“Girişimciliğin Gen Haritası”ndan bende kalan

Geçen hafta dünyanın en büyük doğrudan satış şirketi Amway ve Türkiye’nin girişimcilik konusunda öncü kurumu Boğaziçi Üniversitesi “Girişimciliğin Gen Haritası“ adı altında bir panel düzenledi.

Boğaziçi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşegül Toker, Amway Türkiye Genel Müdürü Tayfun Ergün, KAGİDER Başkanı Dr. Gülden Türktan, armut.com Kurucusu ve CEO’su Başak Taşpınar Değim ve Fuskey.com’un Kurucu Ortağı Doğan Asil, GFK Türkiye Genel Müdürü Fulya Durmuş’un katıldığı panelin moderatörlüğünü Cem Seymen üstlenmişti. Panelistler hem “Girişimciliğin Gen Haritası” adı altında yapılan araştırmayı hem de girişimciliğin ekonomiye geri kazanımlarını konuştular.

Yapılan araştırmaya göre, Türkiye’den katılanların yüzde 68’i girişimciliğe pozitif bakıyormuş, ancak bu oran araştırmaya katılan 38 ülkenin ortalamasının altında kalıyor. Araştırma Türkiye’de girişimciliğe yaklaşımın, eğitim seviyesi, yaş, kazanç ve cinsiyet gibi demografik etkenlere göre değiştiğini vurguluyor. Üniversite mezunlarının mezun olmayanlara, 35 yaş altındakilerin 35 yaş üstündekilere ve erkeklerin kadınlara kıyasla girişimciliği daha fazla desteklediği gösteriliyor.

Araştırmanın verileri ilginç ama, asıl ilginç olanı doğrudan satış şirketleri arasında dünyanın bir numarası olan Amway’in her yıl böyle bir rapor hazırlatmış olduğuydu.

Amway insanlara kendi işinin sahibi olma imkanı sunması açısından girişimcilerin tercih ettikleri şirketlerin başında geliyor. Üstelik tüm dünyada girişimciliğin, ekonomilerde büyüme ve refah sağlaması açısından çok önemli olduğunun bilinciyle serbest girişimcilerini bilgilendiriyor ve eğitiyor. Her yıl böyle bir rapor hazırlatması da bu yüzden…

Bu bilgiler belki bundan önceki yıllarda çok da önemli değildi ama dijitalleşen dünyamız için girişimcilik hareketleri artık çok önem kazanıyor. Hemen her sektörün değiştiği hatta bazı sektörlerin kökten yok olmaya başladığı yeni yüzyılda insan emeğinin yerini dijital hizmetler alıyor.

Bu değişimden ilk müzik sektörü etkilendi. Artık müzik sektörü yapımcıların değil, Apple’ın elinde.

Ardından medya dönüşüm geçirdi. Klasik medya alanlarına yatırım yapanlar zararla çıktılar bu değişimden.

Ulaşım sektörünün eli kulağında. Eğer pilotsanız, kaptansanız, şöforseniz işsiz kalma ihtimaliniz çok fazla. Çünkü artık araçlar insanız olacak. Insanlar kaza yaparlar ama bilgisayarlar dalmazlar, uyumazlar ve kaza yapmazlar. Bu sektördekiler de yatırımlarını bu dijital değişime göre yapmazlarsa vay hallerine…

Turizm sektörü keza öyle. Rehberseniz size ihtiyaç kalmayacak artık. Basit bir gözlükle gezdiğimiz her yer orijinal haliyle karşımızda belirecek.

Eğitimin ve tıbbın dijitalleşmesi açıkçası beni çok heyecanlandırıyor. Tek tip eğitimden mustaribiz elbette ama okullardaki gençlerin tıpatıp birbirlerine benzemelerinden daha çok mustaribiz. Okulların tek tipleştirdiği, sürüleştiridiği beyinlerden yaratıcı fikirler, yeni üretimler çıkmıyor ne yazık ki.

Perakende sektörü değişiyor. Aracılar ortadan kalkıyor. Bu yüzden toptancılar, perakendeciler, borsa ve sigorta brokerleri sizin için de çok iyimser bir tablo çizemeyeceğim. Bilgisayarlar sayesinde bütün bilgilere anında ulaşabiliyorken, insanlar neden aracı kullansınlar ki.

Dijitalleşen dünya var olan sektörleri dönüştürüyor, yeni sektörler doğuruyor. İşte bunların başında network marketing sektörü geliyor. Hatta network marketing artık bir sektör olmaktan çıkıyor, endüstriye dönüyor. Aracıları ortadan çıkaran tüketiciler tüketim ağları kurarak üretlken tüketici haline dönüyorlar ve ekonomiye katma değer yaratıyorlar. O yüzden network marketing alanında girişimcilerin sayısı hızla artıyor.

Dijitalleşen dünyada insanın yapacağı şeyler sınırlı ama öyle bir ufuk açılıyor ki insanoğlunun önünde; beden gücünün yerine beyin gücüne doğru yola çıkıyoruz.

Evet artık her işte teknolojiyi kullanacağız ama, teknolojiyi kullanırken insana dokunmak için geçmiş deneyimlerimiz, hayal gücümüz, inovasyon yeteneğimiz ve tabii liderlik alt yapımız güçlü olmak zorunda.

Unutmayın bilgisayarlar aracınızı kullanabilirler, sizi ameliyat edebilirler, hukuk işlerinizde size yol gösterebilirler. Onlar sayesinde evinizden, hatta yatağınızdan çıkmadan sadece gözlerinizi kırpıştırarak alışverişinizi, ödemelerinizi, işinizi, okulunuzu takip edebilirsiniz ama bilgisayarlar sizin beyninizin yaptığını yapamaz. Hiçbir bilgisayar sizin deneyiminize sahip olamaz, hiçbir bilgisayar sizin hayal gücünüzle yarışamaz, hiçbir bilgisayar size liderlik ve koçluk edemez. En azından şimdilik.

O halde hangi işi yaparsanız yapın bu özelliklerle fark yaratacaksınız.

“Girişimciliğin Gen Haritası”nda girişimciliğin öğrenilebilir olduğu sonucu ortaya çıkmış. Evet öğrenilebilir, bunun için de rol modellere ihtiyaç var. Ancak artık insanlar Sakıp Sabancı gibi ulaşılması zor rol model istemiyorlar. Daha gerçek, daha bizden ve daha ulaşılabilir modellere ihtiyaçları var. Sıradan insanların başarı öyküleri daha itici bir güç oluyor onlar için.

Bu yüzden eğer başardıysanız ayağa kalkın ve hikayenizi anlatın. Bunun nasıl bir etki yaratacağını, nasıl bir eğitim aracı olacağını hayal bile edemezsiniz.

Araştırmada girişimcilerin bu işi orta ve yüksek okullarda öğrenmek istedikleri sonucu da çıkmış…

Aman ha… Tek tipleştiren, sadece siyah ve beyaza odaklanan, ara renkleri görmezden gelen bir sistemin içinde hayallerinizi ve heyecanınızı canlı tutamazsınız.

Yeni ekonomiyi tek tipleştirilmiş insanlar değil, hayalleri olan, hedefleri olan, deneyimlerini liderlik becerisiyle harmanlayan, öğrendiğini kopyalatıp, öğrenen organizsayonlar kurabilen kişiler ve şirketler şekillendirecek.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

five × 4 =