Fransa yanarken, Avrupa’nın geleceği

FRANSA YANARKEN AVRUPA’NIN GELECEĞİNİ DÜŞÜNMEK


…ile ilgili bilimsel, olayların tarihine ve kökenine inen ciddi araştırmalara ve düşüncelere rastlayamadık. Fransa’da yaşanan olaylara benzer başka örneklerinin diğer Avrupa ülkelerinde de yıllar önce yaşandığı ve nedenleri sorgulanmaksızın bir süre sonra ortadan kaybolan bu hareketler konusunda ciddi ekonomik, toplumsal, siyasal ve kültürel önlemler alınmadığı çok açık. Uygar Avrupalı, ciddi bir haykırışı simgeleyen bu hareketlerin  üstlerini kapatarak ve bu hareketleri yaratan nüfusu kent gettolarına hapsederek Avrupalı “uygar yaşam tarzını” devam ettirdi. Peki bu hareketler, değişik biçimlerde, değişik zamanlarda ve farklı ülkelerde, yeniden ortaya çıkmıyor mu?


Kentlerin yoksun ve yoksul bölgelerinde ortaya çıkan bu hareketler konusunda yazılmış bazı akademik yapıtlar  olup olmadığını araştırdım. Gördüm ki, özellikle ingilizce olarak, bu konuda yapılmış bir demet bilimsel çalışma var. Türkiye’de ise bu konuda yapılmış ilginç bir çalışma elime geçti. Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Dergisi’nde yayınlanmış bir çalışma, “Kentsel Hareketlerden Yeni Toplumsal Hareketlere : Castells’in Sorgulanması ve Türkiye Örnekleri” ismini taşıyor (Kıvılcım Akkoyunlu, Amme İdaresi Dergisi, Cilt 32, sayı 3, Eylül 1999).


Bu çalışmaya kısaca göz gezdirdiğimizde, 1500’li yıllardan başlayarak kentsel toplumsal hareketlerin görülmeye başladığını, 1950’li yıllarda ise kentsel hareketlerde patlama yaşandığını görmekteyiz. Çalışmanın sahibi olan Kıvılcım Akkoyunlu’ya göre, kentsel hareketlerin 1950-1960 yılları arasında insan hakları hareketleri biçiminde Avrupa coğrafyasında görüldüğü, 1960 ve 1970 arasında öğrenci hareketleri biçimine dönüştüğünü ve son olarak da 1970’lerden itibaren çevreci hareketler biçiminde ortaya çıktığına şahit olmaktayız. Çalışmadan, Kentsel Hareketler konusunda tanınmış kentbilimci Manuel Castells’in iki önemli eseri bulunduğu (the Urban Question, Edward Arnold Limited, London, 1979 ; the City and the Grassroots, University of California Press, USA, 1983), ayrıca Kentsel Siyasal Hareketler (Norman I. Fainstein, Urban Political Movements, Printice-Hall, USA, 1974) ve Kentsel Toplumsal Hareketler (Stuart Lowe, Urban Social Movements, Macmillan, London, 1986) isimli ciddi eserler yazıldığını öğreniyoruz.


Kentsel hareketler, Akkoyunlu’ya göre, 16. yüzyıldan başlayarak Avrupa coğrafyasında sık olarak görülmeye başlıyor. 1520’de İspanya’da görülen Castilla komünü buna örnektir. 20. yüzyılda bu tür kentsel hareketlere sık rastlamaktayız. 1915 Glasgow Kiracı Hareketleri ve 1922 Veracruz Kiracı Direnişi, kentsel hareket örnekleri olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca, 1945-1956 yılları arasında Fransa’da Paris Kentsel Yenileme Projesi’ne karşı hareketler görülmüş. 1964’de Amerika’da Getto hareketleri belirmiş ve 1963-1976 yılları arasında da Latin Amerika ülkelerinde Gecekondu Hareketleri ortaya çıkmış. 1977’de İspanya’da Madrid Yurttaş Hareketleri isimli kentsel hareketler oratay çıkarken, bu hareket, 1980 yılına kadar mahalle komiteleri oluşturup kalıcılığını sürdürmüş.


Görüldüğü gibi, Avrupa’da ortaya çıkan kentsel hareketler yeni değil. Kentsel Hareketler olarak ya da Kentsel Toplumsal Hareketler olarak isimlendirilen bu kentsel direniş hareketleri, Avrupa coğrafyasında 1950’lerden bu yana sıkça görülmüş ve uzun süreler varlıklarını sürdürmüşler.


