Hiç yok!

Hiç yok!

0
PAYLAŞ
Sinan Olcayto
Sinan Olcayto

SİNAN OLCAYTO – Çok ilginç bir milletiz. Genlerimizin ortak şifresi olsa gerek bir türlü bitti ve yok kavramlarını kabul edemeyiz. Bir şey istediğimizde yok cevabı alınca “hiç mi yok” diye sorarız. Bir ilişkiyi erkek bitirirse kadınlar intihar eder, kadınlar bitirirse erkekler tarafından öldürülür. İngiltere milli maçında skor 7-0 iken bir gol daha yiyince spikerin “Dakika 80 Allahtan ümit kesilmez” demesi hala hafızalarımızda.

Şimdi uzmanlar umutsuzluk içinde Türkiye ekonomisi bitti diyor. Ama hayır! Milletçe biz yine bitmez, nereye bitiyor, teğet geçer diyoruz. Ne yazık ki bu kez bitti ve biz de bittik. Bunun da tek sorumlusu tabii ki vizyonsuz iktidar partisi AKP. Ülkeyi 13 yıldır tek başına yürüten bu parti ne yazık ki ülkemizin başına gelebilecekleri hesap etmeyerek geleceğimizi de yok etti. Sadece AKP değil yıllardır ülkemizi yöneten sağ partiler globalizme teslim oldu, ekonomizi bir daha düzelemeyecek bir felakete sürükledi.

Türkiye nerede hata yaptı?

En basit açıklamasıyla FED’in Doları piyasaya pompalayıp bir de üstüne faizleri düşük tutmasıyla yaşanan neredeyse bir 10 yıl geçirdik. Ne yazık ki AKP hükümeti, FED bunu yaptığında Amerika battı, bitti, iflas etti sanmış olmalı ki gün gelip paraların piyasadan geri toplanacağını ön göremedi ya da görmek istemedi. FED paraları toplamaya başladığı anda Dolar tırmanmanışa geçti. Faizler de yükselince IMF’ye borç verdiğini iddia eden hükümetimiz bir anda iflas ediverdi. Panikle alınmaya çalışılan önlemler ise orman yangınına dökülen bir bardak sudan başka bir etki yapmadı. Zaten yapamazdı çünkü biz kendine “Ali’nin takkesi, Veli’nin kullahi” tarzı ekonomi yönetimi benimsemiş bir 3.dünya ülkesiyiz. Geçici istihdamlar yaratarak ekonomiyi döndürmek, piyasadaki Dolar’lar ve spekülatif yatırımcılarla geçici işler yapmak elbet bir gün sona erecekti. Iste o gün geldi. Ondan al buna ver devri sona erdi.

Teknolojik sanayi devrimi

Dünya’nın gelişmiş ülkeleri’nin en önemli ortak özelliği nedir sorusunun yanıtı Teknolojidir. Şu an teknolojiye sahip olmak dünya’ya hatta uzaya sahip olmak anlamına geliyor. Teknolojin varsa satar para kazanırsın, silah yapar önüne geleni sömürür, güzellikle vermiyorsa zorla istediğini alırsın. Teknolojin olduğu için teknolojini daha da gelişme şansın vardır. Tarımını, enerjini, ülkende yaşayanların hayat standartını yükseltmenin tek yolu teknolojiye sahip olamaktır. Gelecek planı yapacağında bile teknolojin olmak zorundadır.

Dünyanın bu gelişmiş ülkeleri de son yıllarını teknolojilerini geliştirmeye harcadı. Yatırımlarını yaptı. Ortaklıklar kuruldu. Geçen 10 yıl tam bir teknoloji sanayi devrimi yaşandı. Cep telefonu yapmak yetmedi, piller geliştirildi, akıllı dediğimiz versiyonları üretildi. Marsa gidiş için yarış başladı, astroitlerde maden çıkarmak için şirketler anlaşmalar imzaladı. Amerika’da bir anda her yerde Hybrit ve elektrikli otomobiller gezmeye başladı. İlaç sanayi devrimsel nitelikte calismalar yapti ve teknolojiler geliştirdi. Norveç, Danimarka, Hollanda, Almanya, İsveç ve İsviçre 2025 yılından itibaren tamamen benzinsiz araç yapımına geçmeye hazırlanıyor. İsveç “sıfır” atık teknojisine geçen dünyanın ilk ülkesi oldu. Cern’de “tanrı parçacığı” bulunmaya çalışılıyor. Google yapay zekalı robot üretiyor hatta bazı modellerini oyuncak diye satmaya başladı. 10 yil sonra her eve bir robot diyorlar. Teknolojik sanayi devrimi 3. Dünya ülkelerini yutmaya hazırlanıyor.

