İNGİLTERE… Siz hiç işsiz kaldınız mı?

Siz hiç işsiz kaldınız mı? Kaldıysanız bilirsiniz.  Nasıl bir çaresizlik duygusudur değil mi?  Çalışmak isteyip de uygun bir iş bulamamak. İşsizlik, bırakın ihtiyaçlarınızı karşılamak için gerekli geliri elde etmeyi, insanda ise yaramazlık duygusu geliştirir. Ondan sonra gelsin bunalımlar, isyanlar ve melankoni. Ama hazır olun. Yapay Zeka (Artificial Intelligence) gelecekte bir çok mesleği robotlara terk etmemize neden olacak diyorlar. Ben söyleyenlerin yalancısıyım. Birde bu iflah olamaz felaket tellalı mutsuzlar ‘topyekün işsiz kalacağız’ diyorlar. Hadi biz biraz durumu kurtarırız da çocuklarımızın işi zor gibi görünüyor.

Birleşik Krallık’ta işsizlik oranı yılın ilk çeyreğinde %3.8 olarak ilan edildi.  (Türkiye’de resmi işsizlik %14.5). 1974 yılından beri en düşük işsizlik oranı olduğu söyleniyor. Günümüzde işsizlik oranı düşünce mutlu oluyoruz. Gerçi bunların açıkladığı istatistiklere de pek güven olmaz ama yine de bir veridir.

Kime ait olduğunu hatırlamadığım bir söz vardır:  “İstatistikler kısa etek gibidir. Çok şey gösterirler ama asıl merak edileni göstermezler” der.  Açıklanan istatistiklerde bunun gibidir. Rakamları açıklayanlar birazda bizleri, piyasaları manüpüle etmek için de bu rakamları istedikleri gibi şekillendirirler. Hele ki Türkiye’de açıklanan istatistikler koca bir mercekle bile incelense güven vermez.

Gelecekte işsiz kalma olasılığı çok yüksek olan bir meslek grubundayım. Yapay Zeka kullanarak yapılan robot bilgisayarlar ile hukuk sorunu olan kişi bir bilgisayara verileri girince kusursuz bir hukuki cevap alabilecekler. Zaten şimdiden bile bunun ön sistemleri işletiliyor. Zira bir bilgisayar her gün değişen yasalarla kendini donatacağı için hata payı da bana göre çok daha düşük olacak. Bu durumda benim ofisime gelip fikir danışan müvekkil evinde bilgisayarında hukuki danışmanlığını almaya başlayacak. Bu nedenle işsizlik çok ilgimi çeken bir alan almaya başladı ve kendimi işsizlik ortamına göre psikolojik olarak da hazırlamam gerekiyor.

İngiltere’de ise esnaf işçi bulamıyoruz diye yakınıyor.  Özellikle restaurant sektörü, Café’ler, shop’lar, inşaatçılar işçi bulamadıkları için yakınıyorlar.

Açıklanan düşük işsizlik rakamlarının haklılık payı var tabii ki. Ancak bu veriler bütün nüfusu kapsamaz. Üniversite yıllarımdan hatırlarım işsiz; bir ülkede iş bulmak isteyip de iş bulamayan 16 yaş üstü yetişkinlerin toplamıdır’ olarak öğrenmiştik. Gerçi bu tanım çok yakında değişecek. Muhtemelen “iş arayıpta yapay zekalı robotların işi yapması nedeniyle mesleği yok olmuş ve iş bulamayan kişiye işsiz denilir’ gibi bir değişiklik olacak. Bugün geçerli tanıma göre nüfusun 16 yasında küçük bölümü, 65 yaş üstü emekliler, hasta ve eneğlller gibi kategorilere bu hesaplamaya dahil edilmez. Buna ev kadınlarının, çocuklarına bakan annelerin de işsizliğe dahil edilmediği ve aile içi işlerde çalışıpta kayıtlı olmayan kesimlerde eklendiğinde aslında bir ekonomide çalışabilecek insan sayısı olan içgücü sınırlı bir kesimi kapsar.

Birleşik Krallık’ın nüfusu yaklaşık 66.8 milyon. Birleşik Krallık’ta yaşayan toplam engelli sayısı 13,8 milyon kişi. Birleşik Krallık nüfusunun yaklaşık %22’sı engelli durumda ve bunların sadece 3.7 milyonu aktif olarak çalışıyor. 11 milyon civarında engelli ise işsiz.

Nüfusun 65 yasının üzerinde olanlar ise yaklaşık 12 milyon kişi. Bunlarda doğal olarak büyük bir oranda çalışmıyorlar.

Toplam nüfusun yaklaşık 33 milyonu aktif olarak ülkenin iş gücünü oluşturuyor ve bu rakamın %3.8’i işsiz olunca ekonomi açısından büyük başarı olarak görülüyor. Teknik olarak yaklaşık 30 milyon çalışan ülke nüfusun diğer kalan kısmını besliyor.

Marksist literatürde işsizler yedek işgücü ordusu olarak görülür. Marksist literatüre göre Kapitalizmi hiç bir zaman herkesin çalıştığı bir full istihdam sistemi istemez. İşsizler çalışanların düşük ücret ve kötü koşulları razı olması için tehdit olarak kullanıldığını söylerler. Bu nedenle işsizlik kapitalizmde hep var olacaktır denilir.

