Hafız-star ve Deniz’in başarısı

Sevgili açık gazete okurları, artık gündeme yetişmek zor…Bu yazıları yazarken daha bir baktım, muhtıra, miting… Gündeme sanki birileri doping yapıyor… En iyisi yakın geçmişe yine bir göz atmak…HAFIZAYI BEŞER, NİSYAN İLE MALULDÜR DEMİŞ
Menderes… Ama nisyana gerek kalmadı, Türkiye isyan etti… Herkes kendi dilinde tabi…İşte yakın geçmişin iki önemli olayı…

1- AZ DAHA 23 NİSANDA ÇOCUKLAR ARASI HAFIZ STAR YARIŞMASI YAPILACAKTI…

Ankarada ENGÜRÜ şirketi çocuklar arası hafızlık yarışması tertiplemiş … engellenmiş galiba…ARTIK SENEYE OLUR…

Haberin ayrıntılarına geçmeden önce,böyle büyük ve ulvi teşebbüslerin bu kadar geç bildirilmesini esefle kınıyorum.

Haberimiz olsaydı biz de gidip katılırdık. Kazık kadarlar olmaz demeyin, biz bu ilhamı geçen 23 Nisanda kazık kadar adamı çocuk diye meclis kürsüsüne çıkaran Arınç’ tan aldık.

Ayrıca yine sormak hakkımız, kim bu yarışmanın jürisi. Rivayete göre Armağan Çağlayan yine jürideymiş. Hafız kıyafetli çocuklarımızı eski zamanın geleneğine uyarak beğenmezse falakaya yatıracakmış…

Yine bir başka jüri üyesi de bizzat Bülent Arınç’mış. O bu yarışmada notu en kıt jüri üyesi olarak nam salmış…Ah ben tahayyül ediyorum vallahi: Yarışmacı hafız adayı bir çocuğa sert bir sesle:

-“hadi bakalım besmeleni çek te görelim “diyecek.

Zavallı yavru heyecanlanıp BESMELEYİ BESLENME anlayacak, beslenme çantasına saldırıp içindekileri çıkaracak.

“Bu iki tane hurma, bir tane sarığı burma, bu okunmuş üflenmiş su böreği, bu da mevlüt şekeri…Bu da babaannemin helvası…daha ölmedi ama annem hazırda bulunsun, kokusu taaa cenneti aladan duyulsun diye yaptı… İrmik.”

O gürültüde İRMİK i İBRİK ANLAYAN bütün dini bütünler çocuğu bir kez daha takdir edecekler, onun abdest almak için ibriğini yanında taşıdığını sanıp Maşallah, maşallah diye alkışlayacaklar.

İşte o anda Bülent Arınç ‘ın da sesi hınçlardan arınacak; bu dindar yavrucağın bir gün elbet Çankayaya çıkacağını anlayıp mübarek elleriyle onun yüzünü okşayacak.

Gelecekte kudreti sağlam olsun, İslamiyete yeni cengaverler kazandırsın diye cebine de mesir macunu koyacak. Kazara yavrucak bunu diş macunu sanıp dişini fırçalarsa hemen oradaki bebelerden biriyle beşik kertmesi de yapılacak. Amin…

Çeyizini de Bülent lerden hanım olanı verecek. Ayrıca eğer yavru daha sünnet olmamışsa onu bizzat İngiltere deki kendi doktoruna sünnet ettirme sözü verecek…Anne bayılacak, baba sinir krizi geçirecek.

Olay mahalline çevre jandarma komutanlığı aracılığıyla apar topar getirilen sünnetçi Kemal Özkan Anne ve babayı sakinleştirecek…Çocuğun sarığı çıkarılıp sünnet başlığı giydirilecek…Cüppe kalacak…Bülent Arınç gözü yaşlı yavruya sana on puan diyerek bir teselli verecek.

Ama o anda her nasılsa o gün için çok kapalı giyinen, tüylerini de diva cüssesiyle mütenasip deve tüylerinden seçen Bülent Ersoy un sesi duyulacak:

“Aaa olur mu ayol, bir kere o hurmaları ben beğenmedim, bunlar Mekkeden değil besbelli şimdi her yerde mevcut bir tekkeden alınmış. Sonra ayol bu el kadar çocuk, hiç camiye gitmiş mi, namaz kılmış mı, mübarek cübbeli hocayı görse korkudan altına eder. Evin yanındaki Kuran kursuna gitmiştir, iki kuluvallah bir elham, oh yaşasın 23 nisan. Benim oyum beş.Kıt notlu hocayım ben, hah hah hayyy…