Bu geçen son 10 yılda ise biz paraları inşaatlara, duble yollara, statyumlara, saraylara gömdük. Lale devri yaşadık. Bunlar atıl yatırımlardı. Teknolojiyi geliştirecek en önemli kurumun başına eski hayvanat bahçesi müdürünü getirdik. Büyük Türk holdinglerine para kazandırmak için çok kısa bir süre sonra kullanımdan kalkacak silahların üretimine geliştik. Gelişmiş ülkeler lazer teknolojisine girerken  biz uzaya uydu gönderemeyeceğimiz için saçma sapan zırhlı araçlar geliştirdik. Kendimizle alay ettirdik.  Paraları saçtık, samanı ithal ettik. Yetmedi savaş var diye Türk hayvancılığın belkemiği Doğu ve Güney Anadolu’yu bitirdik, kırmızı eti de ithal eder hale geldik. Tükettik, tükettik, tükettik… Sonunda deniz bitti.

AKP neyin peşinde?

İyi niyetle bakarsak AKP’nin bu işten kurtulmak için panikle geçici pansumanlar yapmaya çalıştığınını düşünebiliz. Ancak atılan adımlar gerçekten sadece bir şaka gibi.  Bir çok üst düzey ekonomist danışmana sahip olan iktidar partisine de her halde gerçekler anlatılmıştır diye umut ediyoruz. Çünkü AKP gözünü şu an kendisine bağlı eğitimsiz, cahil kesimin yastık altı parasına dikmiş durumda. O insanlara ellerindeki altınları bozdurmaları,  Dolarları satmaları isteniyor. Paranızı TL’ye yatırın derken AKP, o paraları aslında çöpe atın demek istediğini bilmiyor mu? Ya da saf insanları mı kandırıyor? O paraları alsa bile ne kadar pansuman yapabilecek? 1 Ay sonra neyin parasını bulacaksınız? Hangi ürünlerden alınan vergiler artacak? Memurun, emeklinin maaşlarını kim, nasıl ödeyecek? Benzinin litresi kaç TL olacak? Kobilere batmayın daha fazla borçlanın diyerek yüksek faizli kredileri teşvik eden hükümet kimi temsil ediyor? Ülke neyi satıp para kazanacak? Kobiler batınca domino etkisi yapacak ve büyük bir işsizlik açığa çıkacak. İşsiz genç kesime kurmadığınız hangi fabrikada çalışma imkanı bulacaksınız? Kısa zamanda hangi iş kolu yaratıp %18’e vurmuş işsizliğe çözüm bulacaksanız. İktidarda olduğunuz onca yıl gelecek için ne yatırım yaptınız? Bu soruları tabii AKP seçmeni sormaz hatta soramaz çünkü AKP’nin oy tabanı zaten cahil, ilkokul ve altı kesim.

Başta Cumhurbaşkanı ve iktidar partisi AKP bu sorulara cevap vermelidir. 1. Kriz teğet geçti demişlerdi ve haklılardı çünkü o kriz gelişmiş ülkeleri vurmuştu. Şimdi ise vuracağı kesim gelişememiş ülkeler olacak.

Türkiye şimdi ne yapabilir?

Bilgisayar oyunlarına meraklı olanlar bilirler “strateji” tarzı denen oyunlar vardır. Bu, ilk PS1 üretildiğinde bile çok rağbet görmüş bir tarzdı. Bu oyunlar içinde en gözde olanı da Civilization idi. Bu oyun öyle çok tuttu ki yıllar içinde devamlı versiyonları üretildi ve geliştirildi.

Civilization’da bir çok değişik uygarlık vardır ve siz de bunlardan birisiniz.  Oyuna girdiğinizde insanların ilk yerleşik hayata geçtiği milattan önceki yıllarda ülkenizi yönetmeye başlıyorsunuz. Oyun, Aya inmeyi ilk başaran uygarlığın zaferiyle sona eriyor. Yani ilk önce aya gitmek için diğer ülkerden daha iyi yönetim göstermeniz gerekiyor. Siz level 24 iken bazı ülkeler level 2 olabilyor. Böylece o ülkelere saldırıp ellerindeki her şeyi alabiliyorsunuz. Çünkü bunu yapabilecek teknolojik gelişmişliğe sahipsiniz. Böylece diğer ülkelerle hem arayı açıyor hem de hızlanıyorsunuz. Tıpkı şu anki Irak örneğinde olduğu gibi. Türkiye bu oyunda olsaydı level atlamayı başaramamış hatta geri gitmiş bir ülke olurdu. Aynı oyunda olduğu gibi gelişmeyi başarabilmiş diğer ülkelerle de arayı her geçen gün hızla açıyor. O yüzden Türkiye hiç birşey yapamaz. Ne yazık ki o tren çoktan kaçtı.

Tarih boyunca sağ partilerin başarısız yönetime teslim olan türkiye  ve onlara oy verenler için  bir sorgulama zamanı da geliyor. Zaten kemiğe dayanan bıçak artık kemiği de keser hale gelecek. Bu toplumsal bir çöküşü de beraberinde getirecek.

İflaslar ülkesine dönecek Türkiye hiçbir alanda yatırım yapmayı basamadığından şu an ne yapacağını bilmez bir halde. Halk çok yakın bir zamanda daha da fakirleşince sesini yükseltmeye başlayacak. İsyan artacak. AKP’ye tabanından güven azalacak, biat bitecek. Toplumsal bunalım artacak.

 

BİR CEVAP BIRAK