FRANSA’DAN… Toplumsal dinamikler

Bir kaç ay önce, Fransa’’da Baliyölere yönelik  dışlanmş politikaların yarattığı tepki, İçişleri Bakanı Sarkozy’nin provakasyonları ile   bir anda ve kendiliğinden toplumsal bir ‘patlamaya’ dönüşmesi, iç politikada ciddi sorunlar doğurdu. Devlet, büyük kentlerde eşzamanlı gelişen ve aktif eylemlere dünüşen olayların banliyö gençliğinin dipten gelen dalganın bir yansıması olduğunu  gördü ve etkisizleştirmek için bir kısım politikalar geliştirmeye başladı. Sorunun bir yanını medyatik görüntüler oluştururken, esas yanı politik saldırılar içeriyordu. Banliyö gençliğinin tepkisi gerekçe gösterilerek demokratik hak ve özgürlüklere yönelik çok kapsamlı saldırıları yasallaştırıldı. Polis devleti bir bakıma meşrulaştırılırken özellikle işçi sınıfının en etkili toplumsal silahı olan grevin, devlet bakımından stratejik olan iş kollarında yasaklanması için yasa tasarıları hazırlandı.  

Banliyö gençliğinin eylemlerinin politik ve nedenleri etkisi tartışılmaya devam ederken, bu kez özellikle üniversite öğrencilerinin geliştirdiği ikinci bir gençlik dalgası Fransa’yı etkisi altına almış durumdadır. Bugünke sağcı UMP hükümeti, gençlerin sosyal ve iş haklarına saldırıyı gündemine alarak Parlementoda geçirmeye çalışmaktadır. CPE(Contrat Première Embauche) olarak adlındırılan yasaya karşı üniverste öğrencilerinin başlattığı direnişler ve eylemler  toplumun önemli bir kesimini kapsayarak gelişiyor.

84 ünivertisede 71’i  öğrenciler tarafından işgal edildi. Binlerce öğrencinin üniversitelerde barikat halen devam ediyor. 3000 liseden yaklaşık olarak 2000’i boykut(ya da grev) yaparak hükümetin yasasına karşı aktif olarak harekete geçti. İşçiler ve memurlar uyarı grevi yapmaya başladılar. Sermaye bakımından sembol olan Sorbonne üniversitesi, üniversite rektörünün çağrısı ile polisin saldırısına uğradı. Üniversitebisini terk etkmek istemeyen öğrenciler ile polis arasındaki çatışmada yüzlerce öğrencinin yaralanması ile sonuçlandı ve üniversite polis denetimine verildi. Sorbonne bugün polis işgali altındadır.

Hemen her gün süreklilik kazanan eylemler sayıları yüzbinleri ve milyonları bulan protesto eylemlerine sahne olmaktadır. 18 Mart’ta yapılan eyleme Paris’de 400 bin olmak üzere Fransa genelinde 1,5 milyondan fazla insan katıldı. Direnişler ve eylemler çoğu kez polisle açık bir çatışmaya dönüşmektedir. Göstericilerin ‘yasal’ eylemlerine yönelik çok bilinçli olarak saldırılarda bulunan polis, yüzlerce insanı gözaltına alıp tutuklanmaktadır. Örneğin, 18 Mart günü Nation bölgesinde, polisin  göstericilere saldırması sonucu, d’Orange şirketinde çalışan ve SUD-PTT sendikasına üyesi CYRIL FEREZ isimli işçi,  ağır yaralı olarak halen komada. Şu ana kadar 1400 kişi gözaltına alınıp haklarına soruşturma açılmış bulunmaktadır. 28 Mart’ta  CFE-CGC, la CFDT, la CFTC, la CGT, FO, Sud-Rail et l’Uns  genel greve gidilmesi toplumsal tepkinin en üst boyutta yansıyacağını ortaya koymaktadır. 

