HOLLANDA’DAN… Nedir bu Türklerin çektiği

HOLLANDA’DAN… Nedir bu Türklerin çektiği

0
PAYLAŞ

Biz yurtdışındaki Türkler, ara ara yaşadığımız ülkelerde kötü muamelelere maruz kalırız.

Yurtdışından yazan birçok arkadaşımın yazılarında, Türklerin ya da başka yabancıların yaşadıkları ülkelerde başlarına neler geldiğini okursunuz. Tabii b ütün bu olumsuzluklara rağmen kötü muamele gördüklerinde başvurabilecekleri mercilerin bulunduğunu, haklarını alabilmek icin mücadele edebilecekleri yasal düzenlemelerin olduğunu hatırlatmakisterim.

Örneğin yaşadığımız Avrupa ülkelerinde ”ırkçılık” yasalara göre bir suçtur. Yani renginizden, dilinizden, kültürünüzden dolayı devlete bağlı herhangi bir kurum ya da birey sizi aşağılayamaz, dışlayamaz ve itip kakamaz. Bir Türk ya da yabancı olduğunuz için kimse size saldıramaz, hatta sözlü olarak dahi size sataşamaz.

Avrupa’da insan haklarıyla yabancı hakları yasalarla korunmuştur. Tabii bütün bunlar ırkçılığın olmadığı, sizin fiziksel ya da sözlü saldırıya maruz kalmadığınız anlamına gelmez. Bazı kendini bilmez ırkçılar, tabii ki her açıdan size saldırabilirler.

Yapılacak şey, eğer gerçekten çok incindiyseniz ırkçılıkla mücadele bürolarına başvurmak olacaktır. Bu bürolara giderek, etnik köken ve ülkenizi belirtip şu kişi ya da kurum beni aşağıladı, kimliğimden dolayı hor gördü, saldırdı diyebilirsiniz.

Aslında durum o kadar hassastır ki, sizinle gereksiz tartışmaya giren, kalbinizi kıran, hakkınızda kötü düşündüğünü tahmin ettiğiniz birine, ”Sen beni Türk olduğum için aşağılıyor, hor görüyor, hatta dışlıyorsun” derseniz, adam zaten ırkçılığı kendine yakıştıramadığı için fenalaşacaktır. Ya da kısaca adama ”Irkçısın sen…” demeniz de çok etkili bir yöntem olacaktır.

Bu durum, Avrupa’nın duyarlı ya da kendini ”ırkçılık karşıtı” sayan ülkelerinde çok geçerlidir. Kimse kendine ”ırkçı” olmayı yakıştıramaz. Duyulur da adım çıkar diye paniğe kapılır. Aynı bizdeki ”namus” meselesi, bir adamı ”namussuzlukla” suçlamak gibidir. Adamcağız, ”Ya bir duyan olur da inanırsa adım ırkçıya çıkarsa” diye büyük korkular yaşar.

Şimdilerde Hollanda’nın şekli biraz değişti ama bir dönem öyle bir haldeydi ki, kırmızı ışıkta geçip yakalandığınızda bile polise ”Irkçılık etme!.. Türk olduğum için çevirdin sen beniii!..” deseniz adam korkudan bırakıveriyordu.

Ya uzunca beklemeniz gereken bir yerde sizin önünüzde insanlar olduğu halde, ”Beni ne bekletiyorsun kardeşim. Yabancıyım, Türküm diye değil mi!?. Aha gidiveriyom ırkçılıkla mücadele bürosuna!..” dediniz mi bütün işleriniz halloluveriyordu. Tabii şimdilerde koşulların biraz değişmiş olması bizim olaylara duyarlılığımızı, birlik ve bütünlüğümüzü azaltmış değil. Yaşanan tatsız şeyleri bağlı olduğumuz dernek, vakıf gibi örgütlere taşıyıp protesto ediyor, hatta yerel basınımız ya da Avrupa’da yayımlanan gazetelerimiz sayesinde duyurabiliyoruz.

Avrupa’da basılan gazetelerimiz de olayları, gayet milliyetçi ve duyarlı bir tarzla, ”Bir Türk dayak yedi, Türk’ün evini bastılar, Türklere Avrupa’da kötü muamele yapılıyor!..” şeklinde kamuoyuna iletebiliyor. Bu haberlere göre de gerek Türkiye’deki Türkler gerekse yurtdışındakiler hop oturup hop kalkarız. Ve de kendi milletimizden birilerine kötü muameleler yapılmış olmasını durmaksızın lanetleriz.

Peki eloğlu yapınca canla başla mücadele etmek, yerli yersiz karşı çıkmak söz konusuyken birbirimize acımasızca davranmaktan zevk mi alıyoruz bizler? Avrupa’daki Türklerin başına gelince yeri göğü birbirine katıveriyoruz da Türkiye’dekilerin başına gelince niye hiç ses çıkmıyor acep? Ya da Türk’ün Türk’e yaptığını bir cihan birleşse yapabilir mi?

Onun için ben de durmaksızın, gece gündüz, ‘Türkiye’de yayımlanan gazetelerin haberlerini de biraz değiştirsek memleket meselelerimizin çözülmesinde faydası olur mu acep’ diye düşünmekteyim.

Örneğin, Türkiye’nin en büyük gazeteleri ülkedeki gelişmelerle ilgili şöyle başlıklar atsa: ”Türkler, izinsiz gösteri yaptıkları için polis tarafından acımasızca dövüldü!.. Türklere zehirli rakı sattılar, onlarca Türk öldü. Türklere sahte ilaç satan bir şebeke ele geçirildi ve de marka sahteciliği diye serbest bırakıldı. Türkleri hastane kapılarında beklettiler, müdahale edilmediği için yaralı bazı Türkler öldüler. Bazı Türk çocuklarının ekonomik nedenlerden okula gidemedikleri, bazı Türk çocuklarınınsa şiddete ve kötü muameleye maruz kaldıkları belirlendi. Bir Türk çizer çalışmasından dolayı yargılandı, ceza aldı.”

Örnekler tabii ki çoğaltılabilir. Bu haberleri okuyanlar neye uğradıklarını şaşırıp kesinlikle, ”Vay vicdansızlar, vay vicdansızlar!..” diye dövünecektir. Amma bir yetkili kalkıp ”Doğrudur, kötü muamele vardır, ammaa kötü muameleyi yapan da Türktür, sakın telaşa kapılmayın eey ahalii…” diye açıklama yaparsa mutlaka ortalık durulacak, güllük gülistanlık olacaktır…

YAZARIN KARİKATÜRLERİ:

– Avrupa’dan insan manzaraları

– Avrupa’dan insan manzaraları (II)

PAYLAŞ
Önceki makaleAnne-baba hakları
Sonraki makaleKadın olmak zor

BİR CEVAP BIRAK