Hilal’in öğrettikleri

Hilal’in öyküsünü Açık Gazete köşe yazarı arkadaşımız Birsen’den duydum, aynı Birsen gibi öldüğü günde… O gün de her zamanki gibi hayatımda düzgün gitmeyen bir sürü küçük şey için üzülüyor, dert ediniyordum. Eve acıyıp bir köpek almıştım, büyüsün nasılsa birine veririm diye düşünmüş ama sonradan kimseyi bulamamıştım, dert ediniyordum. Evdeki koltuklar dahil herşey harap olmuştu dert ediniyordum. Okulda ofisimin bulunduğu bina tadilat içindeydi, gürültüyü, patırtıyı, etrafın pisliğini dert ediniyordum. Kazancımla istediğim her şeyi alamıyor hatta borca girmeden yaşayamıyordum, dert ediniyordum. Zaman çok çabuk geçiyordu ve ben yapmak istediğim bir çok şeyi yapamıyordum dert ediniyordum….

O günlerde de, Birsen’in fakültesinde, bodrum katında yavrulamış bizim ve öğrencilerin hep birlikte el ele verip beslediğimiz anne kedi ve yavrularının akibetini dert ediniyordum. Çünkü fakülte yönetiminden uyarı gelmiş, eğer bu yavrular bizim tarafımızdan bir yere götürülmezse kendileri her ne pahasına olursa olsun alacaklar ve sokağa bırakacaklardı. Her ne pahasına olursa diyorlardı, çünkü yavruları bulundukları yerden çıkarmak çok zordu. Tuğla yığınları ve boruların altına giriyorlardı ve  yakalanmaları mümkün olmuyordu.

Günlerdir bunun için uğraşıyorduk, benim bu operasyonlar sırasında ellerim ve bacaklarım anne kedi tarafından  feci şekilde paralanmıştı ve artık yılmıştım. Ama yine de dert edinmekten kendimi alamıyordum. Çünkü eğer bu işi biz beceremezsek onlar yapacaklardı ve  bu olursa  hepimiz emindik ki yavrular ya yaralanacaklardı ya da bir yerleri kırılacaktı. Daha önce öğrendiğimize göre,  yavrulardan uzak tutabilmek için birileri anneyi hortumla insafsızca dövmüştü ve zavallı hayvan halen kendine gelememişti.

İşte Hilal’i duymadan önce dert edindiğim son sıkıntım buydu: şimdi kediciklere ne olacaktı…

Bunun gibi bir sürü ufak tefek şey son günlerde canımı öyle sıkıyordu ki, yaşama sevincimi ve direncimi yitirmiştim. Sanki dünyanın yükü sırtımdaymış gibi hissediyordum.  Mutsuzdum, neşesizdim ve hayatta sahip olduklarımın değerinin farkında bile değildim.

Ve Hilal’i duydum…

Birsen’in yanına her zamanki gibi telaşla ve üzgün bir şekilde daldım… Ben daha saymaya başlamadan, Birsen,  “biliyor musun bugün çok hüzünlü bir haber aldım” dedi. Ben ani bir refleksle, “Ne olur kötü bir haberse söyleme, çünkü artık kaldıracak gücüm yok” diye susturmaya çalıştım onu, bir yandan da merak etmekten kendimi alamıyordum…

Hilal’in öyküsü gerçekten hüzün vericiydi ve gözlerim dolarak dinledim, ama garip bir şekilde yaşama gücü verdi bana. Adeta hayatımı yeniden anlamlandırdı diyebilirim. Onun direnci, hayata tutunmadaki ısrarı, azmi, çalışkanlığı, iyimserliği, etrafına yaydığı enerji kocaman cesur yüreği utandırdı beni. Kendimi tembel ve kolaycı buldum. Aynen Birsen’in Hilal yazısına yorum yazan birçok kişi gibi ben de yaşamımda ne küçük şeyleri dert edindiğimi, isteklerim için mücadele etmek yerine koşulları bahane ederek sızlanmayı daha çok sevdiğimi fark ettim. En önemlisi hayata bağlanmak için ne çok sebebim olduğunu…

Teşekkürler Hilal…

____________

*  Yrd Doç. Dr.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here