HDP Ne Yapabilir?

HDP Ne Yapabilir?

0
PAYLAŞ

Seçimdeki başarısı sayesinde, AKP’nin tek başına bir iktidar hükümeti kurmasının önünü keserek, sanırım HDP temsil ettiği demokratik muhalefetin hedeflerinden birincisini sağlamış oldu. Bu azımsanmayacak bir başarıydı. Ancak başkanlık amacı sonuçsuz kalan Erdoğan’ın siyasi gücünü pekiştirmek için pek vakit kaybetmediğini görüyoruz. Koalisyon hükümetinin kurulması sürecini yokuşa sürerek bu ara rejimin kendisine fırsat verdiği tüm olanakları kullanmaktadır.

Türkiye’nin iki komşu devletine sınır ötesi askeri müdahalede bulunması için ‘talimat verdim’ deme rahatlığını Erdoğan, ancak hükümetin iktidar olamadığı böylesi bir ara rejim ortamında bulabilirdi. İngiltere hükümeti de iki yıl önce Suriye’yi bombalamayı çok istiyordu, ne var ki sürpriz bir sonuçla, iktidardaki koalisyon partilerinin fire vermeleri sayesinde, bu önerge parlamentodan geçemediği için geri adım atmak zorunda kalmıştı. Benzer bir olay 1 Mart tezkeresinde de yaşandı. Hükümet tarafından 25 Şubat 2003’de TBMM’ye sunulan Irak’a askeri müdahale için yetki talep eden fezleke genel kurulda reddedilmişti. Bu kez Erdoğan böylesi bir riske hiç girmeden askeri müdahaleyi doğrudan kendisi başlatabildi. Bu konuda Ertuğrul Kürkçü’nün, Cumhurbaşkanı’nın savaş talimatı vermek yetkisi olup olmadığına dair meclise verdiği soru önergesi, HDP’nin parlamentoda neler yapabileceğinin ve yapamayacağının da sınırlarına işaret eden yerinde bir girişimdir.

Siyasi bir azınlığın parlamentoda yapabilecekleri zaten kısıtlıdır. HDP gibi sistem karşıtı ögeler içeren ve egemen düzen güçleri tarafından legalitesi sürekli sorgulanan bir parti açısından yapılabilecekler daha da kısıtlı olacaktır. Mesela, bu nedenle, İRA ile anlaşmanın sağlanmasının öncesinde İngiltere parlamentosuna seçilen Sinn Fein’in vekilleri, İngiliz parlamentosunun kurallarıyla oynamayı reddettikleri için, meclis yeminini etmeyerek daha başından meclise girmezlerdi. Peki, 80 milletvekili ile meclise giren HDP ne yapabilir?

Seçim başarısına rağmen, HDP’nin bir koalisyona girmesi ya da bir koalisyonu dışarıdan desteklemesi, hatta ana muhalefet rolünü üstlenmeğe çalışması gibi seçenekler gerçekçi değildir, zira programında sistem karşıtı taleplere yer veren ve Kürt özgürlük hareketinin taleplerini savunan bir partinin egemen sınıf ve kesimlerince parlamenter rejimin asli bir ögesi olarak benimsenme şansı pek yoktur. Sistem ve onun bürokratik devlet aygıtları fırsatını bulduklarında bu yabancı gördükleri maddeyi ya içinde eritmeye çalışacak ya da kusacaktır, daha önce TİP, HEP, DEP ve DTP örneklerinde olduğu gibi. HDP’nin geçmiş oluşumlara göre daha geniş ve daha çeşitli kesimlerin bir ittifakını temsil ediyor olması direniş kapasitesini artırmaktadır. Kolay yutulur bir lokma olmayacaktır. Ayrıca HDP’nin, bu düzeni idare etmek, sürdürmek hatta sadece iyileştirmek değil, onu köklü bir biçimde değiştirmek isteyen taraftarları da olduğu için düzenin siyasi partileri ile uzlaşabilmesine tabanı müsaade etmeyecektir.

Yapabileceği, daha doğrusu yapabilmesine olanak tanındığı sürece yapması gereken, seçim kampanyalarında dile getirdiği talepleri de içeren devrimci ve

radikal bir muhalefeti örgütlemek ve yürütmektir. Demokratik bir toplumun taleplerini savunarak bu toplumun yolunun önünü açmaktır. Bu konuda meclis içinde ve dışında yapılabileceği pek çok şey vardır. Kürkçü’nün soru önergesi buna güzel bir örnek. AKP’nin mutlak çoğunluğu sayesinde, özellikle de torba yasalarla, yasallaştırdığı iç güvenlik ve MIT yasası gibi yasaların iptal edilmesi için kollar derhal sıvanmalıdır. 12 Eylül’den arta kalan seçim barajı da dahil yasaların geri çekilmesi için arda arda girişimlerde bulunulmalı, bunlar topluma anlatılmalı ve geniş bir toplumsal muhalefet oluşturulmaya çalışılmalıdır.

İŞİD tehdidi de sadece bir sınır güvenlik sorunu değildir. Abu Bakr Naji’nin ‘Vahşetin İdaresi’nde belirtiği gibi Türkiye İŞİD’in hedef ülkeleri arasındadır. AKP’nin bugün askeri sortilerle örtbas etmeğe çalıştığı, ama daha önceden pek de gizlemek ihtiyacını hissetmedikleri, İŞİD ile olan bağlantılarını, kaçak petrol ticaretini, İŞİD’e dolaylı olarak tanınan lojistik desteğin üzerine sorgu önergeleri ile gitmek ve ışık tutmak vakit geçirmeksizin yapılabilinir.

HDP’nin, ister meclis içinde soru önergeleri ile gündeme getireceği konularda olsun, ister derneklerinde, kurumlarında, iş yerlerinde ve gösterilerde mücadele eden gençleri ve emekçileri savunurken olsun, programında önüne koyduğu görevleri (bence milletvekillerine sağlanan dokunulmazlık haklarını sonuna kadar kullanarak) yerine getirmesi, HDP’nin programına gönül veren, ya da en azından destek olan, seçmenine karşı başlıca sorumluluğudur.

___________________

Dario Navaro, 29.7.2015, Londra

BİR CEVAP BIRAK