Şiddetin hedef gözetmediği Ortadoğu’da seçici nefret

Gazze’de paramparça olmuş çoçuk görüntüleri, olup biteni bir ‘kirli savaş’ diye nitelemeye yeter de artar bile.

Adil bir savaş, hayatı korumak ve sonunda barışa varmak için verilen mücadeledir. . Sivil halk da dahil herkesin hedef alındığı onursuz, kirli savaşlar ise, barış koşullarını yokeder, hayatı değil ölümü yüceltir.

Savaşların en kirlisi ise, bir silahlı grubun ya da devletin başvurduğu terörizmdir. Ne yazık ki, bugünün Orta Doğu’sunda aynı anda birden fazla onursuz savaş sürüyor.

Şiddet ve hak ihlalleriyle dolu bölgede, yüzlerce masum Gazze’linin öldürülmesi, şu ana kadar uluslararası camiada son derece sınırlı bir tepki yaratabildi.

Bu arada Irak’ın kuzeyinde, Musul’daki Hristiyan toplum, kendini İslam Devleti diye adlandırılan radikal İslamcı hareket tarafından Müslüman olup cizye vergisi vermeye aksi takdirde ölümü göze almaya zorlandı. Dünyanın dikkati, İsrail’in Filistin’de sürdürdüğü barbarca saldırı üzerine yoğunlaşmışken, Irak’ın iki bin yıllık Hristiyan toplumu da sessiz sedasız evlerinden yurtlarından sürüldü. Konuya dair bölge ülkelerinde pek az haber yapıldı, birkaç cılız ses dışında protesto duyulmadı.

The Guardian article gazetesindeki makalesinde tarihçi ve yazar William Dalrymple şöyle yazdı :

“IŞID tarafından ilan edilen İslam Devleti, Hristiyanlardan arınmış kalıcı bir bölge yaratmayı başarırsa, Arap Hristiyanlığının önemli bir bölümünü yoketmekle kalmaz, Hristiyanların önayak olduğu laik Arap milliletçiliğinin de sonunu getirir. 1918 yılından sonra ortaya çıkan 20. yüzyılın Arap ulus devletleri, Orta Doğu tarihinde bir sayfa olarak kapanır gider, yerini bir kez daha Arap kimliğinin ana unsurları olarak din ve aşirete bırakır. ”

Irak’ta bu yılın ilk altı ayında altı bine yakın insan öldürüldü.

Suriye’de sadece geçen hafta 1700’den fazla insan katledildi. Suriye iç savaşının üç yıllık bilançosu 170 bin can kaybı.

Libya ve Yemen, kaynıyor. Afganistan’da artık günlük hale gelen saldırıların en sonuncusunda Perşembe günü, ikisi Finlandiya’lı kadın yardım görevlisi olmak üzere 10 kişi öldürüldü.

Mezhep çatışmaları ve radikal dinci grupların kendi insanlarına karşı sürdürdükleri şiddetle kan gölüne dönen bölgede, bir başka dinle özdeşleştirilen İsrail’in saldırıları sonucunda ölen ve yaralanan insanların sosyal medyada en ince ayrıntılarına kadar aktarılan görüntüleri, haklı olarak büyük bir öfkeyle karşılanıyor. Ama aynı zamanda şiddeti daha da olağanlaştırıyor.

Dünyanın, özellikle de Orta Doğu’nun seçici nefret patlamalarına değil, sivil halka yönelik, hedef gözetmeyen her türlü saldırıya, uluslararası hukuk ihlaline, her türlü din ve etnik gruptan insana karşı ayrımcılık, nefret söylemi, fiziki ya da sözlü saldırıya karşı ilkeli ve tutarlı karşı duruşa ihtiyacı var.

Bunu, adaletsiz, onursuz kirli savaşlar, insanlık dışı, vahşice eylemler, barış olasılığını tamamen yoketmeden, dönüşü olmayan noktaya gelinmeden önce başarmak zorundayız.
_______________________________

* Yazarın diğer yazıları için lütfen tıklayınız:
http://www.firdevstalkturkey.com/tr/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here