İkinci hafız çocuk belki daha da miniktir. Bu yıl On bir ayın sultanı ile ilk kez tanışacaktır.
Armağan Çağlayan sorar:
-Söyle bakayım, şerefe nedir? ”
Minik yavru ne bilsin, ama birden hatırlar geçen günkü çocuk dizisinde uyuşturucu kullanan bir çocuk tövbe ediyor, sadece şarap içmeye karar veriyordu. Onun tatlı cadı Selenaya “şerefe ” dediğini anımsayacak ve cevabı bastıracak; ama kurnaz bir velet olduğu için de usülüne uygun düm teka düm tek makamında bir cevap verecek

“Meyler dökülür, anı cihan parede kalmaz, çak kadehi şerefe ey sevgili, uslanmaz deli gönül uslanmaz”

Bülent lerden hanım olanı pek işin içinden çıkamadığı için erkek Bülent e soracak: ”

“Ayol şerefe iki cami arası beynamaz değil mi? hah hah bak nasıl da bildi yaramaz”

Bülent Arınç yanındaki divanın farkına o anda iyice varacak ama iş işten geçmiştir ne yazık ki…Hele jürideki Oray Eğin i de görünce birden Erol Büyükburç sendromuna kapılıp yumruğunu masaya vuracak …

“Bana soracaksınız. GÜM. Ben bilirim.GÜM. Bu Oray dünkü çocuk. Hem de Amerikalı. Ne yana eğimli.GÜM. Madem bugün 23 NİSAN, okusun bir Nisa Suresi, çıksın ortaya asıl sureti…GÜMMM.

ÇOCUKLAR BU GÜM GÜMLERDEN HUZURSUZ OLACAKLAR TABİ. Bazıları korkudan altına kaçıracak, bazılarının altı bağlı olduğu için o hengamede EVİ beybi, dini bütün bebelerin beş vakit kuru kalan bezi, reklamı da çekilecek…

Reklam islami kanallarda yayına girecek. Türbanlı bir kız bebenin bu bezle ne kadar rahat uyuduğu görülecek.

Bu büyük yarışmanın sonunda mutlaka bir çocuk birinci olacak tabi. Ona da o günün ezanını caminin en tepesinden okuma fırsatı, Suudi Arabistan’da ilahiyat ve şeriat eğitimi, iki adet hacca gidiş -dönüş bileti.

İkinciye bir çift takunya, bilgisayarlı seccade, üçüncüye de Medyanın ramazan promosyonu olan bir adet Kuran ı Kerim, kurasız kuponsuz verilecek,Adnan hocayla bir akşam yemeği yiyecek.

Ama sürprizler bitmeyecek tabi ki…Her yıl dünyanın dört tarafından çocuk bayramını kutlamaya gelen dünya çocukları yarışmaya tanıkseyirci olacaklar…

Şen şakrak gelip ,bir psikolog ve kendi ülkelerinden acil gelen bir uçakla geri dönecekler…Bir kaç ay daha tedavi görecekler…

SON OLARAK:

Ben kendim katılamasam da Türkiye büyük millet meclisinin kurulduğu 23 Nisan ı hafızlar bayramı yaparak bugünkü meclisin anlamına uygun bir görüntü kazandıranlara minnetlerimi sunmak istiyorum…Allah onları iki cihanda aziz etsin. Çocuklar size sesleniyorum:

– bırakın artık bilgisayarı, bilimi, araştırmayı. Her alanda özgürlüğü… Laiklik mi… Menemende gömüldü… Olup olacağınız kalabalık bir sürü…

Zatan Sizi allah çatısına çağırıyor şirket-i Engürü.Ama bi ihtimal daha var: BELKİ İÇİNİZDEN BİR KAÇ YARAMAZ ÇIKIP ŞÖYLE DE DİYEBİLİR :

“bugün 23 Nisan sayın Engürü… Sen şöyle uza biraz, anca gidersin yürrrü…

2- “BU YAZI DA DENİZ BAYKAL IN OLAN BİTENİ KENDİ BAŞARISI GİBİ GÖRMESİ ÜZERİNE YAZILDI.”

ELBETTE BAŞARISIDIR…KAFASINA TAKIP BAŞAĞRISI yapacak değil ya…Hem ne bekliyordunuz yani?

Bu denizin sığ suları, ölgün dalgaları mı tutup, bazı gemileri (ÇAN) kayalara çarpacaktı ?
Sonra ben buradan DENİZ BAYKAL’ A da sesleniyorum…

Yazık değil mi size…Bırakın şu altı oku…nihayetinde altın ok değil ki bu? Sizi böyle televizyona bile çıkartmıyorlar…Oysa bir diziye çıksanız, bir dizide başrol alsanız…
Hatta Aliyedeki Deniz siz olsaydınız…O bile baktı ki Aliye değil bir deniz banyosu ona mayosunu bile göstermiyor. Sonunda çekti gitti işte…

Siz bu siyasette sevdalınızın parmak ucunu bile görmediniz…Böyle giderse barajı geçen papucunu bile göremeyeceksiniz…
Artık bence Devlet i Aliyenin peşinde koşmayın, dizi teklifi gelirse adınızdan esinlenerek balıklama dalın.

