Şişik egolu yazarlar dönemi… (I)

Şişik egolu yazarlar dönemi… (I)

0
PAYLAŞ

Sonunda gazete yazarlığı masaya yatırılıyor…

İyi ki yatırılıyor.

Aslında geç kalındı.

Olsun.

Geç olsun, güç olmasın diye bir laf vardır ya, tam da onun kullanılacağı yer burası.

Yazarlık tartışılmalı.

Ne doğu veya uzakdoğu ülkelerini, ne de batı ülkelerini örnek göstererek soruna yaklaşmaya kimse kalkışmasın.

Hiç birinde bizdeki örneğe rastlayamazsınız.

Çünkü bizim yazılı medyada yazardan geçilmez.

Gazetelerin kapısından girin, asansörde, koridorda veya toplantı odasında elini sallasan bir yazara çarpar insan.

Şu anki tabloya şimdilik bir kenara koyalım.

Ben sizleri 1970’lere götüreyim.

Aslında 1950’li yıllar daha önemli ama o kadar geriye gidip basın tarihi yazacak halimiz yok, onun için sadece 40 yıl geriye gitmek yeterli.

Türkiye nüfusu henüz 40 milyonlara gelmemiş.

Hürriyet, Günaydın ve Tercüman Gazeteleri bir milyon satış rekorlarını ayrı ayr yıllarda kırmış durumdalar.

Milliyet, Akşam, Cumhuriyet gibi gazeteler yanında, irili ufaklı sağcı ve solcu gazeteler yayın hayatını sürdürüyor.

Bir de CHP’yi destekleyen parti organı Ulus Gazetesi.

Öbür yanda Demokrat Partiyi, daha sonra Demirel’i destekleyen ve parti organı gibi yayın yapan Son Havadis Gazetesi.

Hürriyet’te tek bir başyazar var, Ecvet Güresin

Milliyet’te Abdi İpekci.

Cumhuriyet’te Nadir Nadi bey.

Ulus’da Cihat Baban.

Son Havadis’te Mümtaz Faik Fenik.

Bunlar başyazar…

İç sayfalarda yazanlar var ama çok önemli değil.

Sayıları da çok ama çok az.

Ha sahi Akşam Gazetesinde Çetin Altan var.

Üçüncü sayfada Taş adlı köşesinde yazıyor.

Hiç bir başyazar günlük yazı yazmıyor o dönemde.

Çok önemli bir konu olursa yazıyorlar.

Gazetelerin manşetlerine destek veren yazılar ön planda.

Haftada bir veya iki yazı.

Bilemediniz üç.

O dönemdeki tablonun çok kısa özeti böyle.

Detaya boğmak istemiyorum.

Gelelim 2090 Türkiye’sinde.

Nüfus 75 milyona dayandı, dayanacak.

Yani 1970’lere göre nerdeyse iki katı.

Ulus, Son Havadis gibi parti organı gibi yayın yapan gazeteler artık yok.

Diğer gazeteler aşağı yukarı aynı.

En fazla satan gazetenin trajı 500 bin.

Toplam satış 4 veya 4.5 miyon arası.

Ulusal gazetelerde köşe yazan yazarların sayısı ise 600 civarında.

Yazarlar haftanın altı günü yazıyorlar.

Sadece Hürriyet’de dönüşümlü olarak yazı yazanların sayısı 100’e yakın.

Hürriyet’in net günlük trajı 450 bin cıvarı.

1970’lerde bir milyonu denedi, ortalama 800 bin satıyordu.

Özetle: 1970’lerde tek başyazarla ortalama 800 bin satan Hürriyet Gazetesi var.

İçinde bulunduğumuz 2009 yılında 100’e yakın yazarı kadrosunda barındıran aynı Hürriyet Gazetesi şu an 400 bin satıyor.

Başarı bunun neresinde?

Egosu şişik köşe yazarlarıyla demek bir yere varılamıyor.

Sadece egosu şişik olsa iyi, hepsinin maaşları da şişik maşallah.

Tepe yönertimlede aylık 50 bin ile 100 bin dolara para demeyenleri dikkate almazsak, bu yazarlardan 20 milyar liranın altında çalışana rastlamak pek mümkün değil.

Yazar değil mübarekler hepsi bire CEO sanki.

Hepsi olmuş Karun.

Gazeteler batarsa bilin ki bu yazarlar yüzünden batacaktır.

Nasılsa gazeteler artık haber vermiyor.

Haber yazmak zorunda değiller.

İstedikleri haberleri görüyorlar, istemediklerinden tek satır dahi bahsetmiyorlar.

Kendisine yazar süsü veren ve her meslekten kopup gelmiş bir çuval insanın abuk-sabuk yorumlarını okumak zorunda kalan gazete okurları şaşkın.

Ama gazete yönetimleri yazarların yazıları ve yorumları sayesinde satışların artacağını sanıyorlar.

Sanılıyor ama artmıyor işte.

Ve laf aramızda, bu Ceo’lar ve yaxzarlar en büyük kazığı patronlara atıyorlar.

“Biz yoksak, gazete olmaz” diye de caka satıyorlar…

(devamı var)

.

BİR CEVAP BIRAK