Gütenberg’den Zuckerberg’e

Mutlak bilgi ile mutlak bilinç bir türlü aynı paralelde gelişip, toplumun tüm katmanlarına yayılamıyor ve serpilemiyor… Bilinçte bariz bir ritm bozukluğu olduğu için, ham bilgi teğet bir şekilde edinilse bile, kurusıkı yerleşiyor sığ dimağlarda, işlenemiyor ve derinliğine tesir oluşturucu etki tepki moduna geçemiyor… Bireysel anlamda özümsenemediği için, mutlak akıldan yana toplumsal bir şuur oluşamıyor…

Bunun temel sebebi, bilgiye ulaşma ihtiyacı duymayan ve kitap okuma alışkanlığı olmadığı için Dünya’nın kilometre taşlarını da doğru okuyamayan bariz ve saklı modlardaki kadim kul kültürünün çoğunluğu teşkil etmesi… Ama bu toplumun mevcut yönetilme tarzındaki belirleyici unsur sadece bu cehalet değil… Dogmatik inandırıldığı ile yeni öğrendiği arasında bir muhakeme ve mukayese yetisi geliştiremeyen, buna ihtiyaç dahi duymayan çorak, kısır yarı aydın veya birilerinin maşası olarak atanmış zihinler toplumsal kaderi tayin eder oldular. Bu da farkındalıksızlık odaklı bir arz talep dengesiydi ve evrilememe hep bu yüzden oldu…

Bilgiye talep olmayınca, hükümran kılıktaki arz açığa çıktı ve içerden dokuya, dışardan nabza göre güdümlü takviye ile bastırma ihtiyacı bile duymadan ele geçirdi toplum katmanlarını… Yavuz’un getirdiği halifelik ile din eksenli yönetim dayatması da geride alesta olunca ve muhterisler yarı tanrı modunda çarpık yönetimler sergiledikçe, duraklama ve gerileme kaçınılmazdı…

Gütenberg’den Müteferrika’ya kadarki 2.5 asır boyunca Dünya’ya açılma şansı verilmeyen kaderci bir toplumdan, bu yerleşik zihinsel genetiğini yenmesini ve sağlıklı durum analizleri yapmasını beklemek safdillik oluyor. Evde zor tutulan kesim, doğru bilgiye ulaşsalar bile, sabit fikirli hükümlerini yenme kuvvetini geliştiremiyorlar… İşlerine de gelmiyor beslendikleri loşluğa aykırı gölge vermek…

Yörüngesine bir türlü oturamayan, demokrasi özürlü, yönlendirici, dayatmacı ve güçten yana olmayı belletmiş uygulamalar, evde zor tutulanların bilinç, idrak ve iradesini hep güdük bıraktı… Ki bunlara artık yüzer oylar diyoruz, ki hiç bir dönem bu kadar çok olmamışlardı. En çok hangi rıhtımdan yüzmeye başlamışlarsa o rıhtım çökmeye teşne…

Ağırlıklı gözlem, geniş ufuklu sezgi ve hüküm verici nitelikteki kıyas bilgisi kısır olunca bilinç bir türlü doğamıyor…

İdrak ve irade, salt tahsille, akademik donanımla falan oluşan bir şey değil. Kazık çeşitlerinden nasiplenmişlik birikimi ve deneme yanılma skalasının genişliği bazında, ancak doğru gözlem, doğru sezgi ve bağımsız irade yazacak kaderimizi…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

three + 19 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.