollarda işkenceden ölenlerin sayısı bilinmez.
Cezaevlerinde işkence görenlerin ölüleri sahiplerine verilir ve devlet bunu kabul etmezken, tabii ki eleştiri okları sivriltilecek.
Adalet Bakanı Şahin,  Deniz Feneri yolsuzluğunu soran gazetecilere “Bana ne Deniz Fenerinden “ diye öfkeyle tepki vermemeli.
Adalet Bakanı Şahin, üç-beş gün sonra işkenceden ölen Ceber’in hem ailesinden ve hem de halktan özür diledi mi, dilemedi mi?
İşkencenin var olduğunu resmi kayıtlara geçirdi mi, geçirmedi mi?
Ama karakollarda İçişleri Bakanı, cezaevlerinde Adalet Bakanı zamanında önlem alsaydı bütün bunlar olmayacaktı.
Yani herkes işini zamanında yapmış olacaktı.

Terör gerçekten bu ülkenin başına bela.
Bir musibet ki, sadece Türkiye’nin sorunu da değil.
Tabii ateş düştüğü yeri yakar derler ama…
Ötekilerin terörü iyi, bizimki kötü diyemeyiz.
Terör tüm insanlık için bela.
Bununla mücadele ederken yanlışlar  yapılabilir.
Nitekim geçmişte yapılmış da..
PKK sorunu sadece üniter yapıyı bozma niyetiyle ortaya çıkmış bir musibet değil ki.
İçinde ekonomi var, siyaset var, eğitim var, sağlık var.
Bunların hepsi “es” geçilmiş yıllarca.
Bölge, 85 yıl ihmal edilmiş.
Şimdi geçmişi suçlayarak biz yere varmaya kimse çalışmasın.
Geçmişteki  Cumhurbaşkanları, Başbakanlar ve de Genel Kurmay başkanları zamanı iyi kullanamamışlar, ihmalleri olmujş, hatalar yapmışlar ve bugünlere gelinmiş…
Geçmişte ihmal edilen hizmetler için, yapılan büyük hatalar için şimdiki  Genel Kurmay Başkanı Başbuğ’un suçu var denebilr mi?
Hayır..
Ama eğer son Aktütün baskını, verilen şehitler konusunda bir ihmal, hata varsa, eğer eleştiri yapılmışsa siz çıkıp eleştirenleri hedef gösteremezssiniz.
TV ekranlarında öfkenizi belli edemezssiniz.
Devlet yönetmek ayrı bir olgunluk gerektirir.
Sorumluluk taşıyanların nerde durması gerektiğini bilmeleri lazım.
“Zamanı iyi kullanmadınız” lafı belki bu olayda da geçerli.
Bizim de anlatmak istediğimiz bu.
Zamanı iyi kullanmak.
Yerinde kullanmak.
Bu günün işini yarına bırakmamak gibi…
Hava Kuvvetleri Komutanımızın Antalya’daki golf karşılaşmasının, Aktütün saldırısı duyulur duyulmaz, bir hafta veya bır ay sonrasına ertelenmesi gibi…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.