İNGİLTERE… Anayasa Mahkemesi’nin Alpay ve Altan kararı, emsal olmalı

Türkiye’de Anayasa Mahkemesi, 11 Ocak 2018 Perşembe günü, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden bu yana tutuklu bulunan gazeteciler açısından dönüm noktası oluşturabilecek bir karar verdi.

Mahkemede, Şahin Alpay, Mehmet Altan ve Turhan Günay’ın bireysel başvuruları değerlendirildi.

Bir yıldır hapis tutulan Mehmet Altan ve Şahin Alpay, ‘Anayasal düzeni ortadan kaldırma girişimi’ ve ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ gibi ağır suçlarla yargılanıyorlar ve suçlamaları reddediyorlar.

Cumhuriyet gazetesi Kitap Eki Genel Yayın Yönetmeni Turhan Günay ise, 9 ay tutuklu kaldıktan sonra geçen yıl tahliye edilmişti.

Anayasa Mahkemesi, Altan ve Alpay’ın sadece tahliye edilmesine karar vermekle kalmadı; Alpay, Altan ve Günay’ın tutuklanmaları nedeniyle ‘kişi hürriyeti ve güvenliği haklarıyla’, ‘ifade ve basın özgürlüklerinin’ de ihlal edildiğine  oy çokluğu ile hükmetti.

Mahkemenin gerekçeli kararını henüz görmedik. Ancak, Şahin Alpay’ın avukatı Veysel Ok, karar içeriğinin içtihat niteliğinde yazılmış olmasını umuduğunu, eğer böyleyse tüm tutuklu gazeteciler için emsal oluşturacağını söyledi.

Anayasa Mahkemesinin kararı, son derece olumlu bir gelişme ama sonucu konusunda fazla iyimser olmak için henüz vakit erken. Kararın, ülkede aylardır tutuklu çok sayıda gazetecinin salıverilmesi ya da ifade ögürlüğünün yeniden tesisi için dönüm noktası olacağının garantisi yok. Çünkü, hukukta emsal ilkesi, yargının bağımsız, mahkemelerin hukukun üstünlüğünü sağladıkları ülkelerde bağlayıcı oluyor.

Ahmet ve Mehmet Altan kardeşlerin Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurularını yapan avukat ve gazeteci Orhan Kemal Cengiz, kararın tüm tutuklu gazeteciler için olumlu sonuçlar doğuracağını düşünmekle beraber, ‘siyasi iradenin aksi yönde bir tazyiki olmazsa’ demeyi eklemeyi de ihmal etmiyor.

Bugüne dek tanık olduğumuz gelişmeler, ihtiyatlı ve şüpheci olmayı kaçınılmaz kılıyor.

15 Temmuz 2016’dan beri Anayasa Mahkemesi önünde yığılmış binlerce dosya var. 11 Ocak 2018’e kadar, mahkeme, bunlardan hiçbirini değerlendirmedi, karara bağlamadı.

Anayasa Mahkemesine, adil yargılanma, hak arama, davaların makul bir süre içinde sonuçlandırılması gibi temel hakların korunması için sayısız çağrı yapıldı. Adaletin geciktirilmesinin ve tutuklulukların cezaya dönüştürülmesinin, Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinin 5. Maddesinin ihlali olduğu, Türkiye’nin, anayasal ve uluslararası yükümlülüklerini çiğnediği uyarısında bulunuldu.

Üstelik, adil yargılanma hakkından mahrumiyet  ve uluslararası yükümlülüklerin gözardı edilmesi, sadece gazetecileri ilgilendiren bir konu da değil.

Olağanüstü Hal koşullarında, Kanun Hükmünde Kararnamelerle işten atılan binlerce kişi, Anayasa Mahkemesinin KHK’lar konusunda karar vermeyeceğini açıklaması ardından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine akın etti.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, tam adım atmaya zorlanmışken, hükümet, son anda Tazminat Komıisyonunu kurdu.

Başvuruları değerlendirmeden önce iç hukuk yollarının tüketilmesini zorunlu gören Avrupa Mahkemesi, Strasburg’a gelen şikayetleri rafa kaldırdı ama Tazminat Komisyonunun  sonuçlandırdığı başvuru, henüz kayda değer bir sayıya ulaşmadı.

Perşembe günü Mehmet Altan ve Şahin Alpay hakkında verilen Anayasa Mahkemesi kararı da, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, iç tüzük değişikliği yapıp Altan  ve Şahin başvurularını değerlendirmeye hazırlandığı sırada, son anda gerçekleşti.

O yüzden, umuyoruz ki, Tazminat Komisyonu örneğinde olduğu gibi, bu defa da vakit kazanmak, göz boyamaktan ibaret olmasın; Türkiye’de adaletin tesisi için gerçek ve samimi bir köşe taşı haline gelsin.

___________

YAZARIN DİĞER YAZILARI İÇİN
http://www.firdevstalkturkey.com/tr

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

nineteen − 7 =