İNGİLTERE… Empati ve ötekelileştirme 

Ah bu sosyal medyada gereksiz, kısır tartışmalara girme alışkanlığımdan bir vazgeçebilsem!

Bir müddet önce sosyal medyada yukarıdaki soruyu tartışmaya giriştim.

Halk ozanı Köroğlu “tüfek icat oldu mertlik bozuldu” demişti.

Bu sözü güncelleştirip “sosyal medya icat oldu, sağduyu bozuldu” diye söylemek gerekir bence.

Şimdi sağduyu dedim ya, bakarsınız bu kelimecik de yanlış yorumlanır. Acaba değiştirsem mi?!

Benim iddiam olan “empati karşılıksız olmaz. Aynı acıları paylaşanlar birbirlerine empati duymadıkları takdirde karşısındakilerinin kendilerine empati duymalarını beklemeye hakları yoktur” düşüncesine bir arkadaşım şu yanıtı verdi:

“Sen empatiyi yanlış kavradın. Empati karşılık beklemez, şartlı bir şey değildir. Senin görüşünü paylaşanlar utanmalıdır. Barışı sadece ötekini anlamakla inşa edebiliriz”.

Empatinin basit tanımı şu: “Kendini başkalarının yerine koyup onun hissettiklerini hissedebilme yeteneği”.

“Başarılı yetişkin ilişkilerinde empati akışı karşılıklı olur. Ortaklar gücü eşit şekilde paylaşır ve empati alışverişinde bulunurlar”. Kaynak: “Empathy Trap – Psychology Today”.

Yukarıda verdiğim kaynak, psikolojik bir kavram olan empatinin, ebeveyn-çocuk ilişkilerinde çocuğun karşılıklı empati geliştirmeye teşvik edilmesinin önemini de vurgular.

Konu nasıl başladı? Konu, sosyal medyada kapalı Maraş’ta düğün fotoğrafı çeken genç çiftin paylaşımları ve altındaki yorumlarla başladı.

Ben ve birçokları genç çiftin hareketinin hassasiyetten uzak olduğunu belirtsek de aynı acıları paylaşan Kıbrıslıtürklerin de bulunduğunu, onların da empatiye gereksinimi olduğunu vurguladık.

Keşke yorum yapan arkadaşım “barışı ancak ötekini anlamakla inşa edebiliriz” sözü yerine “barışı birbirimizi anlamakla inşa edebiliriz” deseydi. Anlamak yeterli değil tabii ki. Birbirimize karşı empati geliştirmek olmalı aslolan.

Yorum yapan birkaç kişi fotoğrafları paylaşan çiftin Kıbrıslı olmadığına dem vurunca yazışmalar kızıştı.

“Bizden olmayan”, “öteki” kavramı da başlı başına sorunlu bir yaklaşım. 

İngiltere’de yaşadığımdan önce ötekileştirme kelimesinin İngilizce karşılığı olan “othering” ile tanıştım.

Göçmen toplumlar olarak diaspora halkı ötekileştirilme ile çok aşinadır. 

Uzun bir süre büyük ölçüde homojen toplumlar olarak yaşayan Kıbrıslılar da 70 li yıllardan beri ötekileştirmeyi kendileri uygulamaya başladılar ne yazık ki. 

Kıbrıs’ın Kuzeyine değinecek olursam, orasının demografik yapısının kasıtlı olarak değiştirilmesine, Kıbrıslıtürklerin giderek artan bir asimile sürecine itilmesine karşı haklı bir mücadele var ve olmalı.

Ancak adada doğup büyüyen, birçokları biz diasporada yaşayanlardan daha Kıbrıslı olan ve “yerleşikler” ve birçok hakaret içeren kötü terimlerle anılarak ötekileştirilen çoğu işçi sınıfı mensubu insanlara karşı olmamalı bu mücadele.   

Kendi anayurtlarında ötekileştirilenler, bu insanları ötekileştirme değil onları saflarına katıp birlikte mücadele verme yollarını aramalıdırlar. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.