Her yağmur ihtilaldir aşka…

Dünyanın dibini boylamışız be çoktan,
daha neyi bekliyorsun!
İlk defa göz göze geldiğimiz o anı hatırla,
o an çözülmüş kader…
Umudun karışmış umarsızlığıma …
Hepimiz faniyiz be şu atmosfer denen çatı altında,
neyi söküp götüreceksin yanında?
Neden kaçabiliriz ve ne koruyabilir bizi?
Şehirler otobanlar geçmiş aramızdan,
yaldızlı atlaslara yeniden şekil vermiş yollar.
Sen daha şu kapıdan içeri girmezden önce,
ben yüzünü görmezden çok önce
dokunmuşuz birbirimizin aklına.
Sen kabıma sığmaz lodoslarımdan geçmişsin,
o büyük o devasal kapıdan girmişsin,
orada bir dünya kurulmuş..
Yepyeni bir çatı…
Zaman durmuş farkında olmamışız..
Oysa ki her başlangıç, bir tentürdiyot sızısıdır,
biraz can yakar…
Bazen bilmeyiz ki bu acının başlangıç olduğunu,
daha çok bitiş gibidir bu.
Ne noktalar koyduk durmadık,
ne virgüller koyduk aldırmadık.
Hep bu son dedik,
yeniden başladık.
Belki kabul etmek istemedik,
belki derinliğini göremedik.
Hiç bir yağmurun işlememesi bundandı gözlerimize.
iki ölümlüydük biz yanyana,
iki ölümsüz olduk zamanla.
Bütün imla hareketleri
sana çalışmış baksana.

Şimdi…
Yokluğun paslı bir teneke tadı bırakıyor dudaklarımda,
ölürsün diye korkularım var benden uzakta.
Yanyana durduğumuz o akşam,
kaç okyanusu bir nefeste içtiğimizi hatırla.
Seninle ne çok şey anlattık sustukça.
Bu fazladan susmayı maharet saymış hayattan,
kala kala bir şehir kaldı arkamızda…
Kim neyi anlatabilir,
hangi sokak hangi lamba?
Sen niye sustuysan avazın çıktığınca,
bende onu yazdım işte çığlık çığlığa…
Belki bir ihtilal gerekliydi aramızda…
Onu da biz beceremedik…
Ne ağzımızı konuşturabildik,
ne kalbimizi susturabildik yıllarca.
Hala adalet mi arıyorsun şu hayatta….
Arama…
Bilki bundan böyle her yağmur
ihtilaldir aşka…

sibelbengu@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.