Ama Yapay Zeka devreye girince bu tespitler ciddi bir analize muhtaç oluyor. Yapay Zeka ile bir çok iş robotlara ve bilgisayarlara devredilecek. Bu konuda Yuval Noah Hararı’nın “21, Yüzyıl için 21 Ders” (21 Lessons for the 21st Century) adı altında yayınlanmış kitabını okumanızı öneririm. Daha önce de yayınlanmış Sapiens ve Home Deus kitaplarında da bu konuda oldukça çarpıcı tespitler yapmaktadır. Hararı’ye göre gelecekte avukatlık, şoförlük, kasiyerlik, doktorluk ve bankacılık gibi meslekler ya toptan kaybolacaklar ya da ciddi bir değişime uğrayacaklar. Örneğin artık bilgisayarlar bizim müzik zevkimize uygun besteler yapabilecek, satrançta bilgisayarı yenmek mümkün olmayacak, biz t-shirtlerimizi evimizden üç boyutlu yazıcı ile basabileceğiz vs. tabi ki bu yeni süreç bazı yeni meslekleri de gündeme getirecek, Örneğin veri analistleri bugün bile çok popular meslekler olmaya başladı bile. Ancak yaratılan mesleklerde daha fazlası da ortadan kaybolacak.

Yapay Zeka ile oluşacak değişimlerin nüvelerini zaten bugün hayatımızda görmek mümkün ancak bu ciddi bir geçiş sürecini de gerektirir. Aslında yaratılan algoritmalar bugün bu sistemleri devreye sokmaya muktedirler, ancak toplumsal hayat buna henüz hazır değil. Bu nedenle kademeli olarak bu geçiş sağlanması gerekiyor.

Durum böyle olunca d ileride işsiz oranı artıkça mı mutlu olacağız diye sormanda da edemiyor insan. Belki de daha fazla insan işini kaybedince bu teknolojik gelişmemizin de göstergesi olacağı için mutlu olacağız. Ama sorun eğer bir çok işi robotlar alırsa bu kadar işsiz ne yapacak? İnsanlar amaçsızlaşacak mı? Ya da bu robotların ürettiği ürün ve hizmetleri kim türketecek ve nasıl /ne ile satın alacak? Bu da Yapay Zeka ile oluşturulan gelişmelerin çözmesi gereken sorunlar olarak karşımızda duruyor. Öyle görünüyor ki; işsizlik verileri oldukça yüksek olacak. Bunun için de bu kesimlerin temel ihtiyaçlarını karşılayacak kadar bir gelir ya da hizmet verilmesi gerekiyor. Örneğin insanın temel ihtiyaçları olan barınma, ulaşım ve eğitim gibi alanlar ücretsiz yapılabilinir. Bugün Birleşik Krallık ve diğer gelişmiş ülkelerde işsiz ve engelli nüfusun ihtiyaçlarının devlet tarafından karşılanıyor olması bunun ön nüveleri olarak görülmelidir. Örneğin Birleşik Krallık’ta işsizler için Üniversal Credit dedikleri bir yardım sistemi getirildi. Bu sistem gelecekte çalışmayan nüfusun ihtiyaçlarını karşılamak için oluşturulan ödeme sisteminin ön çalışması olarak uygulanmaktadır. Yapay Zeka’nın yaygın kullanımı sonrası oluşacak işsiz nüfusun ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağı ve bunların hala tüketici olarak tutulabilmesi için bazı ülkelerde denemeler yapılmaktadır. Örneğin İskandinav ülkelerindeki yüksek işsizlik ödenekleri buna bir örnektir. Gelişmiş batı ülkelerinin çoğunda neredeyse nüfusun %40-50’ye yakın bölümü üretmeyen tüketici konumundadır. Bunlar devlet yardımları ve özel emeklilik fonları ile hayatlarını sürdürüp tüketici olma vasıflarını sürdürebilmektedirler.

Yapay Zeka’nın kullanımı ile artacak işsizlik ortamında işsiz bireyin temel ihtiyaçlarını karşılamak için bazı ülkeler şimdiden pilot uygulamalara basaldılar bile. Örneğin Finlandiya yaklaşık 2 bin kişiye iş bulup bulmamalarına bakmaksızın ayda £560 Euro ödeme yaparak 2 yıllık bir deneme modeli uyguluyor, Buna benzer pilot denemeler Kanada’da, İtalya’da ve Hollanda’da uygulanmaya başladı. İsviçre’de ‘ulusal temel gelir’ adı altında bir uygulama teklifi referandum ile red edildi. Bütün bu denemelerin temel amacı ileride Yapay Zeka’lı robot teknolojisi ile işsiz düşmüş geniş kitlelerin temel ihtiyaçlarını karşılamak için bir ödeme sisteminin oluşturulmasıdır.

Tabi dünya Yapay Zeka’nın oluşturacağı gelecekteki toplumsal yaşama göre konumlanırken bizim ülkemiz maalesef seçim, sandık güvenirliği, orucu neyin bozup bozmadığı, kimin 15 Temmuz’u kınadığı, kimin ‘her şey güzel olacak’ sloganı atıp atmadığı ile ilgileniyor. Bende yapay zekalı robota sordum; her şey güzel olacak mı? diye.  Cevap olarak ‘bunlar daha güzel günleriniz’ diye yanıt geldi.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.