Şişik egolu yazarlar dönemi (IV)

Şişik egolu yazarlar dönemi (IV)

0
PAYLAŞ

Başbakan Erdoğan iyi ki “Siyasetcilerin çok konuşmaları değil, esas köşe yazarlarının çok yazı yazmaları halkımızı geriyor” cümlesini kullandı, bizlere de yılların kangreni haline gelen “köşe yazarları” sorununa parmak basma şansı doğdu.
Bir anlamda “köşeli” yazarlar konusuna değinme imkanı çıktı.

Recep Tayyip Erdoğan’ın eleştirilerinin haklı yanları olsa da, siyasetcilerin derli-toplu laf yaparak, araştırarak, akıl dolu görüşler ortaya koymaları şart.

Ele güne rezil olmamaları, hele karikatürlük cümleler sarfetmemeleri, zeka tartışmalarına yol açacak fikirsizlikler sergilememeleri gerekir.

Başbakanın ise gerek siyasetcilerden, gerekse bakanlardan daha fazla titiz olmaları ve zırt pırt gazetecileri hedef tahtasına oturtmaya kalkışması da çok yanlış.

Başbakanlar halktan aldığı güçle, halk adına ve halkın vergileriyle devleti yönetirler, halk ise yapılanlara bakıp zamanı gelince sandığa gider, ya ödüllendirir, ya da kırmızı kart gösterir.

Halkın bilgilenmesi, doğruları öğrenmesi için de dördüncü güç diye adlandırılan medya, yazlısı ve sözlüsüyle işini yapar.
Yani gazetelerin işi halkın yanlış seçim yapmasını önlemek değildir. Medyanın ana görevi, iktidarların yanlışlarını, hatalarını ortaya çıkarıp halkı bilinçlendirmektir. Medya ortaya attığı her sorunda tarafsız kalmak zorundadır.
Medyanın tarafsızlığı şarttır demokrasilerde.

Taraf olduğu konu, sadece mevcut rejimin korunmasıdır.

Tablo böyle olunca siyasetcilerin ve başbakanların sabah kalkar kalkmaz, beş vakit namaza durur gibi basını eleştirmeleri ne görevleridir, ne de sorumluluk alanlarından biridir.

Herkes işini yapmak, üstelik iyi yapmak zorundadır.

Yapmadıkları takdirde biri seçim sandığında hapsolur, diğeri okuyucuları tarafından cezalandırılır.
Çok yanlış yapan medya bir gün gelir ya küçülür, ya da silinir gider.

Gidin bakın devlet arşivine…
Kapanmış binlerce gazete ve dergiye rastlarsınız.
Üstelik bir asır ayakta kalmışını bulmak da mümkün değildir.
Gazete mezarlıkları kadar, asri mezarlılarda yatan binlerce siyasetcilerin de bulunduğumu akıllardan çıkarmamak gerekir.

Erdoğan’ın bazı medya kuruluşlarını eleştirmesi ve karşısına almasına gelince…
Bence en az eleştiren başbakan olduğu için sabah akşam şükretmesi gerekir.
Nedenini merak edenler için anlatayım.

Siyasetciler açısından filmi biraz geriye doğru sardığımızda görürüz ki nice başbakanlar medyanın hedef tahtası yapılmıştır.
Demokreat Parti döneminde Başbakan Adnan Menders’i destekleyen sadece Zafer gazetesiydi.
Başta Akis Dergisi olmak üzere, CHP’nin parti organı Ulus Gazetesi ve diğer ulusal gazeteler Menderes’i sabah akşam eleştirdiler.

1960 askeri darbesinden sonra iktidara gelen Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel’i “Çoban Sülü” adıyla ortaya çıkaran bir milyon trajlı Günaydın Gazetesi, bir yıl sonra en ağır eleştirileri yapan gazeteydi. Demirel’i sadece Son Havadis adlı gazete destekledi, hepsi bu. Bir de ara sıra Tercüman Gazetesi.

Ecevit’in destekcisi olan tüm ulusal gazeteler kısa sürede aleyhte yayın yapmaya başladılar. Sadece Ulus destekler oldu.

Turgut Özal’ı ise başta destekleyen tek gazete yoktu. Özal, genel yayın müdürlerine mavi boncuk dağıtarak destek sağladı, daha sonra tam tersi oldu, Özal hedef tahtası yapıldı.

Erbakan’ın destekleyen sadece Milli Gazete idi. Günlük satışı ise 30 bin cıvarındaydı.

Onun için diyorum ki, Recep Tayyip Erdoğan yatsın kalksın dua etsin, ulusal basının yarısı her gün yağ damlayan haberlerle kendisine gaz veriyor.
Diğer yarısı zaten vergi kaçakcılığı iddiasıyla boğuşuyor. Bu gruptakilerin gazete yöneticileri ise şişik egoları ve entellektüel kimlikleri ile halktan kopmuş, kendi gettolarında mutlular.

Demem o ki, Başbakan Erdoğan bir çok açıdan şanslı bir siyasetci.
Şişik egolu yazarlar ne yazarlarsa yazssınlar, Erdoğan ve kadrosu almış başını gidiyor.
Hatta dikensiz gül bahçesinde saysın kendisini.
Nedeni açık:
Türkiye’de gerçek gazetecilik yapan tek bir ulusal gazete yok.
Güvenilir gazete ise hiç yok.
En “ballı” Başbakan Erdoğan’dan başkası değil yani.
Daha ne olsun?
(bitti)

BİR CEVAP BIRAK