Acaba hangi diziye yakışırsınız…Binbir gece olabilir mi? Bir gecelik iktidar için Şehrazata 150 dolar…feda olsun…

Yahut Sıla…Siz BORAN AĞA, iktidar sıla…Ve siz de yüz elli bölüm sıla hasreti…Ya da kurtlar vadisi…Siz Polat Alemdarla bir kurtlu-tayda bir araya gelirsiniz.

Alemdar’a Alem i dar edersiniz…AKŞAM gazetesi KASETİNİZİ VERİR, şöhret olunce hasediniz de silinir tabi…

Aslında HATIRLA SEVGİLİ de olabilir…Siz Menderes rolüne çıkarsınız…Film milim, sonu kötü bile bitse al sana mis gibi iktidar…

Sonra bir Denizin yassıadaya gitmesinde ne sakınca var…Yassı massı, devlet malı değil denizin malı…

Size yapacak iş mi yok, anılarınızı yazsanız kapış kapış gider…Kitabın adı: Dalgalandım da duruldum.

İki sayfa dalgalanma, sonraki 1500 sayfa durulma…Hatta son 1500 sayfayı ben fotokopi yapayım sen hiç yorulma…

Bir de Size bir kurşun döktürmek gerek…Siz de gül büyüsü var..Önce Sarıgül, sonra bizzat Gül…Bu güllerin hepsi başkalarına gül size diken…Kimdir bu gülleri sizin şanlı başarılı yollarınıza eken ? Bırakın sizin kıymetinizi onlar anlasın…Şöyle çekilin kıyılarınıza , med cezir yapın, satranç oynayın, fil vezir alın… onra DENİZ in ne yapacağı belli olur mu? Yarın bir tsunami,sandıkları sel kaplar, Arap kızı camdan bakar…

Arabistan sevdalıları tornistan…Bu tornistan bu gün değilse üç vakte kadar tamam… Sloganınız da benden: GELİYOR DENİZ, ATACAK SİZDE BET BENİZ” Seçim şarkınız bu…söyleyen de YELİZ…

Ahh…Oray Eğin bile size 6 tam puan verir, Erol Büyükburç daha beter delirir…Oray Eğin’e kuliste Pişmaniye yedirir…Aslında bu pişmaniye işi de fena değil…Bir gün elbet bu millet pişman olacak, üstelik İran ya da Irak yoluna doğru bir yolculuk ta başlamış olacak…

Eee, yolculukta pişmaniye en güzel hediye…Pişmaniyenin Türk tatlısı olarak patentini alırsınız, SON PİŞMANİYE LİK zarar vermez diye de pankart açarsınız…

Sn Deniz Baykal hazır başarının zirvesindeyken bırakın bu siyaset işini…Zirvede bırakan ünlüleri hatırlayın…

Onlar şimdi reklamlardan para götürüyorlar…Siz de reklama çıkarsınız, deniz mevsiminde fazla kilolara dikkat: en iyi rejim demokrasi…

Hele bizdeki: herkes DOĞUŞTAN DİYETLİ…DOYMAK İÇİN deniz mahsullerini yiyin…
Gördünüz mü iş yağıyor size…Avukatlığınız da cabası…Yarın öbürgün Mustafa Topaloğlu Bülent Ersoy a adam der, Bülent Ersoy ben adam değilim madamım,diye onu MAHKEME heyeti umumiyesine VERİR.

Siz içinizde kalan eski haslet ve hasretlerle zavallı uzaylı Mustafayı yüce divana kadar götürürsünüz…

”Erdoğan olmadı Mustafa verelim; şanımız yürüsün, işsizlikten kuruyan yüce divan Deniz görsün…”

Başarınızı milletçe alkışlıyor, engin sularınızda bize de bir liman, ada, olmadı Kardak ebadında bir kaya istiyoruz…

Hani sizin Çankaya’ ya çıkmanız rüya da belki bizim Kardakkaya’ ya çıkmak istersiniz…Adını da değiştiririz,mahkeme kararıyla…Çandakkaya olur. aradaki dak siz gelene dek, ek olur, sonra Denize düşer, denize düşen her şey gibi küçülür ve yok olur…Yani yeriniz hazır…Hem de yalnız kendinize yani Denize Nazır…

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.