FRANSA’DAN… Türkiye’nin Bilderberg’i: Encümen-i Daniş

Ergenekon adı verilen operasyonla birlikte Türkiye’ye kimler yön veriyor sorusu gündeme getirildi. Hiç şüphesiz ki bunun yanıtı biliniyor. Türkiye’nin arka plan yöneticileri üzerine kamuoyunda sürekli yorumlar yapılır. Devlet içerisinde devleti yönetin birkaç kişi var mıdır? Devletin gerçek sahibi onlar mıdır? Biçimde sık sık sorularla karşılaştığımız gibi, bazen bu tür yorumlar hedef şaşırtmaya yöneliktir. Devletin gizli bir başkanı, yöneticisi var mıdır yok mudur? Bilmiyorum. Ama devleti yönlendiren, onun sürekliliğini sağlayan mevcut kurumların dışında resmiyeti olmayan kurumların varlığını biliyoruz. Devlet’in arka planda örgütlenmesini sağlayan, devlet adına organizasyonlar yapan, eylemler gerçekleştiren, fikir oluşturan, mevcut yöneticilerin nasıl hareket etmesi gerektiğini tartışıp akıl hocalığı yapan kurumların varlığı biliniyor. İşte devletin yönetim merkezi olan Milli Güvenlik Kurulu, devletin kalbi sayılan MGK Sekreterliği, bir Ordu örgütlenmesi olan Özel Harp Dairesi, İdeolojik ve politik yönlendirme merkezi olarak işlev gören Özel Harp Akademiler Komutanlığı, Aydınlar Ocağı, Türkiye Stratejik Araştırmalar Vakfı gibi kurumlar biliniyor. Bunlar gibi fiilen var olan ama resmiyeti olmayan kurumlardan da bahsetmek mümkündür. İşte devletin ‘gizli’ faaliyetleri yürütüp cinayetler işleyen JİTEM, Ergenekon gibi kontrgerilla örgütleri bunlardan bir kaçıdır, Ayrıca devlet’in politikalarını, stratejilerini, uluslar arası ilişkilerini belirlemede etkin olan bir kısım kurumlar da var. Bunlardan birisi de Ergenekon bağlamında ismi gündemleştirilen ‘Ercümen-i Daniş’tır.  

1850 yılında Osmanlı yönetimine akıl hocalığı yapmak için içerisinde dönemin ‘bilim’ adamlarının yer aldığı ve padişah tarafından resmi olarak kurulmasına izin verilen fiili bir devlet kurumudur. Osmanlı İmparatorluğu yıkıldı ama ’Ercümen-i Daniş’ kurumu varlığını, yeni kurulan Cumhuriyet’te de devam etti. Bir bakıma devletin politikalarının belirlenmesinde önemli bir rol oynadı. Bu kurumda yer alanların isimlerine ve devlet içerisindeki konumlarına bakıldığında etki gücünün sanılandan çok daha büyük olduğu tahmin edilebilinir.  Bu kurumun üyesi Genelkurmay eski başkanı Karadayı, bu yapının devlet içinde “üst düzeyde görev yapmış, devlet tecrübesi olan emekli insanlardan oluştuğunu” belirtti.  

Bu kuruluş içinde kimler yer alıyor? Cumhurbaşkanları, başbakanlar, genelkurmay başkanları, Yüksek Askeri Şura üyeleri, Milli Güvenlik Kurulu üyeleri, Meclis Başkanları, bazı milletvekilleri, general rütbesinde bazı subaylar, üst düzey devlet bürokratları, bazı baro yöneticileri ve sivil toplum kurumlar başkanları, gazeteciler, bir kısım, işadamları. Yanı devletin ve toplumun az sayıda üst düzey tabakasından oluşturan bu kurum, devletin stratejik olarak yönlendirilmesinde önemli bir işleve sahiptir.  

