FRANSA'DAN… Che Guevera

1. Bugün yaşasaydı yapacağı ilk şey bürosundaki kapıyı çıkarıp atmak olurdu : Eğer bürosu ve bürosunun kapısı olsaydı.
Commandante Ernesto Che Guevara’nın nefret ettiği şeyler BÜRO, BÜROKRASİ VE BUNLARA BAĞLI OLAN HER TÜRLÜ PARÇALARDI(R). O’nun devrimci, inanmış, samimi, içten, uçarı, çocuksu, insancıl, vefalı, yıkılmaz derecede İNSANA inanmasının doğal sonucuydu bu.
O’na göre bürokrasi bütün dertlerin başında geliyordu. Bu nedenle Che’yi kravatlı kostümlü görmek olanaksızdır. Belki bir istisnası vardır : Küba’yı kesin olarak ve gizli biçimde terkettiğinde tamam karavat ve kostümlüdür ve hatta bıyık ve sakalını da kestirmiştir. Hepsi bu kadar. Ve bu da anlaşılabilir artık. Tebdil-i kıyafet zaruridir çünkü o durumlarda.
Bürokrasi Küba’da yeri olmayan, yeri olmaması gereken bir beladır. Onun için bütün vatandaşlar, kadın, erkek, çocuk, genç ve yaşlı Fidel Castro’ya sadece Fidel derler. Castro değildir, sadece Fidel. Ve Fidel vefalı demektir aynı zamanda, halkına ve inançlarına.
Bu nedenle, burada, orada veya şurada, kendilerini devrimci ilan edenlerin bir gazete, bir dergi, bir yayınevi, bir kitabevi açtıklarında ilk yaptıkları işin önce “kendilerine” bir büro, önce “kendilerine” bir sekreter yaklaşımı anlaşılamıyor. “Kendileri” ve “öbürleri” arasına birçok duvar pardon birçok kapı yerleştirmeleri çok garip. Bütün duvarların pardon bütün duvarların ve bütün  kapıların yıkılması anında bürokrasiler de yıkılmış olacaktır.

2. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ne (SSCB) ziyaretinde gördükleri bu nedenle Che’yi tek sözcükle perişan etmiştir. O nedir öyle kravatlı kostümlü küçük ve büyük burjuva görüntülü adamlar. O bürolar, o kapılar, o sekreterler, o bilmem binbir muameleler… Hani proleter eşitlik? Hani insanların kardeşliği? İşe bak sen: Lokantalarda bile işçilerin yemek yedikleri yer ayrı, “şeflerinki” ayrı. Bir tarafta sıradan masa ve sandalyeler, tabak, çanak ve çömlekler, öbür tarafta bembeyaz masa örtüleri, seçme tabak, çanak ve çömlekler ve müthiş bakımlı garson bayanlar. Pes doğrusu!
Bilhassa bizde EŞİTLİK SAHİCİ, TAM VE GERÇEK OLMAK ZORUNDADIR.
Che’nin Cezayir konuşması bu açıdan son derece önemlidir. Sadece bu açıdan da değil : SSCB içindeki ayrıcalıkların, SSCB’nin “üçüncü dünya” ülkelerine sözümona “yardımı”, ikiyüzlü ve fırsatcı ilişkileri ve daha pek çok şeyin eleştirilmesinin yazılı/sözlü belgesidir bu konuşması. Che’ye göre,  SSCB, üçüncü dünya ülkelerini sömürmekten vazgeçmelidir. Che’nin Küba’ya dönüşünde Fidel’le bu konu(lar) nedeniyle ciddi biçimde tartıştıklarını biliyoruz. Ve bunun üzerine Che, başka dünyalara gitmeye, kendi dünyasını oralarda yaratmaya karar verecektir. ÇÜNKÜ:
O’nun için, yaşam, boyluboyuna, boydanboya bir GERİLLA YAŞAMI OLABİLİRSE ANLAMLIDIR. Ve böyle bir yaşamda ne bürokrasiye, ne kravata ne de kostüme yer vardır.
Yaşam bir sözcükle özetlenir o zaman: Gerilla.

3. Ama Bolivya dağlarında bile bürokrasi karşısına çıkabilir, yine bildik tipleri ve biçimleriyle. Bolivya Komünist Partisi sorumluları, hele genel sekreteri.
Che sev(e)medi bu adamları: Sizi gidi salon sosyalistleri sizi. Sizi gibi potansiyel bürokratlar. Küçük burjuva siyasetçiler. Fırsat bulurlarsa büyük burjuvaları oynayacaklar…
Che’nin Moskova’da gördüğü ve kirli çorapları gibi nefret ettiği tipler yeniden canlanmamalıydılar. ASLA.
Ama ihtilal her “kapı”dan gelen yardımları en rasyonel biçimde bir potada eritme sanatı değil midir? Ve hele Bolivya gerillalarının daha hemen başında 60’nın 30’u Bolivya KP’sinden değil midir? Onların kendilerine “eşya muamelesi” yapılmasını kabullenmeleri beklenemezdi. Ve nitekim mal ve adam gönderilmesinde vitesi hemen sıfıra çektiler. Bolivya deneyiminde Che’nin en belirleyici hatası mutlaka buradadır : Bolivya KP’siyle ilişkilerinin sarpasarmasında. Bolivya KP Genel Sekreteri’nin dayatmasında : “Lider ben olmalıyım, madem ki gerilla Bolivya’da!” ısrarında.
Sadece bu da değil herhalde: UMUDA yolculukta umutsuzluk taşınmamalı. Çünkü umutsuzluk bela, kaza ve ölüm getiriyor maalesef.

4. Che, 12 Mart 1965’te Küba’yı terketti. Ekim-Kasım 1966’da Bolivya’ya vardı. Şubat 1967’de Regis Debray Bolivya’da. Nisan 1967 sonunda Debray gerilladan, Che ile söyleşisinden, ayrılır ayrılmaz hemen yakalanıyor. Ve Che’nin Bolivya dağlarında bulunduğu anlaşılıyor. Daha önce belki tahmin ediliyordu ama kesinkes bilinmiyordu, Debray sayesinde bu artık açıklık kazanıyordu. Debray’ın bu konuda büyük bir sorumluluğu olduğu ortada.
Ve işte o zaman Bolivya’da baskı, iz sürme ve zulümde bir üst vitese geçiliyordu :
30 Mayıs 1967’de sıkıyönetim ilan ediliyor. Haziran ve Temmuz aylarında Bolivya Vietnam artığı yankeelerle dolduruluyor, “Eğitici” adı altında. Vietnam eskilerine “iş olanağı” yaratılıyor.
14 Haziran’da Che 39. yaş yıldönümünü kutluyor. Madenciler grevde. Grevin başarısı merakla bekleniyor.
6 Ekim 1967’de 18 gerilladan kalan sadece 8 kişidir: Aç ve yorgun. Karşılarında ise 1.800 öldürücü : Tepeden tırnağa silahlandırılmış asker, ABD’li eğitimciler, uzmanlar, CIA ajanları, Bolivya istihbarat elemanları, muhbirler…
7 Ekim 1967: Che’nin BOLİVYA GÜNLÜĞÜ sona eriyor.
Ama gerilla yaşamı sürüyor: Ertesi gün saat 11.30’da çatışma. Akşam üzeri, Bolivya dağlarında sıcaktan ve silah seslerinden kuşların tümü siperdeyken Che yakalanıyor. Che çünkü bacağından yaralı. O gün, o akşam, o gece Che, yakındaki köyün ilkokul binasının en büyük sınıfında bekletiliyor, birbirine birleştirilmiş sıralar üzerinde, uzanmış.  Che yaralıdır. Duvarda yazılar: KIŞ-İLKBAHAR-YAZ-SONBAHAR. İlkokul öğretmeni bayan, o gece,  Che’ye iki yudum su, birkaç kaşık yiyecek sunuyor. Yarasını pansumanlamak istiyor…
Bolivya İstihbarat Şefi Albay Zenteno ve CIA istasyon sorumlusu, La Paz’ın ABD’den gelecek emri kendilerine iletmesini bekliyorlar. Emir geliyor: ABD hükümeti, CIA aracılığıyla Che’nin katledilmesini emrediyor. Zenteno emri veriyor, Astsubay Madio Teran yaralı Che’yi katlediyor.
9 Ekim 1967’de Che alçakça böyle katlediliyor. Ve EFSANELEŞİYOR.
Astsubay Mario Terran bir yıl sonra yaptığı alçaklığın altında eziliyor: İNTİHAR EDİYOR.
Bolivya İstihbarat Servisi şefi Albay Zenteno, emri verendir, Paris’te Bolivya Büyükelçiliği görevindeyken 1976’da Che’nin yoldaşları tarafından vuruluyor.

5. Che’nin yaralandığı, yakalandığı, gözaltında tutulduğu ve öldürüldüğü köyün ve çevrenin köylüleri için Che artık bir azizdir. Son derece dinci, son derece inanmış köylüler için Che artık bir peygamberdir.
 “Teşekkürler Che. Öyle bir ölüm ki asla ölmeyen. Sen bizim ışığımızsın.”
Che’nin musalla taşının duvarlarında yazılıdır bunlar. Dahası mı? İşte şunlarda orada yazılıdır:
“Senin kavgan bizim yaşam yolumuzdur.”
Önemli olan: ESPERANZA’YI (UMUDU) LA VİDA İLE (YAŞAMLA) KURTARMAKTIR.

6. 1997’de, Che’nin Afrika’daki gerilla yıllarının delikanlısı, gerilla önderlerinden Laurent Desire Kabilla, 30 yıllık Mobutu iktidarını Zaire’nin yazgısından silip attı. Zaire  Kongo adını aldı. Demokratik ve Cumhuriyetçi Kongo’dur bu. Elbette Kabila bilinen gerillalardan değildir. Bir miktar işveren-gerilladır. Ama neticede altmışlı yıllarda Che ile tasarladıkları ve gerçekleştirmeye çalıştıkları yöntemle Zaire’nin doğusundan başlattığı gerilla eylemleriyle Zaire’nin başbelalarını silip süpürdü.
21. Yüzyılın başındaki yıllarda Güney Amerika’da bir iki istisna dışında güneyden kuzeye bütün devletlerde seçimlerle işbaşına gelenler Che derslerinden geçer not alanlardır. Bu seçim zaferleri aynı zamanda Che’nin yankeelerden ve yerli işbirlikçilerinden tarihi rövanşıdır.
Onun için Che kazanılacak zaferlerin komutanıdır.
Onun için Marcos kendisine sadece Ast-Kumandan titrini uygun görür:
CHE YARINLARIN ÜTOPYASIDIR.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.