Gezi Parkı’ndaydım

68 kuşağı olmakla her zaman övünürüm… Gezi Parkı Direnişi’ne katıldım… Yeni kuşak kendileri için bir övünç yarattı… Onları kutluyorum.

Türkiye’nin genç cumhuriyet tarihinde ilk kez tabandan gelen tepki iktidarı çadırdattı… Bu dalgayı Vali Mutlu, Emniyet Müdürü Çapkın ve Başkan Topbaş, Başbakan ERdoğan’a “Rutin bir çevre eylemi” olarak yansıtmaları memleketten habersiz olduklarını gösteriyor…

Ya Başbakan’ın da eylemcileri “çapulcu”, “ayyaş” ve “hain” diye tanımlayıp köklerinin dışarıda olduğunu söylemesine ne demeli? Bu zat-ı muhteremin; demokrasilerde çoğunluktan öte çoğulculuğun önemli olduğunu, kendisinin herkesin başbakanı olarak herkesin yaşam biçimini koruması gerektiğini bir türlü öğrenememesi de çok acı…

Başbakan’ın mantığı ile gidersek Almanya’da çoğunluğun oylarıyla iktidara gelen faşist Hitler’e de saygı göstermeliyiz… 2013’de iki yüzyıl öncesinin “demokrasi” tartışmasını yapıyor olmamız, birilerine “demokrasi nedir?”i öğretmek için dil dökmemiz gerçekten hüzünlü…

Üstelik Başbakan, bugünlerde Mısır’ın fanatik diktatörü Mursi’ye sahip çıkarak bir de demokrasi dersi de vermeye çalışmıyor mu? Üstelik “solun orduyu desteklediği” imajını da veriyor… Sayın Başbakan biz demokrasi aşıklarının bu konudaki sözümüz belli: “Ne ordu Ne Mursi, Yaşasın gerçek demokrasi!” Anlaşılıyor ki, bizim Hacı, ne Gezi’den ne de Mursi’den ders çıkarmaya pek niyetli değil…

***

Fransız Devrimi’nden 224 yıl sonra Taksim Gezi Parkı’nda aynı heyecanı yaşamak ve tarihe tanık olmak için Gezi Parkı’na gittim… Tabii üzerinde “68 Kuşağı” imzalı “Çılgın çapulcular! Sizinle gurur duyuyoruz” ev yapımı pankartımı da taşıyarak…

Park’ta gerçek bir komün kurulmuştu… Kütüphanesinden Çapulcu Restoranı’na, Fransız Devrimi’nin eşitlik, özgürlük ve kardeşlik ilkeleri hayata geçiriliyordu… Park belki de tarihinin en temiz günlerini yaşıyordu… Çevre, tarih ve demokrasi bilinci çok yüksek direnişçiler, geleceğin Türkiye’sinin canlı bir gösterisindeydi sanki…

Bugünleri gördüğüm için bahtiyarım…

***

Dostlar,

Ömrünün yarısından çoğunu Londra’da geçirmiş, bu ülkedeki emekçilerin kazanımını Türkiye’ye taşımak için kaleme sarılmış hasbel kader bir yazar olsam da kesinlikle şair değilim…

Akşam evde torunum “çapulcu” Melisa’yla Gezi Parkı Direnişi’nin günlüğünü tutarken duygulandım ve o anda aklıma gelenleri de kağıda döktüm. Sizinle de paylaşmak isterim…

ÇILGIN AYYAŞ ÇAPULCU

Çılgın ayyaş çapulçu,
Gözleri çakmak çakmaktı,

Çılgın ayyaş çapulçu,
Konuştuğu dil bambaşkaydı,

Çılgın ayyaş çapulçu,
Dili Türkçe ama hızlı mı, hızlı,

Çılgın ayyaş çapulçu,
Üstün mü üstün zekası,

Çılgın ayyaş çapulçu,
Çoook seviyor ağacı,

Çılgın ayyaş çapulçu,
Onun vatanı dünyası,

Çılgın ayyaş çapulçu,
Sevecen… Adam gibi adam…

Çılgın ayyaş çapulçu,
Sevdası vatanı, halkı,

Çılgın ayyaş çapulçu,
Hoşgörülü, ayrımcılığa karşı,

Çılgın ayyaş çapulçu,
Cumhuriyet çocuğu, demokrasi aşığı,

Çılgın ayyaş çapulçu,
Atanın çocuğu, emperyalizmin korkulu rüyası,

Çılgın ayyaş çapulçu,
Türkiye’nin gençliği, hepimizin yarını,

Çılgın ayyaş çapulçu,
Kocaman yüreği, gönlümüzün destanı,

Çılgın ayyaş çapulçu,
Kim durdurabilir ki, kırmızı elbiseli kadını,
ve ‘Duran Adam’ı…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

2 + 18 =