Hastalık ve verimlilik

Hastalık, insan israfınının en fazla olduğu durumlardan birisidir.
Hastalar genellikle verimsiz, mutsuz ve umutsuz bireylerdir.
Kendilerini hissetmezler, iç güvenleri günden güne erir ve üretemezler.
Hastalar sağlığı tüketirler. Tüketiciler ise yok edicidirler. Ve asla mutlu olmazlar.
İdeallerini kaybederler, geleceğe yönelik program yapamazlar.
Hastalıklar aynı zamanda büyük ekonomik kayıplarda verirler. Hasta adamın hayatta kalmasının maliyeti sağlıklı adama kıyasla çok daha yüksektir.
Hasta adam bir yanda tedavi için para harcarken öte yandan yeterince çalışamadığı için yeterince para da kazanamaz.
Fukara bir çiftçi, ekin zamanı veya hasat günlenirde hastalanırsa, borçlanma ve sonunda topraksız kalma yolunda ilk adımı atmış olur. Bir kişinin ölmesi demek, bu ekonomik kayba, diğer masrafların da eklenmesi ve bir kişilik işgücünün kaybı demektir.
Fukaralık ve hastalık, tekrar tekrar birbirlerini etkileyen bir kısır döngünün iki parçası gibidirler.
Hastalık, ailenin gelirini temin eden kimseyi yatağa çaktığında herkesin eli ayağı kesilmekte,üstelik yoksul ülkelerde ‘sosyal güvence’ yok veya yetersizken bu daha da içinden çıkılamaz bir hal almaktadır.
Yevmiyeli bir işçi, hastalandığı süre zarfında para kazanamaz. Yoksul ülkelerde, işçilerin hastalık nedeni ile maruz kaldıkları işgücü kaybı, zengin ülkelerdekinde çok fazladır.
Müzmin (kronik) hastalıklar ise musallat oldukları insanları yatağa çiviler ve gücünü tüketir. Zaten düşük olan verimliliğini daha düşürür.
Müzmin bir hastalığa yakalanmış birey, düşük verimli çalışması ve işgücü kaybı sebebiyle sağlıklı insandan daha az kazanır, daha fakir olur.
İş gücü kaybı ve düşük verimlilik, millet bazında bütün ülkede fukaralığa sebebiyet vermektedir.
Bireylerin verimliliği düşünce tarlada, fabrikada ve diğer tüm iş alanlarında normalden daha çok sayıda çalışan istihdam edilmesi gerekmektedir.
Bunun ise ‘işsizlik’ problemine çözüm getirdiğine inanmak akılcı değildir. Düşük verimlilik düşük gelir demektir. Düşük verim ise daha az yatırım demektir.
Hastalıklar insanların çok çalışmasına çok yatırım yapmasına ve çok gelire imkân tanımamaktadır.
Aşırı kalabalık, iyi havalandırılamayan evler ve ortamlar, kentleşmedeki düzensizlik, mikropların arayıp ta bulamadıkları şeylerdir. Ne var ki böylesi bir eve sahip olmak için para gerekir, para dediğin de fukara adamda yoktur.
Fukara adam yeterince sık yıkanamaz, enfeksiyonlar,uyuz,tüberküloz gibi hastalıklara daha sık yakalanır.
Hastalıklı ve kirli olmak genellikle bu insanların tercihi değildir. Su kıtsa ve ulaşılamaz ise veya pahalı ise, fukara yıkanamaz. Su az ve pahalı ise, sadece yemek için içmek için hayvanları sulamak için sözün özü ancak hayatta kalabilmek için kullanılır.
Çoğunlukla mikroplu suyu kaynatma ya da filtreden geçirilip süzme imkansızdır. Su filtresi ise hiç de ucuz bir alet değildir. Suyu kaynatmak yakıt kullanmak demektir. Bedava yakıt ise hiç yoktur.
Kirlilik de hastalığa böylece hep davetiye çıkaracaktır. Yoksa kimse keyfinden kirli kalmamaktadır.
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi, derken kanuni, sağlığın taht dan daha önemli olduğuna vurgu yapmaktadır.
Beden sağlığı, ruh ve düşünce sağlığına zemin hazırlar, fukaralığı azaltır, insanları mutlu kılar. Mutlu insan verimli ve özgür olmaktan başka bir yol düşünemez. Kısacası verimliliğin, özgürlüğün ve mutluluğun yolu sağlıktan geçer.
Boşuna “Sağlık Erdemdir” demiyoruz.


________________


muratbas@sarkyildizi.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

17 + 17 =