İşgale evet mi, hayır mı?

İşgale evet mi, hayır mı?

0
PAYLAŞ

Bush babasından aldığı tehdit etme ve işgal etme özeliklerini, tüm amerikan halkının genlerine işlemeye çalışıyor. Kovboy kültürü, Amerikan kültürü yapma girişimi birçok eyalette ters tepkiler oluşmasına neden olsa da, bildiği yoldan geri dönmüyor, aksine İsa öğretilerini kendisine göre yeniden yazıyor! Büyük kurtarıcı, dünyayı tüm faşist ve amerikan karşıtlarından kurtaracak! Öteki taraftan da Avrupa içinde Nazi hareketini kendisine bağımlı gelişmesi için olanaklar yaratıyor.  İstemediği ve yolda gitmeyen bir şey olduğunda askeri seçenekleri göz ardı etmediği son darbe ile kendisini göstermiştir.


Amerika İran’a gerçekten askeri olarak müdahale eder mi? Bush iktidarı döneminde olmazsa dahi, başka bir başkan döneminde, eğer olaylar bu şekilde gelişirse eder diye düşünüyorum! Çünkü müdahale etmek için şartları dünya kamuoyu önünde hazırlıyor. Peki, İran’ı ne kadar tanıyoruz? Kaç halk orada yaşamakta, ne yapmaktalar? Orada dengeler nasıl sağlanıyor, rejim hala nasıl oluyor da ayakta duruyor?


İran devletinin resmi rakamlarına göre nüfusun etnik yapısı tahmini olarak şöyledir: Farisiler %51, Azeriler %24, Türkmenler %2, Kürtler %8, Gilaki-Mazenderaniler %3, Araplar %2 (özellikle Basra Körfezi sahil şeridinde), Beluciler %2,(özellikle Pakistan’a komşu bölgede), Lur %3, Ermeni %0.2, diğer etnik gruplar yaklaşık %2. Farsça resmi dildir. 1,6 Mio. km² yüzölçümü sahiptir. İran toprakların 53%’ü çöldür. İran nüfusu 68 milyondur. Ülkenin %98 Müslüman inancına sahiptir. %90’ı Şii, %8’i Suni inancına sahiptir.


İthalat /İhracat


2005 ithalat verilerinde Iran 55,25 Milyar Amerikan-Dolar kaydedilmiştir. En Büyük olarak 2004 Japonya (18,4 %), Çin (9,7 %), İtalya (6 %), Güney Afrika (5,8 %), Güney Kore (5,4 %), Tayvan (4,6 %), Türkiye (4,4 %) ve Hollanda (4 %).


En önemli ithalat ürünü ise petroldür.


2005 ihracatı ise 42,5 Milyar Amerikan-Dolardır. 2004 yılındaki verilere göre; Almanya (12,8 %), Fransa (8,3 %), İtalya (7,7 %), Çin (7,2 %), Birleşik Arap Emirlikleri (7,2 %), Güney Kore (6,1 %) ve Rusya (5,4 %).


İran halkı bu kısa bilgiden anlaşılacağı üzeri yok. Türkiye denince bir Türk halkından bahsedilebilinir, fakat İran denince İranlı yoktur, orada İran, üst bir kimliktir.  Tıpkı Afganlı diye bir halkın olmadığı gibi.


İran’a müdahale demek, bir arı kovanına bir sopa sokmak gibidir, oradan yaralı olarak da çıkılabilinir, yok olunabilirde. Çünkü arıların ne kadar güçlü ve sıklıkla üzerine geleceğine bağlıdır. İran tarihi, eski ve devlet geleneği olan bir topluluktur. O yüzden Irak ve Afganistan’dan ayrılır. Yerleşmiş bir devlet yapısı içinde kurumları da yerli yerindedir. İşgal yapılacaksa eğer öncelikle bu kurumların felç edilmesi ve çalışmaz hale gelmesi gereklidir. Darbe için gerekli olan iç savaşında yaşanması gereklidir. İran’da bu durumda söz konusu değildir. Uzun zamandır bu konuda birçok girişim olmuş olmasına rağmen, İran halkları içinde devletine bağımlı olmayı sürdürmüştür. İran’ın en büyük şansı kuzey sınırları ve batı sınırıdır, yüzyıllardır istikrar içindedir. Eğer Ermenistan ve Azerbaycan anlaşmış olsaydı yukarıdan Azeri milliyetçiliği tetiklenebilinirdi. Fakat İran içindeki bu iki azınlık yukarıdaki sürtüşmeden dolayı istikrar için Tahran’a bağlılıklarını sürdürmekteler.