Katılımcıların isimleri sanırım bize somut bir fikir verebilir. Cumhuriyet’in kuruluşundan beri Encümen-i Daniş’in kurucuları arasında yer alan veya üyesi olanlardan bazıları şunlar: “Tayfur Sökmenoğlu haricinde, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Şükrü Kaya, Esat Bozkurt, Şemsettin Günaltay, Falih Rıfkı Atay, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Refet Bele, Fahrettin Altay, Kazım Orbay, Kazım Özalp gibi isimler var. Sonraki yıllarda gruba Hasan Saka, Nihat Erim, Suat Hayri Ürgüplü, Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, S. Osman Avcı, eski bakanlar Fethi Çelikbaş, (Encümen-i Daniş üyesi) Vefa Poyraz, İlhan Evliyaoğlu, (Encümen-i Daniş üyesi) Doğancan Akyürek, Mükerrem Taşçıoğlu, Ömer Ucuzal, Sadık Batum, Mete Tan, eski milletvekilleri Hakkı Kurmel, Mehmet Kaşıkçı, Doğan Öztunç, Muammer Alıcı, Salim Erel, Hilmi Çeltikçioğlu, Muhlis Arıkan, Erol Ağagil, Selahattin Güven ve Sami Kumbasar ile eski senatörlerden Osman Çetin. Eski Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Muhsin Batur, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Kemal Kayacan, emekli orgeneraller Kemal Atalay, Fikret Esen, Adnan Ersöz, Ragıp Uluğbay, İrfan Özaydınlı, emekli oramiral Haydar Olcaynoyan, emekli korgeneral Faruk Güventürk, emekli tümamiral Sezai Orkunt, eski bakanlar Hıfzı Oğuz Bekata, İlyas Seçkin, Tıp Profesörü Hikmet Altuğ, emekli büyükelçi Necdet Özmen.

12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra bu kurum toplantısına katılanlardan bazılarının ismi şunlar: Eski genelkurmay başkanları Necdet Üruğ, İsmail Hakkı Karadayı, Hüseyin Kıvrıkoğlu, 12 Eylül 1980’den sonra başbakan olan Bülent Ulusu, Turgut Özal döneminin TBMM eski başkanları Necmettin Karaduman, (Encümen-i Daniş üyesi), ve Kaya Erdem, eski dışişleri bakanları Emre Gönensay ve İlter Türkmen, emekli orgeneraller Atilla Ateş, Ahmet Çörekçi, Necdet Öztorun, Süreyya Yüksel, Nahit Özgür, İbrahim Şenocak, eski bakanlar Fethi Çelikbaş, Cahit Aral, Mustafa Aysan, Safa Reisoğlu, emekli büyükelçiler Oğuz Gökmen, Temel İskit, Fahir Alaçam, Oktay İşcen, Radikal gazetesi yazarı Profesör Mustafa Aysan.

Devletin ‘büyük jürisi’ olarak tanımlanan bu kurum, sistemin temel politikaları ve belirleyeceği stratejiler üzerine fikirler oluşturup, hazırladığı raporları devletin yönetici kurumlarına bildiriyor. Öncelikli olarak Milli Güvenlik Kurulu Sekreterliğine, Genelkurmay Başkanlığına, Cumhurbaşkanlığına, Meclis Başkanlığına, Başbakanlığa sunuluyor.

Ergenekon ile ismi gündemleşen Encümen-i Daniş sanki yeni bilinmeyen ve ilk kez açığa çıkan bir kuruluşmuş gibi yansıtılmaya çalışılması da ikiyüzlü bir politikadır. Bu kuruluşta kimlerin yer aldığı, kimlerin yöneticilik yaptığı, raporların nasıl hazırlandığı devletin bütün yöneticileri tarafından bilinmektedir. Ayrıca hazırlanan raporlar öncelikli olarak devletin stratejik kurumlarına sunulmaktadır. Örneğin Türkiye’nin NATO’ya alınmasında, Amerikan’ın politikalarına bağlı olarak, Türkiye’nin antikomünist strateji ekseninde yeşil-kuşak projesine dâhil olması, Türk-İslam sentezinin devlet politikası olarak belirlenmesinde ve Kürt Sorununda devletin izlediği politik strateji gibi konularda, söz konusu bu kurumun önemli bir etkisi olduğu biliniyor.

