Gezi Parkı’ndan notlar ve düşünceler

Gezi Parkı’ndan notlar ve düşünceler

0
PAYLAŞ

Gezi çığlığı, bir çığ gibi tüm Türkiye^ye yayıldı. Sonra, Türklerin yaşadığı ülkelere ulaştı. Daha sonra ise, diğer ülke insanları da, seslerini çıkartıp, tepkilerini belirttiler. Politikacılar ve Devlet adamları da, değerlendirmeler yaptılar. Farklı bir Türkiye görüldü. Yönetim, yeniden değerlendirmeye alındı. Bunları görmemezlikden gelmek nasıl oluyor. Önce, çevrelerindeki perdeyi açmak zorundalar.

Bir çok söylem var. Arkasında şu bu var. Bunların hepsi bir yana. Gezi, zenbereğin boşalması. Bir kırılma noktası. Korku duvarlarının aşılması. ‘Ben de varım’, benim adıma, bensiz karar vererek, yaşam alanıma müdahale etme. Ne yapacağıma sen karar verme. Sessiz çığlık, koro oldu. Ve de bazı grupların barışması, kucaklaşması, bir birini anlamaya çalışması, beraber yaşama kültürünü ve karşılıklı saygılı olmayı benimsemesi görüldü, gerçekleşti.

Bütün bunlar olurken, Yönetim bunları gördümü, baktımı, anladı mı, anlamamazlığa mı geldi. Sonuçlarını her gün medyada görüyoruz. Bir yanda bütünleşme, öte yan da ayrıştırma. Ve 14 gün oldu. Dünya da, hiç bir yerde olmadığı kadar insanlara gaz kullanıldı. Tazyikli su fışkırtıldı. Darplar, ağır yaralamalar oldu. Bu onurlu tavır koyma sürecinde, olmasını istemediğimiz, tasvip etmediklerimiz de oldu. Bazı belediye otobüsleri ve iş makinaları kullanılamaz hale geldi. Bazı bankamatikler kırıldı. Kontrol dışı bu gelişmeler, bu eylemi karalamalak için, alabildiğine kullanılacak. Bunlar olurken ortalarda olmayan medya da, bu görüntüleri, gelecek günlerde çok göreceğiz. Kamu oyuna bu pencereden aktarılacak.

Sürekli bir ilk’ler yaşandı. Son hafta, çarşamba-perşembe- cuma-cumartesi ve pazar günü. Taksim, Taksim olalı bu denli yoğun bir kalabalığı yaşamamıştır. Ayrıca durağan bir kalabalık değil, sürekli hareket eden bir yoğunluk. Sabahdan başlayıp, gecenin ilerleyen saatlerine kadar süren bir kalabalık. Gezi’ye destek. Polis yok. Olay da yok. Ve sabahleyin temizlik yaparak, çevreyi kirli bırakmak istemeyen Gezi Parkı konukları.

DİSK ve 1 Mayıs ısrarı. Günler öncesinden başlayan tartışmalar. Orada olacağız. Taksim kapalı. Güvenlik çenberleri. İstenmeyen görüntüler. Gazlar, sular, coplar. Bu süreçde DİSK’de Taksim alanına geldi. Yürüyerek, destek için, hiç bir olay yok. Böylece de, bir ilk yaşandı.

Çarşamba günü gece, Gezi’ye girer girmez, bir genç “buyurmazmısınız, kandil simidimizden alırmısınız ?” Yanlış değerlendirilmiş olabilirim. Grubun belki % 80’i o akşam “Miraç Kandili” ile yaşadı. Gezi Parkı’nda kuran okundu, dualar yapıldı. Gün boyu, sosyal medyadan yapılan duyurulara uyuldu. Bu gün alkol almayınız. Dikkatinizi çekerim. Yasak tanımı yok, Tehdit yok. Duyarlılık gösterliyor. Saygılı davranılıyor. Ve insanlar, kendi seçim ve kararları ile dayatmaya dayalı değil, bunu uyguluyorlar. Bunu hangi vaiz, hangi imam, hangi yasa ya da hangi güç sağlayabilir. Yöneticiler, lütfen buna dikkat etsinler. Bu da, toplumda kucaklaşmanın bir başka boyutu ve ilki. Bu güzelliği korusunlar.

Bir başka ilk, Gezi’de, toplu cuma namazı da kılındı. Namazı kılmayanlar, ibadetin rahat yapılması için adeta saygı bir çenber oluşturdular. Dualar yapıldı. Burada ilk olan, güzel olan, inanca yakışan neydi. Bu bir siyasal malzeme, ya da parti propagandası için, gösteri olarak değil, içtenlikle yapılıyordu. Bu resmi unutmayalım. Siyasiler, ne olur dini, kendi görüşleriniz için kullanmayın. İnancımız, bizimle tanrı arasında. Bu bir gösteri, ya da meydan okuma değil. Bu resim, dine ve inanca saygının, gönül birlikteliğinin resmi, bu resmi bozmayın efendiler.

