FRANSA'DAN… Küresel kapitalizmin krizi

ABD kapitalist ekonomisi tarihin en önemli krizlerinden birini yaşıyor. Bush, ABD’nin en büyük beşinci bankasını kurtarmak için kongreden acilen 700 milyar dolar talebinden bulundu. Aksi takdirde ekonominin çok ciddi sorunlarla karşılaşacağını belirtti. Afganistan ve Irak işgalinde yaklaşık olarak 2,5 trilyon dolar harcandığı da dikkate alındığından krizin boyutunun çok daha kapsamlı olduğu ortaya çıkıyor.

Dünyanın Gayri Safi Milli Hâsılası(GSMH)  yaklaşık olarak 36 trilyon dolardır. Bunun yüzde33’ü yani 12 trilyonu ABD’ye aittir. ABD ekonomisinde ortaya çıkabilecek her hangi bir sorun dünya kapitalist sistemini doğrudan etkilemektedir. Dolar uluslar arası para sisteminde baz alınmakta ve bütün değerler ve özellikle borsa ve finans değerleri dolar üzerinde belirlenmektedir. Bu bakımdan ABD’nin emlak sektöründen meydana gelen krizin bütün dünyayı etkileyemeye başlaması krizin lokal değil küresel boyutta olduğunu ortaya koymaktadır.. Örneğin Belçika'da ciddi bir finans krizi içinde olan Fortis, ‘Hollanda ve Lüksemburg'un katkısıyla 11milyar Euro aktarıldı ve aynı zamanda kısmen kamulaştırıldı. Ayrıca diğer büyük banka Dexia’nın da finans krizine girdiği açıklandı. Bu bankanın krizden kurtarılması içinde devletin önemli bir kaynak ayıracak.  

İngiltere, Bradford & Bingley (B&B) bankası iflas kararı verdikten sonar İngiliz hükümeti bankayı kurtarmak için 44 milyar sterlin para aktaracağını açıkladı. Aynı şekilde Almanya Maliye Bakanı, Alman ekonomisinde ciddi sorunların gündeme gelebileceğini açıklarken, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy de finans kuruluşlarıyla acil toplantılar yapmaya başladı. İtalya hükümeti olası bir krize karşı 10 milyar Euro kaynak ayırdı. AB Merkez Bankası acil önlemler almak için olağanüstü toplantılar yapmaya başladı. Dünyanın ünlü ekonomist Joseph Stiglitz de “küresel bir dünyada, subprime bulutunun  ABD sınırlarını aşmayacağını düşünmek gerçekçi olmazdı” tespiti, krizin küresel boyutunu ortaya koyması bakımından önemlidir.

Özellikle 1929 yılında yaşanan ‘Dünya Kapitalist Büyük Bunalımı’ krizi ile eş anlamlı görülen ‘Küresel Finans Krizi’ esasen dünya kapitalist sisteminin ekonomik ve politik geleceği bakımından bize somut bir fikir verdiği gibi, Marx’ın özellikle Kapital’in 3. Ciltlinde belirttiği teorik olguları bütünlüklü olarak doğrulamaktadır.

Küresel kapitalizmin finans krizi, aynı zamanda kapitalist tekeller arasında birleşmeye yol açmaktadır. Özellikle aynı sektör içerisinde bulunan sermaye gruplarının birleşmesini sağlayarak aslında daha güçlü tekel grupları ve böylelikle uluslar üstü tekel gruplarının oluşması sürecini hızlandırmaktadır. Örneğin krizin kamuoyuna yansımasının hemen ardından ABD’nin en büyük tasarruf ve kredi bankası Washington Mutual’ın varlıkları JP Morgan tarafından 1,9 milyar dolara satın alındı. İngiliz Bradford & Bingley(B&B) bankasına ait tasarruf mevduatı hesabı ile şubelerinin İspanyol bankası Santander tarafından satın alınacağının açıklanması küresel tekelleşme sistemine dair bize somut bir fikir vermektedir.

Bir başka önemli nokta,  finans krizi yaşayan şirketlerin kurtarılması için söz konusu olan kredilerin yükü emekçilerin sırtına yüklenmektedir. Örneğin, ABD’de Emlak sektöründe meydana gelen krizde kredi ile ev satın alan yaklaşık 4 milyon aile, yüksek krediler nedeniyle evlerini ucuza elde çıkartmak zorunda kalıyorlar. Bu evlerde yine bir başka Emlak sektöründe bulunan tekel grubu tarafından satın alınarak karlarını maksimal etmektedirler. Milyonlarca insan ise evlerini kaybederken, söz konusu bankalar veya finans kuruluşlarının kurtarılması için milyarlarca dolar kullanılmaktadır. Banka veya finans kuruluşlarının birleşmesi ile on binlerce insanin işine son verilecek. Diğer bir ifadeyle kapitalizmin krizi, savaşlara, tekelleşmeye, enflasyona, işsizliği vs. yol açar Kapitalizmin adaleti denen şey de işte budur.

ABD’nin iki ünlü burjuva stratejisyeni Fukayama ve Huntingont, özellikle Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra kapitalizmin kesin ve mutlak zaferini ilan etmişlerdi. İdeolojilerin son bulduğunu, kapitalist liberal sistemin dünyada sonsuz bir egemenlik kurduğuna dair verdiği vaazların üzerinde daha bir on yıl geçmeden, başta ABD’nin küresel kapitalist düzen olmak üzere,  kapitalist kriz onların gelecekteki pratik durumlarına ilişkin çok somut veriler sunmaktadır. Bu iki ideologun görüşleri fiilen iflas etmiş durumda.

Küresel dünya kapitalist sisteminin insanlığın geleceği için çok daha büyük bir tehlike olduğunu, dünyanın birçok farklı ülkesinde ortaya çıkan ekonomik-politik ve sosyal gelişmelerden anlamak mümkün. Yaşamın pratiği kapitalizmin ‘insanlığın vardığı son aşama değil’ tersine insanlığın içerisinde yer aldığı toplumsal yaşamı yok eden barbarların bir sistemi olduğunu ortaya koyuyor. 

Küresel kapitalist sisteme alternatif uluslar arası ve bölgesel düzeyde güçlü politik hareketler ortaya çıkıp, kapitalist krizi derinleştirmek için pratik yönelimler içerisine girmez ve alternatif politik projeler ortaya koymaz, kitlelere somut alternatifler üretemez ise küresel kapitalist sistem, kendi krizini kendi içinde aşar. Hem de krizin bütün yükünü emekçilerin sırtına yükleyerek bunu yapacaktır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.