Herkes birbirine kısa bir karşılaşma…

Sessiz bir iç çekiş
ve fırtınalı bir yalnızlıkla
aynanın karşısına geçip de
gözlerinden akan boşluğa uzun uzun dalıp
‘hoşçakal’
demiş miydin?

İsimlerimiz sıradan ve belki biraz aşina
kimse birbirini gerçekten tanımıyor aslında…
okul günlerinin ütülü yakalarından
kara tahtalara dökülen yaramazlığımız,
tertemiz ve çabuk bulutlardan
üzerimize yağar hala…
içini çeke çeke tekrar geri gelir
o çocuk masumiyeti
her yağmurlu havada.
düşünsene ayrı ayrı nelere ağladık..
kimbilir ne kadar azımız
büyüyebildi coşkulu bir umutla yanyana.

Ne zaman biraz kendine gelsen
biraz da gidiyor gibisin aslında…
mahmur nefesin boynundan dolanıp
aynada buğulanınca bir sabah
yüzüne yüzüne sokulup
‘silbaştan’
demiş miydin?

Ölürüm demeyiz
gitme kal demeyiz
koş gel boşver demeyiz
daha pek çoklarını demediğimiz için
sahibine ulaşmayan her mektup gibi
pulsuz bir zarftır yüreğimiz.
Hayatın içinde sıklaşan yargılar
ve ağırlaşan cümlelerle
isimlerden suretlerden ve çılgın kelime yığınlarından ibaretiz…
karşılaşılan ama anlam’a şiddetle teğet geçilen..
uzağa giden
uzaktan gelen…
gerçekten büyümeyi başarabilir miyiz
birbirimize değmeden?

Sessiz bir iç çekiş
ve fırtınalı bir yalnızlıkla
aynanın karşısına geçip de
çocuksu bir umut ve heyecanla
gözlerinin derinine derinine
‘merhaba’
demiş miydin?

Herkes biraz kendine küskün aslında,
o yüzden herkes birbirine kısa bir karşılaşma…

sibelbengu@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

three × 2 =