Ekonomik ve sosyal haklara yönelik gerçekleştirilen bu saldırıların arka planında yatan neden nelerdir?  Bir kaç aydır, sermayenin ihtiyaçlarına yönelik olarak çıkartılmaya çalışılan bir kısım ‘iş yasaları’ sağcı UMP hükümetinin en önemli gündem maddesini oluşturmaktadır.   

Avrupa ve Fransız burjuvazisinin baskıları sonucu, son dönemlerde bu sorunlar yeniden göndemleştirildi.  Mevcut Toplu İş Sözleşmesinde ve İş Yasasında değişiklik yapılarak ‘Yeni İş Kontratı’nın uygulamaya konulması için hükümet tarafından ‘yeni’ bir yasa taslağı hazırlandı. Hazırlanan bu taslağa göre, Patronlara önemli yetkiler ve haklar verirken, işçilerin mevcut sosyal haklarının önemli bir  kesimi ellerinde alınmak isteniyor. Her hangi bir iş yerinde çalışan bir işçi ve ya ücretli, 2 yıl boyunca, hiç bir yasal hukuka dayanmadan patronlar tarafından, istenildiği anda, her hangi ciddi bir neden gösterilmeden ve hiç bir sosyal hakkı karşılanmadan işten atılmasına izin verilmektedir. Böylece, sosyal güvenlik yasaları, ‘yeni iş yasası’yla tamamen gerçersiz kılınmaktadır.

Bu kez, yüzde 70’ine yakını işsiz olan Banliyö gençliğine iş imkanı yaratma demogojisiyle, gençlerin 28 yaşına kadar her hangi bir iş yerinde çalışması güvencesi ortadan kaldırılıyor. CPE(Contrat Première Embauche) adıyla çıkarılmaya çalışılan yasa, her hangi bir iş dalında çalışan bir genç, 28 yaşına kadar, patron tarafından istendiği zaman ve yine her hangi bir gerekçe gösterilmeden işten atılmasına olanak sağlamaktadır. Bugünkü iş güvencesi bütünüyle ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır. Sermayenin ihtiyaçlarına göre yeniden biçimlendirilen yasalara karşı çok ciddi bir toplumsal tepki oluşmuş durumda. Göstericilerle polis arasında fiili çatışmaya dönüşen eylemlerin politik ivmesi hızla artkmaktadır.

Toplumsal tepkinin ağırlığını iyice hiseden Başbakan de Villipen, uzlaşmaz tutumunu yavaş yavaş terk ederek, sendikalarla görüşme masasanıa oturarak yasa üzerinde gerekli değişiklikleri yapabileceğini kabul ederken, sendikalarda da uzlaşma eğlimi belirlendi. Ancak sorunun doğrudan muhatabı olan ünviversite gençliği, sendikaları uyarmak zorunda kaldılar:’Yasa geri çekilmeden hiç bir biçimde masaya oturmayacaklarını ve sendikaların kendileri adına karar veremeyeceklerini’ açıklamaları, hükümet ile sendikaları arasındaki görüşmeyi doğrudan etkiledi.

Fransada’ki bu toplumsal hareket  sadece Fransa’da değil bütün Avrupa’da dikkatle izlenmektedir. Çünkü sorunun asıl yanı, Avrupa merkezli alınan kararların Fransa’da uygulanmaması ve toplumsal bir direngenliğin oluşması ve bunun Avrupa geneline yayılması Avrupa burjuvazisini önemli oranda rahatsız ve tedirgin etmektedir. Sermaye sınıfı kadar, kapitalizme karşı olana ilerici, devrimci ve sosyalist güçlerinde ciddi olarak takip ettikleri ve siyasal mücadele bakımından bir kısım sonuçlar çıkartmaya çalıştıkları bir sosyal eylemdir. 

Fransada toplumsal hareketin siyasal içeriğine ilişikin değerlendirmeyi bir sonraki yazıda daha kapsamlı olarak ele alacağım.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.