Şiddet ve eski bayramlar…

Toplum bilinci küçük çocuklara yapılan şiddete çok duyarlıymış bunu anladık her haksızlıkta yanlışlıkta böyle olmalıydık oysa ki ..


Ama bir de madalyonun ters yüzü var ..


Her şeyi üstün bir başarı ile tüketmekte yarışan bizler söz konusu şiddet olunca müthiş üreticiyiz de…


Her gün mebzul miktarda örnekleri sergilenmekte ..


Ailede okulda sokakta yurtta hapishanede karakolda futbolda miting alanında şiddet dayak olur, düğünlerde şiddet gelenek olur, törede şiddet cinayet olur çıkar karşımıza öbek öbek kucak kucak…


Kim sorumlu kim suçlu şüphesiz hepimiz, şiddete ses çıkarmamış, tam tersi körüklemiş, sistemin bir parçası haline getirmiş yerleştirmiş kurumsal yöneticiler, siyasi iktidarlar …


****


Öte yanda ölümü kırmızı karanfillerle keskin bir hançerin ucunda getiren bir aşk öyküsü kırmızılara bürünmüş ölümcül bir büyüye sahip olan bir kadın… Carmen …


Sonunda sevdiğini öldürmeye vardıran  cinayetle biten bir aşk masalı neredeyse 150 yıl öncesinden yazılmış oynanmakta …


Temsil boyunca düşündüm doğuda güneydoğuda aşk cinayetine kurban giden nice cesur Carmen’leri …


Aynı oyunda olduğu gibi hayatta da aşkı için öldürüleceğini göze alıp adına töre denen ilkel saçmalığı hiçe sayarak sevdiğinin yanında yer alan cesur Anadolu kızlarını, kadınlarını…


Bir şiddet ve cinayet aynı zamanda aşk öyküsü bu kadar mı büyülü bir şölen, müzikal bir şiirmişçesine izlettirilir?…


Oyun; şiddeti ve sonunda cinayeti, yıllar ötesinden bir eleştiri bir yanlışlık abidesi gibi sahneye dikerken, akıllara durgunluk verecek ölçüde içimizi kanatmayı ve en kutsal duygu sayılan aşka rağmen lanetlememiz gerektiği için ölümsüz bir eser olmuş…


Peki, çeşitli kılıflara sokulan ve bahanelere sığınarak sistematikleştirilen her türden şiddeti biz top yekun olarak ne zaman lanetleyeceğiz ve tarihin karanlık sayfalarına gömeceğiz??


Ne zaman?


Yıkarak yerine kültür getireceğini vaat edenler yıkmadan bir an önce görmedinizse İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde sergilenen bu muhteşem eseri kaçırmamanızı öneririm…


***


Eski bayramlara nedense özlem  artmakta hala biliyorum, bense bunun ilerleyen yaşımla ilgili olduğunu düşünürdüm…


Taa ki oğlum da eski bayramlardan söz edene dek ki henüz 22 yaşında…
Demek yaşla başla ilgisi yok bir başka hasret nasıl bir şey ise?
 
Bana sorarsanız sevginin sindiği o sıcacık bayram gezmeleri sırasındaki el öpmelerden sonra verilen etrafı dantelli mendillerde  renk renk çoraplarda ya da lokumlarda, karamellerde gizli  derdim…
 
Hatta, bir kaç gün öncesinden alınan  bayram gününe değin giyilmeden ancak uzaktan bakılabilen bayramlık papuçlarda o yepyeni giysilerde derdim…
 
Ya da her kapının ardından görünen o sevimli tanıdık sevecen yüzlerin vereceği bayram harçlıklarını o minicik kafamızda zehir gibi kusursuz hesaplayarak çarpışan araba ya da dönme dolaba kaç kere binebileceğimizde saklı derdim..
 
Büyümenin,  koca koca adamlar  olmanın bir türlü anlamlandıramadığım o kurgusu lunaparklardan ve salıncaklardan ne kadar uzak durduğumuzda gizli…
 
Ne sıkıcı….
 
Oysa büyüklerin de çocuklar gibi yaşayabileceği eski bayram günlerine özlemim var benim de..
 
Hele o renkli baskılı bayram öncesi raflarda satışa sunulan bayram kartlarını unutmak ne mümkün, en azından bir gününüzü uzaklardaki dost hısım akrabalara bayram tebriği yazmakla ayrı bir keyif alarak geçirirdiniz..
 
O kartlara yazılan sıradan kargacık burgacık bir kutlama cümlesi olsa bile  sizdendi, kendinizden, kaleminizden dokunuşunuzdan süzülüyor, gerçekten gönderdiğiniz kişiye duyulan özlemi de dile getiriyordu..
Günümüzde cep mesajlarının soğuk yazı karakterinden ne kadar uzaktı o bayram kartları…
 
Son yıllarda eski bayramların değişmez sembollerinden olan tebrik kartlarını yeniden  hatırladık tekrar keşfettik adeta…


Gelişen internet teknolojisiyle çok uzaklardaki yakınlarımıza bile kolaylıkla çeşitli renk ve biçimlerde resimli, digital baskılı istediğimiz gibi içine yazı yazabildiğimiz elektronik posta kartları var artık..
 
Yazanın kokusunu taşımasa da kelimelerin kendisine ait olması ve ne kadar uzaklarda bile olsa hatırlanmak duygusuna tekrar kavuşmuş olmak bir ölçüde eski bayramlara olan hasreti de gideriyor…
 
Bu özlemi gidereceğini umarak ben de sizlere bir e-posta hazırladım…
İçinde sadece kendimden kelimeler var, aklımdan geçenleri eski bayramlardan da biraz dem vurarak bayram vesilesiyle paylaşmak istedim..
 
Nice mutlu, sağlıklı, sevgi dolu bayramlara, bayram gibi yarınlara…
 
Sevgilerimle…


leventaltas@gmail.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.