Bildiğimiz gibi, 1970’li yıllar ise çevreci hareketlerin yükseldiği ve özellikle Almanya’da ortaya çıktığı yıllar olmuştur. Almanya ve diğer Avrupa ülkelerindeki çevreci ya da radikal hareketlerin ortaya çıkış nedenleri arasında sayılan önemli bir tespitin altını çizmemiz gerekir. Tanıl Bora’nın Yeşiller ve Sosyalizm (İletişim yayınları, İstanbul, 1988, s. 19) isimli eserinde de vurgulanmış olan bu tespite göre, Almanya’da 1970’lerde ortaya çıkan çevreci hareketler, “parlamento dışı olmaları ve hiç bir siyasi parti ya da grup tarafından temsil edilemeyecekleri inancını taşımaları” nedeniyle klasik siyasal katılım biçimlerinden farklılık göstermişlerdir.


Bu noktadan hareketle, Fransa’daki getto ayaklanmasına ilişkin görüşlerimizi ortaya koymaya başlayabiliriz. Fransa Getto hareketlerin başlıca özellikleri şunlardır :


Fransa’daki hareketler, klasik olmayan bir siyasal katılım türüdür
Bu hareketlerde rol oynayan kesim, genç yaştaki, eğitim düzeyleri düşük, mali durumları  zayıf olan 15-25 yaş arası nüfustur
Bu hareketlerdeki aktif nüfusun siyasal partilerde siyaset yapma olanakları bulunmamaktadır
Bu hareketler, toplumdan dışlanmış kesimlerin siyaset yapma biçimlerinden birisidir
Toplum, ilk aşamada, bu gençlerin tepkilerini dikkate almamış ve önemsememiştir


Sonuç olarak , Fransa Getto hareketini yaratanlar, siyasetten ve ekonomik yaşamdan dışlanmış, büyük ölçüde oy kullanarak siyaset yapma olanağı bulunmayan genç  kesimdir.


Fransa gettolarındaki yaşam ve bu yaşam biçimini paylaşan genç kitleler, siyaset ve ekonomik zenginlikteden dışlanmış, toplumda aşağı görülen, kendi kurallarına göre yaşayan, benzeşen bu özellikleri nedeniyle  ortak eyleme zemin hazırlanılmış olan, klasik olmayan ve tepkici siyasal katılım biçimi olma niteliklerini taşımaktadır.


Geleceğin siyasal katılım biçimleri, siyasal partiler dışında gelişen ve onlar tarafından denetlenemeyen, siyasal siteme ve onun kurumlarına tepki biçiminde ortaya çıkan, siyasal sistemden dışlanmış kesimlerce yönetilen, yönlendirilen ve desteklenen, eğitim düzeyi düşük genç kesimlerde taban bulan ve yıkıcı şiddet eğilimlerini dışlamayan bir biçimde gelişecektir. Siyasal partilerin toplumun nabzını tutamaması ve siyasal katılımın yalnızca seçimlerde oy kullanmak ile sınırlandırılması nedeniyle dışlanan kesimler, tepkilerini, ellerine geçirdikleri her araç ve her zemini kullanarak ortaya koyacaklardır.


Fransa getto hareketlerinin bir diğer özelliği, ırkçı ve aşağılayıcı söyleme karşı birden ortaya çıkan ve aniden yayılan hareketler olmasıdır. Siyasal partiler ve liderler ile devlet adamlarının yükselen aşığı sağ ve ırkçi milliyetçiliğin etkisi ile yabancı düşmanı politikaları benimsemeleri, buna karşı olan anti tezi de yaratmaktadır. Toplumdan ve ekonomik zenginlikten dışlanan göçmenler, işsizler, evsizler ve siyasal siteme karşı her anlamda tepkili olan kesimler; radikal sol hareketlerin ve ideolojilerin boş bıraktığı meydanda, kendi siyasal tepkilerini, aniden ortaya çıkan ve yayılan, denetlenemeyen ve önlenemeyen biçimler ve araçlar ile ortaya koyacaklardır. Bu nedenle, bu tür kentsel hareketler, radikal sol hareketlerin güçlü olduğu ve faşist hareketlerin hızla güç kazandığı ülkelerde öncelikli olarak ortaya çıkacaktır. Bu ülkeler, başta Fransa olmak üzere, Almanya, Hollanda, Avusturya gibi ülkelerdir.


Fransa getto hareketi, geçmişte de Avrupa coğrafyasında sıkça görülen kentsel hareket örneklerinden birisidir. Bu örnekler, diğer Avrupa ülkelerinde de değişik zaman ve mekanlarda değişik biçimlerde ortaya çıkacaktır. Bu hareketleri ortaya çıkaran 3 neden:


Toplumdan dışlanan kesimlerin başka katılım yöntemleri ile tepkilerini yasal biçimlerde ifade etme yolları bulamamaları Avrupa’da yükselen faşist hareketlerin yabancı düşmanlığını körüklemesi Toplumdan dışlanan kesimlerin duygu ve düşüncelerini anlamayan kibirli politikacıların hareketleri başlatacak ve körükleyecek eylem ve düşünceleridir.


__________


*Siyaset Bilimci

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.