Türkiye ile birlikte ortak rahatsızlığı olan Kürdistan sorunu ise iki ülkenin de geleceğini belirleyecek gibidir. Ortada bir yerde devletin kurulması demek iç kargaşanın artacağı ve içteki Kürtlerin bağımsızlık duygularının artacağı düşüncesi nedeniyle korku her iki tarafta da vardır. O yüzde son dönemlerde PKK bahane edilerek İran, Irak topraklarında operasyon yapmaya devam ediyor. İran rejiminin en önemli muhalifi olması gereken eski şah taraflarının oluşturmuş olduğu kamplara ise dokunmamaktadır. Eskiden Viyana’da da olsa vurmadan çekinmediği kesim İran için artık tehdit değildir.


İran iç dinamikleri ile devrilecek bir ülke konumunda değildir. Şimdi bu durumda İran’da köklü bir değişiklik bekleyenler ne bekler?


Bu sorunun yanıtı basit! İşgal edilmesini bekler, çünkü mollalara karşı en büyük güç dış güçtür. O da dünya jandarması olan elbette Kovboy ülke Amerika’dır!


dünyanın genelinden bakarsan ve dünya halkları için tehdit eden bir unsur olarak görülüyorsa o zaman neşter vurulmalı! Neşteri vuracak doktor ise belli!


İşgalin ne olduğunu biliyorum. Şimdi bazı durumlarda işgal altında yaşamak daha iyi gibime geliyor, İran mollalar rejimi altında yaşamaktansa! Çünkü yıkamadığın bir rejim, seni her gün öldürmektedir, insanlığı geriye götürmektedir. Bu durumda acaba işgal olmuş olması o ülkenin geleceği için bir çıkış için şans olmaz mı? O rejim yıkacak ne gücün var, ne de örgütün bu durumda ne düşünürsün? İran’lı o rejimi yıkacakta benim hiçbir dış güce ihtiyacım yok, onu yapacak benim der ve örgütlenirse bu durumda da kuşku olmaz mı? Çünkü her büyüyen güç ister istemez Amerikan gölgesi altında olacaktır.


İşgal edilen devletlerden başka rejimler çıkabilir. Vietnam bunun örneği değil mi? İşgal altında verilecek mücadele belirleyici olacaktır. Bu durumda da son iktidar her zaman şanslı olacaktır, çünkü işgal öncesi tüm alt yapıyı onlar kullanıyordu ve iyi tanıdıkları için işgale karşı girişilecek her hareket mollaların elindeki kozu güçlendirecektir.
 
Çok karmaşık bir süreci yaşıyoruz, üstelik bizi bire bir etkileyecek süreç hem ekonomik, hem de siyasi. Gelin bu ülkede strateji uzmanı olun ve bu karmaşık ilişkinin içinden çık! İşgali savunur musun, yoksa karşı mı durursun?


Ortadoğu’da olan her olay birbiri ile ilişkilidir, birbirini tetikleyen bir durum gösterir. Lübnan’da yapılan kısa savaş, ABD ile İran’ın ilk kavgası olarak sahnedeki yerini aldı. İran devrimi sırasında gururu yıkılan kovboy bu sefer o kırılan onuru kazanabilecek mi? Olaylara nereden bakmalı, nasıl anlatmalı? Karmaşanın içinde taraf olunur mu, olunmaz mı, dışarıdan mı izlenmeli, yoksa düşünceni açıklamalı mı?


Bizler bu gelişmelerin dışında olabileceğimizi sanmıyorum, büyük bir girdap oluşmakta çevremizde bizlerde o girdabın içine giren birer toz taneciği mi olacağız, yoksa girdaba karşı direnecek bir başka şey mi? İşte o şeyin adını konması için bir fikir birliği gereklidir.


—————————-
www.cemoezkan.de
http://cemoezkan.sitemynet.com


 

PAYLAŞ
Önceki makaleHerkes hasta mı?
Sonraki makaleİnsan olmak

BİR CEVAP BIRAK