Gündüz güzeli…

Gündüz güzeli…

0
PAYLAŞ

Romanların hayali şeyler olduğunu düşünüp burun kıvıranlara şaşıyorum.
Yoksa, romanların aslında gerçek hayatı anlattığına, siz de mi inanmıyorsunuz?
Roman okuya okuya kafasını küflü paslı şeylerle doldurdu diye roman okuruna acıyor musunuz?
Yok, yok siz böyle düşünmezsiniz, bilirim!
Romanlar, hayatın gerçek yanını size kurgusal olarak gösterir.
İyi bir roman okuruysa hayata dair referanslarını, romanlardaki olan bitenler ve roman kahramanları üzerinden verecektir.
Conditio Humana, ancak romanlarda anlaşılır!
Bir örnek verse de dinlesek, diyorsunuz; işte misali:
Amerika’nın Atlanta kentinde, 1996’da yapılan Olimpiyat yarışlarında, 1500 metre koşusunda rakiplerini geride bırakıp ABD’ye Altın Madalya getirmiş bir kadın atletin, Suzy Hamilton‘ın kırdığı cevizler ortaya çıkınca, eğer siz bir roman okuru iseniz, aklınıza hemen Gündüz Sâfası başlığıyla dilimize çevrilmiş Fransız romanı gelecektir.
Yok, sinema düşkünüyseniz, o da olur; eh, idare eder.
Fransız yönetmen Luis Buňuel‘in 1967 yapımı başarılı filmi Belle de Jour‘dan söz ediyoruz, şimdi…
Gündüz Güzeli olarak bilinen filmin kadın oyuncusu Catherine Denevue, geceleri kocasıyla mutlu yuvasında cici cici oturan lakin gündüz gelince Paris’in bir randevü evinde fahişelik yapan kadını canlandırır.

Joseph Kessel‘in 1928’de yayımlanmış romanı, filminden daha güzeldir; benim tercihim odur, ama filmini de galiba birkaç kez izlemiş bulunuyorum.
Amerikalı atlet Suzy Favor Hamilton’ın adı geçer geçmez, Gündüz Güzeli’ni hatırlamamıza neden olan ayrıntı ise geçtiğimiz aylarda, The Smoking Gun adlı web sitesinin bir yerlerden elde ettiği bu güzel kadına ait erotik, porno değerindeki fotoğraflar oldu.
Haberini okurken, hayata dair referanslarını romanlar üzerinden kurmakla meşgul bu gazete fıkrası yazarınız Gündüz Sâfası diye Varlık Yayınları arasında çıkmış eseri hemen anımsamıştır.
Suzy Hamilton çok yönlü bir kadındır; her şeyden evvel güzel mi güzel bir sarışındır.
Suzy, 1968 doğumludur, bu hesapça bugün kırk beşine gelmiştir, ama cebinden daha birçok tazeyi leblebi gibi çıkartır.
Suzy, koşuculuğunun yanı sıra kocası Mark’la beraber Wisconsin Eyaleti’nde bir emlak ajansı işletmektedir, paraya para demez.
Suzy yedi yaşında bir kız çocuğu sahibidir, babası Mark kızını da karısını da pek sever.
Suzy aynı zamanda foto-modellik yapar, Nike, Adidas gibi spor markalarını tanıtır; bu işten de epeyi para toplar.
Ama Suzy aynı zamanda, şimdi yapıp yapmadığını bilmiyor ve günâhı boynuna deyip Allah’a havale ediyorsak dahi, uzunca bir dönem saat ücreti 600 Dolardan fahişelik yapmıştır.
Sabaha kadar kaç saat vakit geçirdiyse, tarife çalışır ve cebine o kadar para girer; bahşişi, hediyesi hariçtir ve yediği içtiği de yanında kâr kalır…
Suzy, ¨Gündüz Güzeli¨ gibi severek yaptığı bu gizli kapaklı işi Las Vegas, Chicago, Houston ve Los Angeles gibi kentlerde sürdürmüştür. Kibarca ve resmî adıyla bilindiği gibi bir eskort kızlar ajansı, diğer deyişle pezevenkleri aracılığıyla kimliğini gizleyerek bunu yapmıştır.
Gündüz Güzeli’miz Suzy bu gerçek ortaya çıkınca, hiç kıvırıp işi yokuşa sürmemiş, itirazsız kabullenmiş, bu yönüyle de tarafımızdan bir aferin almıştır…
Öyle ya, parsayı topladıktan sonra kim ne karışır!
Üstelik kocası Mark’ın bu olan bitenden, evvel eski haberdar olduğu da açıklanmıştır.
Mark her şeye karşın karısına delice tutkundur, Suzy der başka bir şey demez; ah aşk, sen erkeğe neler yaptırıyorsun?
Zaten kocanın iyisi durumu kabullenen adamdır; Fransızların Honnête homme dedikleri cinsten, liyakatlı olmalıdır.
Suzy, ¨Kocam elbette karşı çıkıyordu, ancak elinden bir şey gelmiyordu, zira bu benim aynı zamanda bir fantazyam idi! Mark fantezilerime ses çıkaramadı…¨ diye twitter sayfasından ortalığa aşikâr mesaj çekip kocasını aklayacak kadar mert bir fahişedir.
Suzy bu işe bir merakla kalkışmış, ¨Bir defacıktan ne çıkar, haydi bir deneyelim!¨ diye ilk kez Las Vegas’ta başlamıştır; ah o Las Vegas yok mu, adamı da kadını da baştan çıkarır.

Suzy, bir kez damardan uyuşturucu almış gibi, bir daha bu işin ardını arkasını eksik bırakmamış, hem parasını hem fantazisini artırmıştır.
Suzy’nin böylece saati 600 Dolardan erkeklerle başbaşa zaman geçirmesi, onun Olimpiyatlarda 3 defa madalya almış olmasına halel getirmeyecektir. Resmî olmayan Olimpiyat değerlendirmecilerine bakılırsa, o iş ayrı bu iş ayrıdır.
Bir fahişenin de bacakları vardır ve o da koşabilir!
Koşan kazanır, hele Suzy gibi hem güzel hem de cesareti olan bir kadın daha çok kazanır.
Kemal Tahir‘in Yedi Çınar Yaylası‘nda dediği gibi, Kadının delicesine, gözü pek ve aşırı cesuru ya kahraman ya da fahişe olur!¨
Gördünüz mü, bu son satırda dahi romancımız Çerkes Kemal Tahir’den bir alıntı yapıyoruz…
¨Hayatta su gibi temiz kalmak bir fazilettir!¨ diyen romancımız Burhan Cahit Morkaya‘yı da buraya ekledik mi sözümüz tamam olur.
Zira kimse tamamen masûm değildir, herkesin ufarak teferek günâhları vardır.
Bunun farkında olan Fransız romancı Joseph Kessel’in Gündüz Sâfası romanı da bize Suzy’inin ruh derinliğini anlamak için kılavuzluk yapar.
İşte gördünüz mü, romanlar hayatın gerçeğini anlatır diye boşuna dememiştik.
Zaten roman okuru, okuduklarının birgün karşısına çıkacağını bilen insandır; yaşadıkça bir bir onları görür.
LatincedeQui Vivra Verra, yaşayan eninde sonunda görür diye boşuna dememişler…
Yaşasın Hayat, yaşasın Roman…

BİR CEVAP BIRAK

12 + ten =