İçtiğimiz çayın birazı ithal birazı kaçak!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE  -Bir gram çay üretmeyen İngiltere dünya pazarına yön verirken 2016’da 253 bin ton kuru çay üreten Türkiye çay ithalatına 44 milyon dolar öderken, kaçak yola ülkeye giren çay miktarı 35 bin ton…
 
Türkiye’nin çay üretimi merkezi olan Doğu Karadeniz’de çay hasadı başladı. Yaklaşık 1 milyon üreticinin geçim kaynağını oluşturan çay bitkisinde iyi bir fiyat beklediklerini dile getiren TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye’de 1 milyon 350 bin ton çay üretildiğini belirterek, bir gram bile çay üretmeyen İngiltere’nin dünya çay piyasasını yönlendirdiğine dikkat çekti. Doğu Karadenizli üreticilerin en büyük güvencesi olan ÇAYKUR’un korunarak küresel bir oyuncu haline getirilmesi gerektiğine değinen Bayraktar, Türkiye’de bir yılda tüketilen çayın 135 bin tonunu ÇAYKUR çayları, 125 bin tonunu özel sektör çayları, 35 bin tonunu yabancı menşeli çaylar oluşturmaktadır. Uluslararası boyutta bir çay firmamız yok. Bu rolü ÇAYKUR üstlenmelidir. Sadece iç piyasayı düşünmemeli, tüm dünya piyasasını hedeflemelidir” diye konuştu.
 
DOĞU KARADENİZ’DE ÇAY HASADI BAŞLADI
Doğu Karadeniz Bölgesi’nde çay hasadı başladı. Bölge insanın için en önemli istihdam kaynaklarından biri olan çay, yaklaşık 1 milyon üretici için geçim kaynağı. Hasat döneminin başlamasıyla birlikte çay üretimi konusunda bir basın açıklaması yapan Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 2016 yılı verilerine göre 764 bin dekar alanda 213 bin üreticinin çay tarımıyla uğraştığına dikkat çekerek şunları söyledi:
DÜNYADA BAŞKA HİÇ BİR BÖLGEDE KAR ALTINDA ÇAY YETİŞMİYOR
“Ülkemizde 1 milyon 350 bin ton yaş çay üretiliyor. Doğu Karadeniz’de yetiştirilen çaylar, ekolojik şartlar nedeniyle kış aylarında kar altında kalmaktadır. Bu doğal özellik dünyada Doğu Karadeniz kıyılarından başka hiçbir bölgede bulunmamaktadır. Gerek ekolojik gerek coğrafi koşullar nedeniyle bu bölgede çay bitkisi üzerinde hiçbir suretle kimyasal ilaçla mücadele yapmaya gerek duyulmamaktadır. Ülkemiz çayının tarım ve sanayinde kimyasal ilaç ve katkı maddesi kullanılmadan üretilmesi çayımızı daha değerli hale getirdiği gibi organik çay tarımı için de önemli bir avantaj olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu avantadan gereği gibi istifade edilmelidir.”
 
