Hukukçular’dan Emniyet’teki cinayete tepki

ÇHD’den yapılan “Emniyet Müdürlüğü’nde Cinayet’ başlıklı açıklamada, “Yine bir infaz olayı, yine yetkili mercilerden polisin ‘suçsuz’ olduğunu ilan eden açıklamalar. Festus Okey’in öldürülmesi olayında resmi makamların açıklamaları, ‘işkenceye sıfır tolerans’ sözünün gözboyamaktan başka amacı olmadığını bir kez daha göstermiştir” denildi. 


ÇHD’nin açıklaması aynen şöyle devam etti:


“Festus Okey’in Beyoğlu Asayiş Şube Müdürlüğünde gözaltında tutulduğu sırada bir polis memurunun silahından çıkan kurşunla öldürülmesinden sonra, İstanbul Emniyet Müdürlüğü bir açıklama yaparak, işkence iddialarının ileri sürüldüğü her durumda olduğu gibi bu olayda da, işkence gören/öldürülen kişinin kendi ölümünün sorumlusu – suçlu – olduğunu açıkladı.


İstanbul Emniyet Müdürlüğü, adli ve idari soruşturmaya konu olmuş bu olayda da, daha önce başka olaylarda değişik resmi makamların açıklamalarında gördüğümüz gibi, henüz soruşturmalar tamamlanmadan, Festus Okey’in ölümünün nasıl meydana geldiğini kamuoyuna duyurmuş bulunuyor.


Diğer yandan, İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Festus Okey’in, öldürülmesi olayının adli boyutuyla ilgisi bulunmayan, kişisel bilgilerini ve hatta arkadaşlarının kişisel bilgilerini de açıklayarak, Festus Okey’in “sicili kabarık/suçlu” bir kişi olduğuna ikna olmamızı da istemektedir. Acaba İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Festus Okey’in “suçlu” olduğuna ikna olursak “gözaltında infaz” fiilinin bir insanlık suçu/ayıbı olmaktan çıkacağını mı düşünmektedir?


İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Festus Okey’in ölümünden sorumludur. Olayın daha fazla araştırılmaya gerek göstermeyecek kadar açık olduğunu duyuran 7 Eylül tarihli açıklama adli makamları yönlendirmeyi ve bu cinayetin failini korumayı amaçlamaktadır. İstanbul Emniyet Müdürlüğü bu olayın soruşturulmasında idari soruşturma makamı olduğu gibi, adli soruşturmada soruşturma savcısına bağlı olarak çalışan kolluğun da bağlı olduğu birimdir. Bu açıklama göstermiştir ki, İstanbul Emniyet Müdürünün soruşturma konusunda tarafsız olması mümkün değildir. Bu durum soruşturmanın gereği gibi yürütülmesi önünde çok büyük bir engeldir. Gerek tarafsız olmamasının soruşturmaya etkisi, gerekse olayın kendi sorumluluk alanında gerçekleşmesi sebepleriyle İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin CERRAH derhal görevinden alınmalıdır.


Değişik başka olaylar sebebiyle daha önce de işkence suçlamalarının muhatabı olan Beyoğlu Emniyet Müdürlüğünün başında bulunan Emniyet Müdürü, Asayiş Şube Müdürü ve Festus Okey’i öldüren polis memuru C.Y. de derhal görevlerinden alınmalıdırlar.


 Ceza Muhakemesi Kanunun 100. maddesine göre Festus Okey’in öldürülmesi derhal tutuklamayı gerektiren bir suçtur. Soruşturma savcısı tutuklama talep etmemiş ve Festus Okey’in ölümünden sorumlu olan polis memuru hakkında 4483 sayılı “Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun” hükümlerini uygulayarak soruşturma izni verilmesini istemiştir. Ancak işkence suçu ve polisin adli işlemleri 4483 sayılı Yasanın kapsamı dışında olduğu gibi, ağır cezayı gerektiren suçüstü halinin söz konusu olması sebebiyle de 4483 sayılı Kanunun istisna hükmüne göre savcılığın izin istemeksizin doğrudan soruşturma yapması gerekmektedir.


Türkiye’de işkence/yargısız infaz faillerinin adli ve yönetsel makamlar ve birimler tarafından korunmaları işkence faillerinin cezasızlığının (faillerin tespit edilerek cezalandırılmamalarının) başta gelen sebeplerinden birisidir. ‘İşkenceye sıfır tolerans’ diyenler sözlerinde samimi iseler, gereğini yapmalıdırlar.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here