Gezi Direnişi özgürlük istemidir.

Gezi Direnişi özgürlük istemidir.

0
PAYLAŞ

Türkiye Gezi Direnişi ve sonrası olarak tanımlanacak bir sürece girdi, çünkü Gezi Direnişi bir kırılmayı ve geçmiş alışkanlıklarından kopmayı ifade ediyor.

Gezi Direnişi konusunda bir çok değişik bakış açısı vardır, çünkü henüz devam eden bir sürece isim vermek ve tanımlamak kolay değildir. Gezi direnişi içinde yer almış ama olayı kendi dar pencerelerinden bakarak ve geçmişin alışkanlıkları içinde, o önyargılar içinde olayı yorumlayalar elbette kendilerini Hitler ile kucak kucağa ya da AKP ile mücadele ediyorum derken AKP’nin yedek lastiği konumunda bulabilir. AKP istediği sonucu rakiplerine bıraktığı özgür alanda elde edebiliyor.

Gezi Direnişi devlet anlayışına karşı bir eylemdir. Bunun ile birlikte aynı zamanda AKP ve hükümeti tarafından yaratan ortama karşı bir direniştir. Sonuç olarak, Gezi Direnişi devlet mekanizmasının yaratmış olduğu baskıya ve baskıcı anlayışın uygulayıcısı olan iktidara karşı bir direniştir.

Gezi Direnişi kendisinden önce olan direnişlerden bağımsız olarak direk devlet sistemini sorgulamış ve ona karşı özgürlük mücadelesi olarak Gezi ve Türkiye’nin değişik şehirlerinde ki meydanlarda gelişmiştir. Gezi formlarında dile getirilen demokrasi, özgürlük, bağımsızlık, halk için devlet kavramları sistemi sorgulayan başlıklardan sadece bir kaçıdır. Sessiz ama eylemsel alanda da polis şiddeti ve eylemcilere karşı geliştirilen terör devlet mekanizmasının baskıcı yönü ve geçmişte yapmış olduğu katliamlar, faili meçhul cinayetler ve kayıplarda militar yönü de tartışmaya açılmıştır.

Gezi Direnişi HES direnişinin bir devamı değil, onu kapsayan bir mücadele biçimi olmuştur, çünkü HES mücadelesi bir sistem mücadelesi değil, sistem içinde sistemin yok etmek istediği doğanın korunması ve yaşatılması için yapılan bir sistem içi mücadeledir. HES karşıtı eylemliklerde sistem ile yüzleşilmemiş, sistemin sadece yan etkileri üzerine karşı mücadele verilmiştir. O yüzde Erzurum’da verilen mücadele ile Rize’de verilen mücadele kardeş olabilirken, Kürt sorunu karşısında farklı tavırlar alınabilinmiştir. HES mücadelesi yapanlar sistem sorunu karşısında birden fazla bakış açısına sahiptir. HES mücadelesi bir anlamda Gezi Direnişinin önünü açmış ama sonucu olmamıştır.

Gezi Direnişi Artvin Madenlerine karşı yürüyüşe ev sahipliği yaparak onun mücadelesine de ev sahipliği yapmıştır, kucaklamıştır. Kucaklaması kadar doğal bir şey oktur, çünkü savunduğu yaşam içinde onların mücadelesi de dahildir. İstemler paraleldir.

Gezi Direnişi direnişin başladığı ikinci günden itibaren bir özgürlük mücadelesi olarak kendisini ifade etmeye sessizce başlamış ve yaşam alanın savunulması olarak kendisini ifade etmiştir. Özgürlük mücadelesi içinde sistemin yaratmış olduğu tüm alışkanlıkların üzerine bir çizgi çekerek, yeni yaşam için ilk ipuçlarını kurdukları direniş marketler ve revirler ile kendisini ilan etmiştir. Dayanışma ve kardeşlik yaşam içinde söylenmeden hayata geçirilmiş ve barikat yoldaşlığı ile kendisini tanımlamıştır.

Gezi Direnişi bir iktidar mücadelesi olmadığı ama devlet ve sistem ile yüzleşme ve de alternatifini hayat içinde yaratama sürecidir. Taksim ve Gezi Parkı’nda direnişin ilk haftası içinde bu alternatif yaşam biçimi (hiçbir teori ve ideolojik söyleme dayanmadan, kendiliğinden) hayata geçirilmiş, formlarda sözü olan her bireye söz hakkı tanınmıştır. Kararlar ortak alınmış, devlet ile görüşmelerde toplu gidilip görüşülmüştür. Kararlar ortak alınıp geniş tabanın bilgisi dahilinde hayata geçirilmiştir.

Direnişe katılanlar ailelerin her bir bireyi ile katılmış, yediden yetmişe sözü hayata geçmiştir. Gaz bulutu içinde her direnişçi yerini almış ve kararlı olarak mücadeleye devam demiştir.

Gezi Direnişi sisteme karşı verilen bir mücadeledir ve o mücadele halen devam etmektedir.

Gezi Direnişi bir iktidar mücadelesi değildir, sistem mücadelesidir, eğer iktidar mücadelesi yapmış olsaydı şimdiye kadar bir parti çatışı altında birleşmiş, AKP karşıtı bir mücadele yöntemi seçmiş olurdu. Bugün ana muhalefet partisini dahi meydana almayan bir zanlayış hala kendisini koruyorsa bu iktidar mücadelesi olmadığının çığlığıdır.

