İNGİLTERE… Pes etmek gibi bir seçeneğimiz yok

24 Haziran seçimini izleyen günlerde, başkanlık ve parlamento seçim sonuçlarının yarattığı düş kırıklığı ve endişeler, yerini önce karamsarlığa, sonra da giderek yaygınlaşan bir umursamazlığa bıraktı.Kuşkusuz, en büyük neden, milyonlarca kişinin sandık başına gittiği,  canla başla oyunu korumaya çalıştığı seçimde, muhalefet partilerinin seçmenlerini yüzüstü bırakmış olması.

Kampanya sırasında tanık olunan enerji ve sivil toplum idealizminin bir gecede yok oluvermesini başka türlü açıklamak mümkün değil.

Seçmenler, parti üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının elemanları, yorumcular, gazeteciler önce şaşkınlığa uğradılar. Kayda değer bir bölümünde, hayal kırıklıkları öfkeye, daha sonra da müstehzi bir boşvermişliğe evrildi.

Yarışın eşit ve şeffaf olmayan, engebeli bir yolda koşulacağı biliniyordu ama tekmenin, çoşkuyla desteklenen takımdan gelmesi, tribünleri  tahmin edilemeyecek kadar acıttı.

Taraftarlarının hayal kırıklığı ve öfkesini tatminkar açıklamalarla gidermek yerine görmezden gelmeyi seçen muhalif partiler, kendi aralarında itişip kakışmaya başladılar.

Bu arada devlet başkanı, hiç vakit kaybetmeden yeni rejimin köşe taşlarını birbiri ardından yerine oturttu bile.

Siyaset, idare, kurumlar  baştan aşağı yeniden yapılandırılır, sistemin altı üstüne getirilirken, muhalefet partilerinin far görmüş tavşan halleri, akıl alır gibi değil.

Ama, siyasi partilerin gafletinden de önemli bir başka endişe nedeni var.

Muhalif çevrelerin önemli bir kısmında, hatta basında ve akademide etkili seslere kadar uzanan kesimlerde tanık olunan yılgınlık. “Artik bize müsade, daha fazla uğraşamayız” duygusu.

Şu son haftalarda siyasi partilerden umut kesenlerin haklı gerekçeleri var elbette ama ciddi muhalefet partileri olmadan demokrasinin inşaası, en azından Türkiye’de, gerçekleştirilebilecek bir hedef değil.

2013 yılında Gezi protestolarında gördüğümüz gibi, temel hak ve özgürlüklerin fütursuzca çiğnenmesi, bardağı taşırıp kitleleri harekete geçirebiliyor. Ancak, direnişin ve mücadelenin kalıcı olabilmesi için örgütlü, geniş kitlelerin desteğini alabilmesi için de meşru siyasi yapılara kanalize edilmesi gerekiyor.

Tabii, muhalefetteki geleneksel siyasi aktörler, en kısa zamanda kendilerine bir çeki düzen veremezlerse, devlet ile demokrat bireyler arasındaki alanı dolduracak başka oyuncular çıkacaktır sahneye.

Avrupa’da, özellikle de eski doğu bloğu ülkelerinde, yakın tarih, demokratik dönüşümde sivil toplum örgütleri ve liderlerinin etkili muhalefet örnekleriyle dolu.

______________

YAZARIN DİĞER YAZILARI İÇİN
http://www.firdevstalkturkey.com/tr

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

six + 15 =