HOLLANDA’DAN… Krizin faturası yoksullaştırıyor

Sosyal Kültürel Planlama Dairesi (SCP) ile İstatistik Bürosu’nun ortaklaşa yaptıkları araştırmanın sonucuna göre, halkın yüzde 12’si  yoksulluk sınırında yaşıyor. Yapılan bu araştırmalarda, ekonomik krizin aşılması için yürürlüğe giren ekonomik tassaruf tedbirlerinin halkın alım gücünü daha da gerilettiği ve son 10 yılda ki yoksulluk oranının  yüzde 7’lerden yüzde 12´lere çıktığı bildirildi. 

2006 yılında tespit edilen fakir aile sayisi 623 bin iken bu sayı 2009’da 1 milyon 540 binlere ulaşmıştır. Ayrıca, 470 bin çocuk yoksulluk içinde büyümektedir. 127 bin civarında kişi de evsiz-barksız yaşamaya calışmaktadır. Aynı araştırma fakirlik sınırının altında yaşayan ailelerin yoğun olarak büyük şehirlerde ikamet ettiğini de ortaya koymaktadır.

Ayrıca yoksulluk tehlikesinin göçmenler arasında da gittikçe arttığı ve bu durumun endişe verici olduğu belirtildi.  Yoksulluğun artış nedenlerinin başında asgari ücretin az oluşu ve son yıllarda giderek artan işsizliği gösteren SCP yetkilileri, fakirliği artıran diğer nedenleri ise şöyle sıralıyorlar: ” İşsizliğin artması, her türlü yiyecek ve giyecek ürünlerinin zamlanması,  hastalık sigortası ve AWBZ primlerinin yükselmesi ile bireylerin yüksek miktarda borçlanmaları ve borç ödemelerinin gerçekleştirilememesinden dolayı gelen cezalar.”

Hollanda’da bir aile ortalama 1.200 euro maaş almaktadır. Ortalama aylık masrafları ise kısaca şöyle:
Gelir (ortalama): Tek maas 1.200 Euro
Gider (ortalama): Kira 450 Euro, Elektrik/su/gaz 230 Euro, Sigorta 220 Euro, diğer masraflar 100 Euro. Toplam: 1000 Euro’dur.
Elde sadece  yiyecek ve icecek için 200 Euro gibi bir para kalmaktadır. Bir ekmek fiyatının ortalama  2 Euro olduğu düşünülürse, 4 kişilik bir ailenin 200 Euro ile geçinmesi mümkün değildir.

Hollanda’nın büyük şehirlerinde ‘voedselbank’ adı altında yardım kuruluşları kurulmakta ve ortalama haftada 15 bin ila 17 bin kişiye gıda yardımı yapılmaktadır. Kurumun amacı 1.200 Euro’dan daha az maaş alan kişilere yiyecek-içecek ve giyecek yardımı yapmaktır. Bu yardım kuruluşları birkaç zengin hayırsever ile bazı sirket yöneticileri tarafından açılmaktadır. Faaliyetleri ise gönüllüler tarafından yürütülmektedir. İnsanlar bu gıda paketlerinden yararlanabilmek için saatlerce kuyruklarda beklemek zorunda kalıyorlar.

Krize karşı kamu gelirlerinden özel finans kurumlarına cömertce yardım yapılırken bütçe açıkları da yine vatandaştan zam, yeni vergi, vergi zammı olarak karşılanıyor. Krizde finans dünyasına el uzatılırken çalışanlar işlerini yitiriyor. Sosyal haklar gaspediliyor… 

Bütün kapitalist dünyada sorulan soruyu Hollandalılar da soruyor: Krizi biz yaratmadık, yaratanların faturasını da biz ödemeyeceğiz…

Doğru söze ne denilebilir ki?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here