Gezi Direnişi kendi bayrağını bayraksızlaştırarak yaratmıştır.

Gezi Direnişini elbette birileri kendi tarafına çekmeye ve o diren işten nemalanmak istemi ve istenci olacaktı, oldu da. Türk bayrakları ve Türk bayrağına Atatürk’ün kalpaklı halinin iliştirildiği flamlar ile meydana gelenler, yeni bir Cumhuriyet Mitingleri havasında olaya yaklaşmış ve orada kendi örgütlenmelerini seslendirmişlerdir. “Mustafa Kemal’in askerleriyiz!” sloganlarını küçük bir grup dillendirmiş olmasına rağmen Gezi Direnişçiler içinde sadece bıyık altı gülümsemeye yol açmış ve “biz hiç kimsenin askeri değiliz” afişi ile kendisini ifade etmiştir.

Direniş barikatının arkasında sistem ile sorunu olan her görüş kendisine uygun yer bulmuş ama devlet ve sistemle sorunu olmayıp iktidar ile sorunu olanlar da barikatların arkasında kendilerine uygun bir yer bulmuşlardır. Barikatların arkasında devlet kavramı ile yüzleşebilenlerin dışında devleti savunan ve baskı unsurunu kendi yürüyüşlerine biçimlendirenlerinde olması doğaldı. Devlet mekanizmasını savunanlar bayrak taşıması kadar doğal bir şey de olamazdı ama onlar gösterilmek istendiği gibi çoğunluğu temsil etmiyordu.

Devletin sembolü bayraktır ve hangi bayrak olursa olsun Gezi Direnişi mantığı içinde meşru olamaz, olamadı da!

Gezi Direnişi saldırı olduğunda omuz omuza yürüyen insanların hangi flama ve bayrak taşıdığına bakmadan direnme özgürlüğünün olduğu yer olmuştur.

Gezi Direnişi bayrakları ortada kaldırarak bir anlamda ulus devlet ve devletin sembolünü ortadan kaldırmıştır.

Kürt ulusal hareketi temsilcileri, Gezi Direnişine temsili katılım dışında kitlesel katılımda bulunmamış kendi gündemleri olan “Çözüm Süreci” ile ilgili konulara daha duyarlı olmuştur. “Bu direniş benim direnişim değildir” sessiz söylemine kulaklarımız çınlamıştır ama bir yönden de haklılar, çünkü onlar yaşanan süreci doğru okumuşlardır, süreç devlete karşıdır ve onlar devlet istemekteydiler. Yıllardan beri muhatap arayanlar, bir muhatap bulmuşlardır ve o muhatap devletleşmiş AKP’dir, onu masadan kaybetmemek için her türlü özveriyi göstereceklerdi, gösterdiler de! Kürt ulusal mücadelesi devletleşme mücadelesidir bir anlamda, özgürleşme mücadelesi içinde devlet ve otorite vardır. Gezi Direnişi mantığının bir anlamda dışında yer almaktadır.

Gezi Direnişi kapitalist sisteme ve devlete karşı yapılmış bir özgürlük mücadelesinin seslendirilmesidir.

İstem ortaktır, özgürlük.

Özgürlük tanımını da pratikte söze dökmeden vermişlerdir, komün yaşam ve ortak alan içinde, her şey “yarin yanağından gayri her şey” ortaklaştırılmış, özel mülk kavramı ortadan kalkmıştır. Evinden yemek getiren, marketten bir şey alıp getirene kadar her kes elindekini ortak kullanımına sunmuştur. Barikat arkasında ve İstiklal Caddesinde devletin olmadığı zaman dilimi içinde özgürlük olabildiğince soluklanmış, her birey kendisini ifade edebileceği alan yakalamıştır.

Gezi devlet kavramı ile yüzleşmiş ve açıkça haykırmıştır.

Sessice devlet, halk için çalışsın, biz artık devlet için çalışmak istemiyoruz! Zaman içinde devlet sönüp, işlevi ortadan kalksın demiştir.

Devletin olmadığı yerde özgürlük ve bireyin kendisini rahatlıkla ifade edebileceğini yaşayarak görmüştür.

Gezi Direnişi devlet kavramına ve her türlü otoriteye karşı yapılmış bir isyandır. Zor ile biat ettirilmeye karşı yükseltilen bir sestir. İktidarda kim olursa olsun, devlet adına yapılan her türlü baskıya karşı yapılmış bir isyandır. O yüzden meydana devleti temsil eden partiler meydandan kovulmuşlardır, destek verilmemiştir.

Devleti yüceltenler ve devleti olmazsa olmaz görenlere karşı, devlet örgütlenmesi yerine kısa sürede olsa halk örgütlenmesini hayata geçirmişler ve uygulamışlardır.

Gezi Direnişi günleri ve direniş içinde yer alanlar bakış açılarını ve yaşama katılışlarını köklü olarak değiştirmiş ve bugün dahi kimsenin söz söylemesine gerek olmadan meydanlarda var olmaya devam ediyorlar.

Gezi Direnişi her türlü devleti sembolize eden bayrağa karşıdır ve kimsenin askeri olmayanların özgürlük yürüyüşüdür.

BİR CEVAP BIRAK

twelve − twelve =