FRANSA’DAN… ABD-AB uzlaşması ve NATO toplantısı

ABD-AB  UZLAŞMASI VE NATO TOPLANTISI SONUÇLARI

7 Aralık 2005 tarihinde Brüksel’de gerçekleşen NATO toplantısı, CIA’nın AB ülkelerindeki ‘yasadışı’ faaliyetlerinin kamouoyuna yansımasından hemen sonra başladı.  Hem AB hem de ABD için önemli olan bu toplantı, aynı zamanda, uluslararası alanda ortaklaştırılmaya çalışılan politikaların, özellikle askeri güç dolarak NATO üzerinde uygulamaya konulması hedeflenmektedir.

Oğul Bush ikinci dönem ABD Başkanı seçildikten sonra, Brenzekski, Perle, Djerejian, M. İndyk, F Graham, Fukayama gibi  bir kısım ABD stratejisiyeninin öne sürdüğü ‘yeni’ tezlere bağlı olarak ABD’nin uluslararası politikasında  bir kısım değişikliklere gitti. Dahası,  Irak’ın işgalinden sonra ortaya çıkan sorunlar ve özellikle Avrasya kıtasında Rusya ve Çin’in  etkinlik alanlarına karşı politik stratejide bir kısım değişiklikler oluşmaya başladı. ABD önderliğinde Avrupa ile ittifak yaparak, uluslarararası güç ilişkilerinin  ‘yeni’den düzenlenmesi politikası benimsendi. ABD’nin kadın Dışişleri Bakanı Rice’in AB ülkelerine yönelik ziyaretlerini sıklaştırması ve özellikle Fransa ile daha yakın bir ilişki içinde olmaya başlaması, ABD’nin dış politikasında göze çarpan bir kısım degişiklikler olarak değerlendirilebilinir.

İran, Suriye, Lübnan ve hatta Irak’ın yeniden şekillendirilmesi politikasında ABD ile AB arasında tam bir uyumun oluşmaya başlaması, uluslararası ilişkilerde belirlenen ‘yeni’ Transatlantik politikanın yansımaları olarak görülmektedir.

CIA’nın hem  bir çok AB ülkesinde ‘gizli’ hapishaneler kurması hem de hava sahalarını kullanarak CIA uçaklarında tutuklulara işkence yapmasının kamuoyuna yansımasından sonra, zor durumda kalan AB hükümetleri ve AB Brüksel bürokrasisi ile ABD arasında ‘küçük’ bir krizin oluşabileceği beklentisi kamuyounda oluşmaya başladı.  

Kamuoyunda beklendiği gibi, CIA’nin işkenceli sorgu yöntemleri, AB sınırları içinde ‘gizli’ sorgu hapishanelerinin açılması, ABD ile AB arasında her hangi bir politik  ve diplomatik krize yol açmadı.

7 Aralıkta yapılan  NATO Dışişleri Bakanları toplantısında görüldüğü üzere, bunun ‘ciddi’ politik bir krize yol açmayacağı gibi  ABD-AB ilişkilerine yeni bir boyut kazandırdı.

NATO eksenli alınan kararlar, ABD’nin belirlemiş olduğu dış politakasına bağlı olarak, AB ile uluslararası güç ilişkilerini paylaşmaya başladığını ortaya koydu. Bu nedenle NATO toplantısında yansıyan bir kısım kararlar oldukça önemlidir. NATO’nun uluslararası bir askeri güç olarak kullanılması için bir kısım önemli kararların pratik olarak gündeme konulması kararlaştırıldı. Koalisyon güçleri Afganistan’da yeterli bir başarıyı gösteremedi. Belli şehir merkezleri dışında etki alanın eski Taliban yönetimine bağlı güçler tarafından yönetildiği bilinen bir gerçek. Afganistan uluslararası güçlerin politik deneme merkezi olması bakımından bir model oluşturmaktadır. Bu ülkedeki başarısızlık doğrudan Irak’a sıçrayacaktır. Bu nedenle NATO’nun Afganistandaki askeri etkinlik alanı yeniden belirlendi ve dahası genişletildi.

Bunun diğer bir anlamı NATO askeri bir güç olarak, işgal merkezlerine yönelimi daha fazla olacaktır. İkinci karar, NATO’nun Irakta görevlendirilmesidir. Daha önce, sadece askeri ve polis eğitimi olarak belirlenen görev alanı, doğrudan askeri alana doğru kaydırılması planlanmaktadır. Bu konuda somut kararlar alınmakla birlikte, Irak’ın enerji yataklarının paylaşılması sorunun çozümüne bağlı olarak askeri müdahale kuvveti olarak daha aktif olarak görev alacaktır. Temel bir prensip olarak benimsenen bu kararın diğer bir anlamı da, NATO, ABD ile AB  adına Ortadoğu’da askeri bir güç olarak  yeni roller  üstlenecektir. 

Üçüncü bir nokta, NATO-Rusya ilişkileridir. NATO-Rusya Konseyi, mevcut ilişkileri dengelemeye yönelik olarak Rusya’nın kaygılarını gidermek amacıyla oluşturulmuş ve daha çok bilgilendirmeye dayanan bir alt kurumdur.  Mevcut gelişmeler Rusya’nın kaygısını azaltmamış aksine artırmış durumdadır. Letonya, Estonya. Ukranya gibi ülkelerin  askeri ittifaka dahil edilmesi, hem bu ülkelerin stratejik konumunu artırmış hem de NATO sınırları Rusya’ya komşu oldu. Ayrıca NATO’nun bir sonraki toplantısının Ukranya’nın başkentinde yapılması, çok bilinçli bir tercihdir. Bu hep Rusya’ya yönelik politikaların ip uçlarını vermektedir hem de  ABD-AB ittifakının gelişme yönünü ortaya koymaktadır.

Rusya da, bu gelişmeyi, stratejik çıkarları bakımından ciddi ‘bir tehlike’ olarak görmektedir. Rusya, ABD ile AB  arasında oluşturulan bu ortak politikanın Rusya’nın Avrasya alanındaki etkisini kıramayı yönelik olduğunu görüyor. Rusya, geliştirilen yeni stratejik ittifaka karşı yeni hamleler yapmaya çalışmaktadır. Bu nedenle hem NATO-Rusya Konseyi içerisinde yer alarak denge politikisanı devam ettirmekte hem de, Çin, Özbekistan, Türkmenistan, Tataristan, Hindistan, İran, hatta Japonya ve Pakistanı kapsayacak tarzda, Avrasya Askeri İttifakını oluşturmaya çalışmaktadır. Avrasya ekonmik işbirliği ittifakı yanında askeri ittifakın oluşumu için ciddi adımların atıldığı biliniyor.

Bu gelişme tersten bu kez hem ABD’yi hem de AB’nin ciddi oranda rahatsız etmektedir. Bu nedenle NATO’nun müdahale alanını genişleterek, Ermenistan, Azerbaycan ve hatta Irak gibi ülkeleri NATO kapsamına alınması için ‘yeni’ startejik politikalar geliştirilmektedir. 

CIA’nın ‘gizli’ cezaevleri ve uçaklarda işkenlerin yapılması gibi yoğun bir gündem içerisinde NATO Toplantısının kararları ön plana çıkmadı ya da çıkartılmak istenmedi.

Bilinmesi gereken, 7 Aralık NATO toplantısı kararaları,  ABD ile AB arasındaki  stratejik itifakın oluşturulmasının en önemli adımlarından biridir.  Oluşturulan bu ittifakın gelişmesi, uluslararası alanda ciddi ‘yeni’ politik yönelimleri ortaya koyacaktır. 

Gokyuzu9@aol.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.