‘Her midye yenilmez’

‘Her midye yenilmez’

0
PAYLAŞ

Güre emekli olunca eşi Nida Koçak ve köpeği Kont ile Ankara’nın yoğun yaşamından Çanakkale’ye sığınmış… Her emekli gibi balık tutacağı zaman, yollardaki midye kabuklarını görüp, “Yazık yahu bunlara” diye söylenmeye başladığında kendisini midye işinde bulmuş. Şimdi Çanakkale ve bölgesinde “midye” denilince akla o geliyor… Çevre kaygısı ve ekonomiye yeniden dönüşüm kaygısı eski bürokratı “işadamı” yapımış gibi görünse de o yine bildiğini okuyor “amme hizmeti”nin önüne para pulu geçirmiyor… En büyük keyfi ise keraat vakti geldiğinde; midye atölyesine girmesine izin verilmeyen köpeği Kont ile elde bira oynaşması ve eline soğuk birasını kapıp gelen dostlarına sıcak midye dolma ikram etmesi…

– Midye işine nasıl girdiniz?
– 2001’de Çevre Bakanlığı Başdanışmanlığı yaparken emekli oldum. Çanakkale’ye yerleştim. 1967’de doktora tezim katı atıkların ekonomiye kazandırılması konusundaydı. Çanakkale’de midye kabuklarının sokaklara atılmasını gördükten sonra bunları İl Tarım Müdürlüğü’nde analizini yaptırttım. Yüzde 94.8 oranında kalsiyum içerdiğini görünce bunun nerelerde değerlendirilebileceğini internet aracılığıyla araştırdım. Üretiminden mikrobiyolojisinden, ağır metal ihtiva ettiğinden bu paramatrik değerlerini Dünya üzerinde 1835 alanda kullanıldığını öğrendikten sonra, denizde midye yetiştiriciliğinden başlayarak entre tesis oluşturarak kabuklarını ekonomiye geri kazandırma projesi üzerinde çalışmaya başladım…

– Eski bir bürokrat olarak bürokrasiye takıldığınız oldu mu?
– O konuya gelecektim. Bürokrasinin çokluğu nedeniyle yani 6 bakanlıktan 16 müsteşarlıktan izin almak kaydıyla ancak denizde yetiştirilebileceği için entegrasyona herkes başından başlarken biz sonundan başladık… Çanakkale Işıklar köyünde Önce prototip manada 350 metre kare kapalı, 1200 metre kare açık alana sahip atölyeyi kurduk.

– Kaç kişi çalışıyor atölyenizde?
– Yazın geçici işçi olarak 22-23 işçi çalışıyor. Ustabaşımız Abdullah Karaboğa (44) Mardinli ve 25 yıldır bu işte… Çalışanlarımızın çoğu Çanakkaleli romanlar… Çanakkae’nin sevilen simalarından İdil Dişçi hanımefendi de satış müdürümüz oldu… Gördüğünüz gibi güle oynaya çalışıyoruz… Altı tekne de denizden hizmet verdiğini düşünürsek, yazın 100’ün üstünde işçiye ekmek sağlamaktayız. Bir yerde Tarım Bakanlığı’nın Katılımcı Köy Yatırımcı Projelerini Destekleme Projesi’ni biz kendiliğimizden ve hiç bir destek almaksızın, yalnızca özkaynaklarımızla gerçekleştirmiş oluyoruz…

– Yatırımızın boyutu nedir?
– Atölyede pek fazla makine ve tesisat görünmese de 134 bin YTL yatırımımız var. Sadece midye kabuğunun yıkanacağı suyun analizi İzmir Bornova Kontrol Labrotuvarı’nda yapıldı ve 2 bin 300 YTL tuttu. Bunun yanında 17 ruhsat aldık…

– Merdiven altı midyeciler, size rağmen ayakta kalabiliyor mu?
– Tam tersi biz onlarla rekabet edememekteyiz. Çünkü personellerimiz sigortası, vergisi, harcı yatmakta… Onlar her türlü denetimden uzak, ağır metal içeren  Sarı Çay’ın ağzından çıkan yani lağım içinden çıkartılan midyelerle tüketici zehirlenmektedir… Fakat ne zabıta ne de yetkililerin bunlarla ciddi mücadeleye niyetli olmadığını görüyoruz… Biz kümesteki kazlar da Bakanlık’tan bize tahsis edilen Akbaş Feneri, Ağa Deresi ve Çam Burnu’ndan aldığımız su ve midye örneklerini her pazartesi günü Çanakkale ve İzmir Bornova merkez labrotuvarlarına analize götürüyoruz…  Bu raporlardan biri olumsuz çıktığında o saha üretime hemen kapatılıyor… Biz böylesine sıkı denetlenirken Çanakkale ve Labseki’den izinsiz ve denetimsiz toplanan yüzlerce çuval midye de hergün İzmir’e gönderilmektedir… Bu zorlukları aşmak ve bir standart getirmek için de uğraşıyoruz…

– Midye çıkarma alanlarını siz mi belirliyorsunuz?
– Sahanın mihengi noktalarını biz veriyoruz. O sahaların bütün sorumluluğu bize ait olmuş oluyor. Fakat bu sorumluluk bizdeyken isteyen istediği gibi o sahalardan istihsal yapıyor. Kimse de ona karışmıyor. Onun için bu zorlukları maalesef yaşamaktayız.

