İNGİLTERE… Seyahat

“İnsanın hayalleri olmalı” dedi ve çıktı yola. Ülke ülke gezerek tanık olduklarını akıcı bir dille anlattı bize. Bir değil, iki seyahatname kitabı yayınlayarak. 

Kim? Tabii ki sevgili, üretken dostum Hasan Çakmak. İçimde kitaplarında bahsettiği bazı kentleri ziyaret etme arzusu uyandı her zaman. 

Ne güzel hayaldir ülke ülke gezip değişik kültürlerle kaynaşmak, onların yaşadıklarına, kültürlerine, örf ve adetlerine tanık olmak. Hayal olması da gerekmez aslında. 

Yıllar önce, Lefkoşa’da orta okul öğrencisi iken Türkiye radyolarında heyecanla bir diziyi beklerdim.

Bir gezginin (sanırım Marko Polo idi) serüvenlerini anlatan bu diziyi kendimden geçercesine dinler, bir gün o yerleri ziyaret etme hayalleri kurardım. 

15 yıl önce içimdeki çocuğu dinleyerek bu hayalimi gerçekleştirdim. Tek başıma Hong Kong, Singapur ve Sydney şehirlerini ziyaret ettim.

Avustralya’da iken Cairns, Port Douglas kasabalarını ve Pasifik Okyanusuna açılıp Dünya Kültür Miraslarından olan ve mercan kayalıklarından oluşan Great Barrier Reef bölgesini ziyaret ettim. 

1976 yılından beridir de değişik birçok ülkeleri gezme mutluluğunu yaşadım.

Çok pişmanım ki Uzakdoğuya ve Avustralya’ya yaptığım gezilerimle ilgili izlenimlerimi kaydetmedim. Henüz düzenli olarak yazmaya başlamamıştım o zamanlar. Aldığım notlar ise o güzelim izlenimleri derleyecek detayda değil.

Onyedinci Yüzyılın önemli gezginlerinden, İstanbul doğumlu Türk yazar, gezgin Evliya Çelebi, Anadolu, Kafkaslar, Ortadoğu ve Avrupa ülkelerine yaptığı seyahatlerle ilgili izlenimlerini Seyahatname isimli 10 ciltlik bir yapıtta toplamıştı.

Marco Polo, Evliya Çelebi, İbn Battutta gibi Orta Çağ gezginlerinin dünya medeniyetine katkıları yadsınamaz.

Örneğin İtalyan mutfağı diye bilinen kültürün Marco Polo’nun Arap ülkeleri ziyaretleri sonucu o bölgelerden öğrendiklerinden oluştuğu söylenir.

Tabii tüm gezginlerin olumlu katkılar yaptığı iddia edilemez. Örneğin ders kitaplarımızda “büyük adam” diye Avrupalıların beynimizi yıkadıkları Kristof Kolomb’un gittiği yerlerde binlerce yerli halkın katledilmesine neden olduğu bilinen bir gerçektir.

Tatil diye gittikleri yerlere iki hafta süreyle 5 yıldızlı “all inclusive” otellere kapanıp kalan, ülkenin hiçbir köşesini ziyaret etmeyenlere çok şaşarım. 

Gezi kitaplarını, televizyon seyahat programlarını çok severim. Eski Muhafazakar Milletvekili Michael Portillo’nun “Great Railway Journey”. Joanna Lumley’nin, Simon Reeves’in değişik ülkeleri kapsayan seyahat programlarını hiç kaçırmam.

Bence okullarda propaganda niteliğindeki tarih ve coğrafya dersleri yerine öğrencilere bu programlar gösterilmelidir.

Kimileri gezdiği yerlerde tarihi önem taşıyan anıt, kalıntı, dini mabedleri ziyaret etmeğe meraklıdır. Kimileri müze, galeri, ilginç mimari eserleri gezer. Kimileri ise gittikleri gibi bilgisiz, vücutları güneş yanığı, kafaları içkinin tesiri ile sersem bir şekilde geri kendi ülkelerine dönerler.

Benim merağım bambaşkadır. Ben ülkenin önemli, ilginç yerlerini gezmenin yanısıra, hatta bunlardan öte ülke insanların yaşantılarını öğrenmeye meraklıyım.

Gezdiğim ülkelerde beni en çok insanların halleri etkiler. 

Örneğin, İtalya’nın Tuscan bölgesindeki küçücük bir köyün, veya İspanya’nın Malgrat De Mar köycüğünün merkezinde sıra halinde oturan bir grup yaşlı adamın etrafı seyretmesi ilgimi çok çeker.  

Aynı şekilde çok soğuk insanlar diyarı olarak bilinen Almanya’da yaşlıların sevimli bir tavırla “Gruß Gott” diyerek beni selamlamalarından da çok etkilenirim. 

Florensa’da dinlenmek için oturduğumuz bir kafenin önünde geçimini sağlamak için mendil satan Senegal’li Mohammed’in vakur hali, kendisiyle ilgilendiğime şaşarak tereddütle gülümsemesi hafızamdan hiç silinmeyecek.

Aynı şekilde ilk İstanbul ziyaretimizde karşılaşığımız Üsküdar’da simit satan 12 yaşındaki Ahmet’i de unutmadım. Tüm simitleri satın alıp mahalle çocuklarına dağıtmıştık. Ahmet, kendisine verdiğimiz fazla parayı geri verme girişiminde bulunmuş ve bizi duygulandırmıştı.

Sydney yakınlarındaki Blue Mountain bölgesinde 3 Kızkardeşler diye bilinen 3 parmak şeklinde sıralanmış dağ yığını bulunur. Yine o bölgedeki Echo Point ziyaret edilerek bu ilginç ziyaret alanı hakkında bilgi alınabilir. 

Bu ilginç yeri beğeni ile gezdim ama, hiçbir şey beni çıkış noktasında geleneksel kıyafetleri ile ziyaretçiler ile fotoğraf çektiren Avustralya yerlisi Aborijin adam kadar etkilemedi.

Tıpkı onun da Florensa’daki Senegal’li Mohammed kadar vakur bir görünümü vardı. Kendi ülkesinde turistlerin maskarası olan bu kişi adeta onun gibi dünya çapındaki yerli halkın hazin durumunu simgeliyordu. 

Evet sevgili okurlarım. Şimdilik güç görünse de siz de ileride içinizdeki çocuğa kulak verin ve gezip görün. Bu konuda sevgili dostum Hasan Çakmak’ın iki seyahatname kitabı size çok güzel rehberlik yapacaktır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.