Gençlik gidince elden

Gençler yaşlılardan pek hoşlanmazlar, dedelerini ninelerini sevseler de. Yaşlının yüzü soğuktur. Genç adam bir gün yaşlı olacağını düşünmez ya da düşünmek istemez. Yaşlılığa daha zaman vardır. İnsanlar orta yaşa geldiklerinde bile yaşlılığa hazır olmanın telaşına girmezler. Gerçekten gene epey zaman vardır yaşlılığa. Saçlar iyiden iyiye beyazlanmaya başlar. Atasözünde olduğu gibi isterseniz kendinizi bir güzel kandırırsınız, “Ak saçlar bir onur tacıdır” dersiniz. Söylediğinize kendiniz de inanmazsınız. O zaman Menandros söze girer ve şöyle der:“Ak saçlar erdemi göstermez yılları gösterir.” Son evreye kendini hazırlamayan kişi bedende ve ruhta bir şeyler aksamaya doğru gidince yaşlılığın ne demek olduğunu anlamaya başlar. Yaşlılık dönemi her şeyden önce hastalıklar dönemidir. “Yaşlılığın kendisi hastalıktır” der Terentius biraz aşırıya kaçarak. Ameliyata girmeyi bekleyen yaşlı adamı unutamıyorum. Korkudan tir tir titriyordu. O da ben de olacakları bekliyorduk. “Ameliyata gitmek idama gitmek gibi” dedi bana. “Bize göre ne var, sorun bizi ameliyat edeceklerin sorunu, onlar düşünsün” dedim. Hiç ses çıkarmadı yaşlı arkadaşımız. Beni çok aptal bulmuş olabilir. Deliyim ama çokları öyle de sansa aptal değilim.

Yaşlılığın çok iyi bir şey olduğunu söylemek istemiyorum. Hatta gençlerle konuşurken onlara yaşlılığa hiç özenmemelerini söylerim. Gençlik gibisi var mı? Genç insanda bir de akıl olsa değme ağanın keyfine. Yaşam deneyi kazanıyoruz derken bir de bakıyoruz yıllar geçmiş. Bu defa kazanılan yaşam deneylerinin de bir anlamı olmuyor. İş sonunda geliyor gençler bilse yaşlılar yapabilse sorununa dayanıyor. “En yaşlı ağaçlar en tatlı meyvaları verirler” diyen atasözüne bir diyeceğimiz yok ama hiç meyva vermeyen ağaçları da bu arada gözden uzak tutmamalıyız. Ne olursa olsun yaşlılık güç bir dönemdir, bize düşen onu olabildiğince kolaylaştırmaktır. “Yaşam şaraba benzer, artanı ekşir” diyen Menandros’un gerçekçiliği bizi ürkütse de elimizden bir şey gelmez. Gene de her şeyin bir kolaylığı vardır. Yaşlılığı güvence altına almak için çırpınan hatta bu yolda hile düşünen insanların onu olduğu gibi geniş yüreklilikle karşılayan insanlardan daha mutlu olduklarını sanmıyorum. İnsanoğlu ne zaman korksa başına bir iş getirir. Korku yüzünden yanlış yollara sapmış ve bin türlü güçlüğe uğramış nice insan vardır.

Yaşlılığın zorluğu biraz da ölüm korkusundan gelir. İnsanlar nedense doğru dürüst yaşamayacakları hatta hiç yaşamayacakları ölümden yaşamları boyunca ama daha çok da yaşlılıklarında öcüden korkar gibi korkarlar. Yaşam denen güzellikten ayrılmanın kötülüğünü hepimiz anlayabiliyoruz ama ölüm korkusu da nedir yani? Epikuros’un bildirdiği gibi ölüm geldiğinde biz gitmiş oluyoruz. Ölüm gerçeğinin önüne kimse geçemez: doğal bir zorunluluktur bu. Ayrıca ölümlülüğün hiç de kötü bir şey olmadığını anlamak için derin düşünmek de gerekmiyor. Hiç ölmeyecek olsaydık çok mu iyi olurdu: bir türlü bitmeyen bir yaşam. Yaşa yaşa dur. Yaşam geçiciliğiyle güzeldir. Bitmeyen bir filmi izlemek ister misiniz? Ben istemem. Uzatılmış filmlerden nefret ederim.

Bazıları gençliklerini korumayı biliyor. Bu da yaşama sıkı sıkıya bağlı olmaktandır. Uyuşuklar erkenden yaşlı havasına giriverirler. Onların bu durumu biraz da hizmet bekleyen tembelin durumudur. Adamcağız senin sıkılmaktan ve torunu şımartmaktan başka takıntın yok mu? Bak kitaplar neler yazıyor. Sen hiç şiir yazmadın mı? Aşkolsun. Hemen eline kalemi al ve başla. Güzel yazamam mı diyorsun. Olsun. Zaten şairler de güzel yazamıyor. Onlarla senin arandaki ayrım onların adlarını şaire çıkarmış olmaları. Sevgili amcacığım, aşık olmayı neden denemiyorsun? Kime mi dedin? Böyle soru olur mu? Bak o zaman şiir yazman daha kolay olur. Yalnız aşık oluyorum derken başını belaya sokma. Olur a olmayacak duaya amin demeye kalkarsın sonu berbat olur. Yaşam güzeldir, yaşlılık diye bir şey yoktur aslında. Mezara geç ve genç girmeliyiz.

Yazımızı Kadıköylülerin en azından adını bildiği Şekerci Cemil beyin bir şarkısıyla bitirelim: “Şebabet gitti de elden başımdan gitmiyor sevda / Tükendi takat ü tabım muhabbet bitmiyor hala / Terakki etmede sinnim tedenni etmiyor asla / Hayatım mahvolup gitti muhabbet bitmiyor hala // Cefa-yı yâri çekmek hariç amma iktidarımdan / Muhabbet hissi çıkmaz bir dakika kalb-i zarımdan / Ölürsem de bu feryadı işitsinler mezarımdan / Hayatım mahvolup gitti muhabbet bitmiyor hala”.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here