– Midye dolma üretim izni Türkiye’de kaç kişide var…
– Şu anda, Pınar Holding bünyesindeki Pınar Deniz Ürünleri’de, Mardinli İbrahim Bey’de ve bir de bende Midye Dolması Gıda Üretim Ruhsatı var. Midye dolmanın hemen tüketilmesi gerekir. Bu nedenle yalnızca Çanakkale iç piyasasına midye dolma verebiliyoruz. Talebe yetişemiyoruz… Çanakkale Su Ürünleri Fakültesi’nden midye dolmanın raf ömrü olarak +2 derecede 15 gün, +5 derecede 8 gün ve +7 derecede de 4 gündür… Midye dolmanın temel gıda maddesi olmadığını, alkolle alınan ve damak zevkine hitap eden meze olduğunu düşünülürse, günlük tüketmek gerekiyor… Satış elemanlarımıza da hep tüketim kadar sipariş almalarını öneriyoruz… Bayatlar da toplanıp hemen imha ediliyor…

– İç midye kapasiteniz nedir?
– Şoklama tesisimiz olmadığı için günlük tüketime yönelik olarak çalışıyoruz. İç-midye de günde 100-200 kg çalışıyoruz. Deniz kenarında bir tesis projemiz var. O zaman ihracata da yönelerek Türkiye ekonomisine dışarıdan gelir sağlayacağız…

– Kabukları nasıl değerlendiriyorsunuz?
– Günde 6 ton ‘natürel’ midye çalışabilecek kapasitedeyiz. Kabuklar ne yazık ki Türkiye’de hâlâ değerlendirilemiyor. Oysa AB uyum paketinde de belirlendiği gibi kanatlı ve büyükbaş hayvan yemlerine kalsiyum katkısı olarak mermer tozu yerine kullanılması gerekiyor. Yalnızca bir şirket Türkiye’den İtalya’ya yılda 15 bin ton kabuk göndermektedir. Yem sanayiden, yoğurt üretimine kullanım alanı olan kalsiyum kaynakları çöplere dökülerek heba edilmektedir. Fransa’dayalnızca bir firma Türkiye’den yılda 100 ton kabuk alıyor. Bir kabuğun 6,5 gr olduğunu düşünürseniz büyük bir talep sayılır. Yunanistan yılda 4,5 milyar dolarlık çift kabuklu yumuşakca ithal ediyor. Biz yalnızca Yunanistan’a midye satsak çok ciddi gelir elde edebileceğiz. Biz de ihracatçı bir şirkete fason olarak küçük midyelerin kabuklarını Fransa’ya gönderiyoruz… Sadece kabuk için üretim, yani “postu için kuzu almak fikri” kazançlı bir iş değildir… Fakat mevsimsel olarak midyenin kendisini küçülttüğü kasım-ocak arası iç-midye balık yemi olarak kullanılabilir.

– Türkiye’nin midye kapasitesi nedir?
– Denizlerdeki aşırı kirliliği temizleyen midyelerin sağlıklı bir şekilde varlıklarını sürdürmesi gerekir. Bir midye 15 milyon yumurta denize bırakıyor. Entegre tesisler içinde üretilerek geliştirilmesi gerekir.

***

MİDYE DEDİKLERİ…

Durgun sularda gelişen midye denizlerdeki kirliliği de temizliyor. Ege ve Marmara koyları midye için en uygun mekanlar… Türkiye genelinde turizm sezonunda 500 ton, yalnızca Antalya bölgesinde 200 ton midye tüketildiği tahmin ediliyor.

Midyenin kabukları sanayide, içindeki kası (iç-midye) ise midye tava, paslı teneke üstünde kebap, midye dolma ve güveç olarak tüketiliyor. Ayrıca küçük iç midyeler, makarnadan pilava pek çok yemek ve salatalara da katılıyor.

Avrupa’da kabukları açılmadan şarapla pişirilerek ve sebzeer katılarak çorbası yapılır. Sarmısak, maydonoz ve tereyağ ile birlikte tek kabuk üzerinde mikrodalgada pişirilebilecek hazır meze yapılmakta.

Midyeler şoklanarak, konserve ya da turşu halinde uzun süre de saklanabiliyor. İtalya bir kilo konservede 300 midye önerir, Türkiye’de ise 110-120 midye konulur…

DİKKAT! HER MİDYE DOLMA YENMEZ!

Midye dolma içki sofraların kavalyesi… Hazırlanışı öyle kolay değil… Sofraya gelinceye kadar pek çok sürüçten geçiyor… Midyenin çıkarıldığı denizin temiz, hazırlandığı ortamın “hijyen” olması gerekiyor. “Merdivenaltı” diye tanımlanan satıcıların bu kurallar dışında üretip sattığı midye dolmalar ise karaciğer hastalıklarından kansere per çok sağlık sorununa neden olduğu sanılıyor…

Türkiye’de midye dolmanın memleketi İzmir sayılıyor. midye dolmacılar ise genelikle Mardinli… Midyedeki iç pilavı en iyi hazırlayanlar İzmir’deki Mardinliler olunca bu sektördeki varlıklarını anlamak mümkün…

Merdivenaltı midyeciler de sürekli pazar kavgasında. Örneğin Çanakkale’de her isteyen merdivenaltıcı her istediği yerde omuz tepsisiyle midye satamaz. Önce zabıta sonra o mekanı kendi piyasası bellemiş bir başka merdivenaltıcı karşısına çıkıverir… 2005’de merdivenaltıcı midyeciler birbirleriyle köşe kavgasına tutuşunca birisi hastaneye diğeri hapisaneye yollanmış…

AÇIK GAZETE: Güre’nin sağlık sorunlarıyla uğraştığını üzülerek öğrendik. Türkiye’nin renkli portrelerinden olan Güre’ye geçmiş olsun diyor ve dostlarıyla uzun yıllar midye sohbetleri yapmasını diliyoruz.

BİR CEVAP BIRAK

2 + sixteen =