‘ÇAY ALIMLARINDA ÜRETİCİ MAĞDUR EDİLMEMELİ’
Hasadı başlayan çayda henüz fiyatın açıklanmadığına dikkat çeken TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, üreticinin refah payını da dikkate alan, mağdur etmeyen bir fiyat belirlenmesinin en büyük temennileri olduğunu belirterek, “bölgenin iklimi ve coğrafi yapısı nedeniyle üreticilerimiz, oldukça zor şartlar altında çay hasadını yapmaktadır. Hasat edilen yaş çayın bekletilmeden işlenmesi gerekiyor. Çayın beklemeye tahammülü yoktur. Ürünün aynı anda hasat olgunluğa gelmesi alımları daha önemli hale getiriyor. Çay alımlarının, ürün kalite kaybına uğramadan ve üreticilerimiz mağdur edilmeden yapılması çok önemlidir” dedi.
‘ÖZEL SEKTÖR ALIMLARDA HASSAS DAVRANMALI’
Çay üreticisinin zaman zaman ürünlerini zararına teslim etmek zorunda bırakıldığını dile getiren Bayraktar, ayrıca özel sektörün açıklanan fiyatın altında alım yapmasının da üreticiyi mağdur ettiğini belirterek, “Özel sektörün de alımlarda hassas davranması ve üreticilerimizi mağdur etmemesi gerekiyor” diye konuştu.
TÜRKİYE’YE YILDA 35 BİN TON KAÇAK ÇAY GİRİYOR
İthalat dışında özellikle kaçak yollarla Türkiye’ye giren çayların büyük tehdit oluşturduğuna dikkat çeken Bayraktar, “Ülkemize yurt dışından gelen çaylar, zati eşya muafiyeti, yolcu beraberi hediyelik eşya muafiyeti, ithalat ve kaçak yollarla gelmektedir. İthal ürünlerin girişinin zorlaştırılması bakımından çayda uygulanan gümrük vergisi oranı yüzde 145’dir. 2016 tarihli Çay Sektör Raporu’na göre, çay sektörünü olumsuz etkileyen en önemli faktörlerden biri yabancı menşeli çaylardır. Türkiye, yılda tüketilen çayın 135 bin tonunu ÇAYKUR çayları, 125 bin tonunu özel sektör çayları, 35 bin tonunu yabancı menşeli çaylar oluşturmaktadır.
Üstelik tüketilen yabancı menşeli çayların yüzde 90’ı vergisiz ve gayri resmi yollardan yurda girmiş çaylardan meydana gelmektedir. Özellikle Güneydoğu Anadolu, Doğu Akdeniz ve Doğu Anadolu bölgelerimizde sınır illerinde yoğunlukla yabancı menşeli çaylar tüketilmektedir. Gerekli tedbirler alınarak gayri resmi yollarla ülkemize çay girişi kesinlikle engellenmelidir. Kaçak olarak ele geçirilen çaylar imha edilmelidir” şeklinde konuştu.
İNGİLTERE BİR GRAM ÇAY ÜRETMEDEN DÜNYA PİYASASINI YÖNLENDİRİYOR
Doğu Karadeniz’in tarım açısından sınırlı bir olanak sunduğunu, bölgede fındık ve çay dışında kırsalın geçimini sağlayacak önemli bir ürün olmadığının altını çizen Bayraktar, şunları kaydetti: “Artık kurumlar, şirketler ülke hudutlarıyla kendilerini sınırlamıyorlar. Tüm dünya piyasasını hedefliyorlar. Doğu Karadenizli üreticimizin en büyük güvencesi ÇAYKUR, korunmalı, sermayesi güçlendirilmeli, küresel bir oyuncu haline getirilmelidir. İngiltere, bir gram bile çay üretmeden tüm dünya çay piyasasını, şirketleri aracılığıyla yönlendiriyor. Çayı, Hindistan’dan, Sri Lanka ve Kenya’dan alan, hatta o ülkelerde çay tarımı yapan ve işlediği çay ürünlerini markalar yaratarak tüm dünyaya satan İngiliz şirketleri, bu işten milyonlarca dolar gelir sağlıyor.
 
2016’DA ÇAY İTHALATINA 44 MİLYON DOLAR ÖDEDİK
Dünyadaki çay alanlarının yüzde 2’si Türkiye’de, üretimin yüzde 4,1’ini ülkemiz yapıyor. Çay alanlarında Çin, Hindistan, Sri Lanka, Kenya, Endonezya, Vietnam, Myanmar’ın ardında sekizinciyiz. Çin, Hindistan, Kenya, Sri Lanka, Vietnam’ın ardından dünyanın altıncı büyük çay üreticisiyiz. Dev nüfuslu ve çay üretimi ancak tüketimlerine yeten Çin ve Hindistan’ı hatta Vietnam’ı dışarıda bırakırsak, ihracat potansiyeli açısından önümüzde sadece iki ülke, Kenya ve Sri Lanka var. Buna rağmen, 2016 yılında 6 bin 119 ton çay ihraç edebildik ve 28,6 milyon dolar döviz geliri sağladık. Buna karşın 16 bin 187 ton çay ithalatına 44,3 milyon dolar döviz ödedik. Uluslararası boyutta bir çay firmamız yok. Bu rolü ÇAYKUR üstlenmelidir. Sadece iç piyasayı düşünmemeli, tüm dünya piyasasını hedeflemelidir.”
Önceki haberAlgida’dan glutensiz dondurma istiyoruz
Sonraki haberTekmeci aranıyor ya da nasıl iyi frikik  atılır?
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.