İNGİLTERE… Türkiye ve Kıbrıslı toplumda uzlaşma kültürü

Geçen hafta “CHP İngiltere Birliği’nde başkanlığa iki Malatyalı kadın aday” başlıklı yazımda, 15 Nisan’daki Olağanüstü Genel Kurul’da başkan adayı olan ekonomist ve siyasi Bilimci Elif Gelirli ve hukukçu Sibel Özçelik’i tanıtmıştım.

2019’daki genel seçimlerin ülkenin kaderini belirleyeceğini belirtip Londra’daki toplumu seçim sandıklarına götürecek CHP’deki başkanlık yarışının önemli olduğunu söylemiş, hatta yetenekli isimlerin yönetimde yer alabilmesi için de seçimlerde tek liste önermiştim. Eğer iki kadın aday tek listeyi başarırsa toplumdaki uzlaşma kültürüne de katkı sunmuş olacaklar.

Bu arada CHP İngiltere Birliği, 15 Nisan Pazar günü yapılması planlanan Olağanüstü Genel Kurul’un saat 11’de “13 Stoke Newington Rd, Stoke Newington, London N16 8BH” adresindeki Epic Dalston’da gerçekleşeceğini açıkladı. Bunu da not düşeyim…

CHP’de Olağanüstü Genel Kurul’da uzlaşma kültürünün hayata geçirilmesini kıdemli bir gazeteci olarak diliyorum.

***

Bu hafta işadamı Erol Başarık CHP İngiltere Birliği başkanlığı için adaylığını açıkladı. Kendisini “Ekonomist” ve “Reform 2000 Party”si genel başkanı olarak tanımlayan Başarık, basına gönderdiği kampanya bülteninde “CHP’de birliği sağlayabilecek en iyi aday olduğuma inanıyorum” diyor.

CHP İngiltere Birliği’nin 2 yıl önceki genel kurulda da “CHP’yi bulunduğu yerden sadece ileriye götürmek değil, tabiri caizse uçurtmak için yer almak istiyorum” diyerek aday olan Başarık, en az oyu almıştı. Başarık’ın daha önce de haberlerini kaleme almıştım. 1997’de Islington bölgesinden milletvekili ve 1999’da da Avrupa Parlamentosu seçimlerine bağımsız aday olarak girmiş fakat “başarık” olamamıştı.

Başarık, seçim dönemindeki vaatleri arasına Türkiye ve Kıbrıslı toplumun sorunları yerine Merkez Londra’ya giriş ücretini (Congestion) kaldırmayı ve İngiltere’de idam cezalarını geri getirmeyi vaadetmesine doğrusu çok “şaşırık” olmuştuk. Neyse kendisine haksızlık etmeyeyim, Başarık uzlaşma kültüründe çıtayı yükseltmek istemiş olabilir.

***

Salı akşamı Kıbrıs Türk Kültür Sanat Festivali Komitesi’nin basın toplantısındaydım… Komitedeki Kıbrıslı kuruluşlar, Konsey’in kendi başkanlar kurulu kararıyla birlikte festival birlikte yapmaktan vazgeçtiğini belirterek, “Biz birlikten yanayız. Kapımız hâlâ açık. Konsey ayrı bir festival yapmak isterse de köstek değil destek oluruz” açıklamasını yaptılar.

Komitedeki Türk Toplumu Futbol Federasyonu, Kıbrıs Türk Toplum Merkezi, Londra Türk Masterler, Kıbrıs Türk Cemiyeti, Kıbrıslı Sanatçılar Platformu ve Şeyh Nazım Dergahı temsilcilerinin dünya görüşleri çok farklı da olsa toplumun çıkarına ortak paydada buluşmalarına sevindim. İflah olmaz bir Ateist olmama karşın Ramazan ayına denk düşen 10 Haziran’daki Festival’in kapanışının Şeyh Nazım Dergahı önerisiyle iftarla bitirmeyi planlamaları da hoşuma gitti.

İşte “ortak payda”da uzlaşma kültürü ve yaşamda çoğulculuk bu! Bu tokalaşma toplumda sinerji yaratacaktır.

Bu yazıyı kaleme almadan önce etik olarak İngiltere Kıbrıs Türk Dernekleri Konsey Başkanı Leyla Kemal’e de telefon ederek görüşünü sordum. Anladığımca Kemal, Konsey’e uzatılan bu zeytin dalını istemiyor. Oysa Kemal, başkanı olduğu kurumun tarihine bakacak olursa, Kıbrıs toplum lideri Rauf Denktaş ve 2’nci Dünya Savaşı’na katılmış olan temsilci Ömer Faik Müftüzade 1977’de Londra’daki bütün dernekleri tek çatıda toplamak için özel çaba gösterdiğini görecektir.

Konsey, eğer tek festival için uzlaşmazsa, geçen yılki festivalde kazandığı krediyi boşa harcamış olabilir.

Bir gazeteci olarak Komite’nin basın toplantısında gördüğüm uzlaşma kültürünü Konsey’de de görmek isterim. Festivalin potansiyel sponsoru Kıbrıslı iş dünyasının da benim gibi düşüneceklerini “birlik ve dirliği” destekleyeceklerini umuyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

seventeen + twenty =