FRANSA’DAN… Militaristleşen bir AB

AB’nin stratejik merkez ülkeleri içerisinde siyasal gericiliğin hızla gelişmesine parelel olarak, faşist hareketlerin ciddi potanbsiyel bir tehlike haline gelmeye başladılar. Bu gelişmeden çok daha önemli olan durum, ise  AB Anayasasının militarist yapıyı resmileştirilmesidir.

Ulararası ilişkilerde etkin bir güç olmak için silahlanmaya ağırlık veren AB ülkeleri aynı zamanda merkezileşmiş militarist bir Avrupa ordusunu yaratma yönünde ciddi adımlar atmaktadırlar. AB Anayasasının en  dikkat cekiçi yanlarından biri, askeri stratejiye ciddi bir önem vermesi ve Birliğin yayılmacı politikaları  ‘anayasal güvenceye’ kavruşturulmasıdır. 

Dış ve askeri politika konusunda anayasa sözleşmesinin açık hedefi, AB’ni küresel emperyalist savaşları sürdürebilecek bir düzeye getirmektir. AB’ne “askeri araçlara dayanan operasyonları yürütme yeteneği”nin güvenceye alıyor (Madde I-41, 1.fıkra). Silahlanma, “Üye devletler, askeri yeteneklerini düzenli olarak düzeltme yükümlülüğünü taşırlar” (Madde I-41, 3. fıkra) maddesi ile yasallaştırılıyor.

Silahlanmanın merkezileştirilerek geliştirilmesi için de “Silahlanma, tedarik, araştırma ve savunma kapasitelerin geliştirilmesi ajansı” (Avrupa Savunma Ajansı)’nın kurulması planlanmaktadır. AB merkezli kurulacak olan bu kurum, “savunma sektörünün sınai ve teknolojik temelini güçlendirmeye dönük işe yarar tedbirler” almakla yükümlüdür (III-311). Silahlanma stratejisinin uyguyanması için de, askeri ve dış politikalarının denetimini AB parlamentosu ile Avrupa Adalet Divanı’nın yetkileri dışında tutarak doğrudan AB Bakanlar Konseyi vermektedir (I-41, 5).

AB’nin bölgesel alanlanlara müdahele gerekçelerini de çok yönlü tutmaktadır. Madde III-309’da AB’nin askeri seçenekleri “insani operasyonlar”dan ‘sıcak çatışmaya’ kadar geniş bir alanı kapsayan “Petersberg görevleri”, olarak yani “silahsızlandırma savaşları” ile tamamlanmaktadır. “Askeri araçlarla yürütülen misyonlar, ortak silahsızlanma tedbirlerini kapsamaktadır” adıyla her hangi bir bölgeye askeri müdahaleyi gerekçelendirmektedir.  

Aynı zamanda Bakanlar Konseyi “bir grup üye devleti Birlik çerçevesinde bir misyonu yerine getirmekle görevlendirebilir” (Madde I-41, 5. fıkra ve III-310, 1. fıkra). Yine Avrupa Birliği anayasa sözleşmesinde ‘üye devletlere silahlanma yükümlülüğü’ getiren (Madde I-41, 3)  ile terörle mücadelede ordunun AB dışındaki ülkelerle(“üçüncü ülkeler”) işbirliği yaparak müdahalede bulunabileceğini belirleyen  (III-309, 1); maddesi  ile oluşturulmaya çalışılan Avrupa Birliği   ordusunun dünyanın başka bölgelerini işgali, Anayasal güvenceye alınarak meşrulaştırılmış durumdadır.

AB ülkelerinin askeri sanayilerini bütünleştirme projelerini devreye sokmaları, AB’nin bir çok uluslararası silah tekelinin ortak çalışma kararı alması, özellikle, uçak, tank, füze sistemleri alanında ortak yatırımlara yönelen AB ülkelerinin silahlanmaya ayırdıkları oranlarda yıllara göre çok ciddi artışlar yaşanmaktadır. Örneğin 2004 yılı verilerine göre bazı Avrupa ülkelerinin silahlahmaya ayırdığı pay milyar dolar bazında şöyle belirlenmiş: İngiltere 51 milyar, Fransa 42 milyar, Almanya  30  milyar, İtalya 17 milyar,  Avusturya 12 milyar. İspanya 11milyar, Ukranya 6 milyar, İsveç 6 milyar, Polonya 5 milyar, Norveç 5 milyar, Yunanistan 5 milyar, Yeni Zellanda 4 milyar,. Belçika, 4 milyar, Portekiz 3 milyar, Danimarka 4 milyar, Cek Cumhuriyeti 2 milyar olarak belirlenmiş.  

Silahlanma programının yaşama geçirilmesi ve askeri birliklerin hazırlanması bu doğrultuda atılan adımların bir göstergesidir. AB Savunma Bakanları Mart 2004’de “Head-Line-Goal 2010” adını verdikleri AB’nin askeri stratejik kararları kapsamında, Silalahlanma programınnı geliştirilmesi,  küresel savaşları yürütme kabileyetine sahip bir ordunun oluşturulması için askeri yol haritası çizildi.  Bu plana göre   birincisi, ‘Avrupa Müdahale Birlikleri’ne bağlı  60 bini askeri operasyonlar için 24 saat görevde olacak tarzda   100 bin kişilik askeri  bir gücün oluşturulması. İkincisi, her biri 1500 kişiden oluşan “battle groups” adlı küçük savaş birliklerinin kurularak kriz bölgelerine anında müdahale etmesini sağlamak.  

2004 yılından beri askeri müdahale gücü olarak kullanılmaya başlanan bu ordunun bileşimi: Avusturya: 3.500, Belçika: 1.000, İngiltere: 12.500, Finlandiya: 2.000, Fransa: 12.000, Yunanistan: 3.500, İrlanda: 1.000, İtalya: 6.000, Lüksemburg: 100, Hollanda: 5.000, Portekiz: 1.000, İsveç: 1.500. Almanya: 18.000.   AB Müdahale Gücü toplam 78.890 askerden oluşuyor. 

Bütün bu veriler AB’nin  önümüzdeki yıllar içerisinde ciddi bir askeri güç haline geleceğini, özellikle azami karın yüksek olduğu bölgelerde işgal gücü olarak daha aktif rol oynayacağını gösteriyor. Bu aynı zamanda militaristleşmiş, siyasal gericiliğin çok daha hızlı geliştiği bir AB sürecine doğru hızla evrilmektedir.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.