Ayrıca dünya küresel kapitalist sisteminin politikalarına yön veren bu tür kuruluşlar hemen her ülkede var. Örneğin, küresel sistem güçlerinin inisiyatifinden geliştirilen ve dünyanın birçok bölgesinde aktifleştirilen bu örgütlerin en önemlisi Bilderberg’dir. 1954  yılında kurulan  ve dünya  küresel sistemin yönetim merkezi işlevini gören Bilderberg’in kapitalistlerin uluslar arası politikalarını belirlemede etkin olan bir kuruluştur. Bu elitler kulübünün toplantılarına katılanların isimlerden biri kaçını sıraladığımızda Merkez Bankası eski Başkanı Gazi Erçel, Dış İşleri Bakanı Ali Babacan, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Başkanı Kemal Derviş, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, gazeteci Fehmi Koru gibi bazı gazeteciler ve yazarların katıldığı biliniyor.

Şimdi Encümen-i Daniş, küresel Bilderberg’in Türkiye’deki bir alt kolu olarak işlev görmektedir. Bu kurumu birçok üyesi aynı zamanda Bilderberg toplantılarına katılmaktadırlar. Doğal olarak kürsel politikaların belirlendiği merkezde alınan birçok kararın Türkiye’ye yansıtılmasında Encümen-i Daniş’in çok önemli bir rolü bulunmaktadır. Dünyanın hemen her ülkesinde bulunan bu tür kuruluşlar arasında sürekli bir bağ bulunmaktadır. Bunların resmi olması gerekmiyor. Zaten buna pek ihtiyaçları yoktur. Hepsinin stratejik hedefi veya varlık nedeni, küresel kapitalist sistemi korumak ve süreklileşmesini sağlayan kararlar alıp uygulatmaktır.

Devlet seçkinlerinin oluşturduğu bu kurumun, Ergenekon dâhilinde operasyon kapsamına alınmasının bir başka önemli yanı da, kurum üyelerinin geleneksel politikaları ve Türkiye’nin bölgesel politikalar içerisinde oynaması gereken rol ile ABD’nin politik çıkarları arasında bir kısım çelişkilerin ortaya çıkmasıdır. Kurum üyelerinin önemli bir kesiminin özellikle Asker kökenli olması da, operasyona dâhil edilmesi bakımından dikkat çeken bir durum.

Gazeteci Fehmi Koru, Ergenekon bağlamında Encümen-i Daniş’a yönelik bir kısım değerlendirmeler yaparken, tam bir ikiyüzlülük örneği sergilemektedir. Yeni Şafak yazarı bir dönem Bilderberg toplantılarını eleştirirken, kendisi çağrıldıktan sonra da, bu toplantıları katılmanın ayrıcalığını bizlere anlatmıştı. Bir bakıma, küresel kapitalist sistemin elet tabakasının Türkiye gibi bir ülkede kendisine ne kadar önem verdiğini gururlanarak gazete köşesinde anlatmıştı. Şimdi İslamcı iktidarın olanaklarını kullanarak gazeteciliğin en güzel örneğini bize sunmaktadır.

Sayın Koru’nun küresel kapitalist sistemin politika üretim merkezi olarak bilinen Bilderberg’in bir alt kolu olan Encümen-i Daniş’ı eleştirmesinin hiçbir tutarlılığı bulunmaktadır. Bir üsttekine katılmanın havasın atarken, bir alttakinin eleştirisini yapmanın bir mantığı yok. Bunlar bir eleştiri değil de, bugüne kadar çağrılmadığı için bir kızgınlık olarak algılanabilir.

Gokyuzu9@aol.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

four + 7 =