Bazı görüntüler, insani görüntüler, yalanla ne denli çarpıtılmak istendi. Kullanılmak istendi. Bunu ortaya atanlar, ibadetlerini yapıyorlarsa, tanrı katından önce, kendileri ile yüzleşsinler. Yaralılar için camide tedaviyi, orada içki içiliyor diye yansıtanlar, kendileri ile yüzleşsinler. Biraz nedamet getirip utanıyorlarsa, bu da bir gelişmedir. Yok, aynı kindar bakışı sürdürüyorlarsa, ne diyelim, “Allah ıslah etsin”

Çocukluğumuzda ailemizden aldığımız dini terbiye de, “beddua” yoktu. İlenme ve bela okuma, bilmeyiz. Bakıyorum. Bu sisteme gelinen süreçte büyük katkısı olanlar, sürekli alkış tutan bazı önemli isimler, şimdi sürekli bir beddua yarışında. Biraz da, şaşkınılıkla izliyorum. Beddua ettiğiniz kişilerin çoluk çocukları da var, onların bir kusuru yoksa, niye onları da cezalandırıyorsunuz. Yine de aynı görüşteyim. Beddua yok.Kin yok. Kem söz yok. Hakaret ve aşğılama yok. Doğruyu görmeleri için, çaba sarfetmeliyiz. İtmeden dışlamadan ve de dinleyerek.

Ve yasaklar, nasıl bir tepki getiriyor. Bir kaç gündür, akşamları hatta geceleri İstiklal’de seyyar, ayakçı, tek tekçiler açıldı. Değişik marka içkiler küçük bardaklar ve şerefe diye pankartlarla. Nevizede ve Asmalı mescitte gördüğüm, şerefe kaldırmalarda da, değişik bir tanımlama ve yöntem. Ceza ve kısıtlama getireceğiz derken, reklamı ve tüketimi arttırdılar. Marka oldular. Bunları görünce, bu düşüncelerden ve değerlendirmeden, kendimi alamıyorum doğrusu.

Gezi Parkında, revir var, çocukların oyun oynayıp resim yaptığı çadırlar var. Ders çalışacaklara mekan var, Eğitim için öğretmen ve öğrencilere çağrılar var. Ders de yapılıyor. Kütüphane de açıldı. Karikatürler çiziliyor ve sergileniyor. Gıda dağıtımı yapılıyor. Getirenler değişik ve çeşitli, ramazan çadırlarında ki gibi, reklamlarını da yapmıyorlar.. Müziğin her türlüsü, dansın her çeşidi var. Kavga, küfür yok.

İşportacılar ve çevre esnafı iyi kazandı. Sadece pilavcılar vardı, Köfteciler arttı. Karpuzcular, kuru yemişçiler, sucular ve biracılar, yetiştiremiyorlar adeta. Asya Bank’ın önünde, geceleri pilav yiyerek, sohbet ettiğim, Muradiyeli çocuk da Taksim’e terfii etmiş. Amca, buraya geldik diyor. Maske ve gaz maskesi satışı patlama yaptı. Çapulcu tişörtleri ve seramik bardakları. Adeta turistik reyonlar açıldı.

Fraksiyon gruplara pek izin verilmiyor. Değişik siyasi gruplar, Gezi’nin dışında, flamaları ile koşullanmış durumda. Toplumsal tepki çekecek bir pankart ve resim asılması engellendi hemen. Gençler ve hele liseli gençler yoğunlukta. Nasıl da sevimli ve gülerek, neşe içindeler. Bu dönemde büyüdü onlar. Onları görünce, geleceğe biraz daha umutla bakıyor insan.

Trafik aksadı. Ulaşım zorlaştı. Taksim adeta kapalı alan haline geldi. Her taraf barikatlar, İstiklal de yürümek, kalabalıktan bayağı zorlaştı. Bir hoşgörü var doğrusu.

Pazartesi gecesi yine oradayım. Parkın bekçileri yorgunlukdan uykuya yönelecekler. Çevre biraz sakinleşmiş. Taksim alanından işportacılar çekilmiş. Salı sabaha karşı, bu yazıyı hazırlıyorum. Nokta koyacağız. Elmadağ’da dışarıdan gelen sesler, bir hareketliliği işaret ediyor. Televizyonu açmıyorum. İnternetten sosyal medyadan haberlere bakıyorum. Polis, Taksim’e giriyor.

Bilgiler değişik. Ama senaryo pek değişmiyor. Yüzleri kapalı küçük bir provakatör grup harekete geçiyor. Molotof kokteyli atmış. Gezi’de olanlardan, böyle bir eylem çıkmaz. O provakatör grup.teşhir edilmeli. Kim. Ve kim yönlendiriyor. Ama bu yapılmıyor, genele mal edilip mahkum edilmek isteniyor. Lutfen, yetkililer bu provakatör grubu teşhir edin. Kullanıyorlar diye de yorumlanmasın. Bu ayrıca göreviniz. Kamu oyu, kimin ne yaptığını doğru bilmeli. Yanlışla yönlendirilmemeli.”Sakin olun”, “müdahale olmayacak” anonsları yapılırken, gaz atıldığıda belirtiliyor. Bu sabaha kadar ki durum ile ilgili bir kaç resim aktarmak istemiştim. Sabah ki gelişmeyi de belirtmeden, sizlerden ayrılmak istemedm. Noktayı koyup, ben GEZİ PARKI’na gidiyorum.

İstanbul. 11 Haziran 2013. ismail.bayer 1@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK