İNGİLTERE… Türkiye’de yayılmacı milliyetçilik yükseliyor mu?

İNGİLTERE… Türkiye’de yayılmacı milliyetçilik yükseliyor mu?

0
PAYLAŞ
Firdevs Robinson
Firdevs Robinson
Türkiye’nin, Cumhurbaşkanı ve bakanlarının, diplomatik normların dışına çıkan, ölçüsüz beyanları yüzünden dış ilişkilerinde sıkıntı yaşadığına, bir krizden diğerine sürüklendiğine defalarca tanık olduk.

Son zamanlarda, buna, Milliyetçi Hareket Partisi liderinin saldırgan ve yayılmacı dili de eklenince, gerilim, iyice arttı.

MHP, geçen genel seçimde Meclis’te yarıya yakın sandalya kaybına uğrayarak dördüncü parti konumuna gerilemesine rağmen, lideri Devlet Bahçeli sayesinde Türkiye siyasetinde kilit rol oynayan bir güç haline geldi.

Devlet Bahçeli’nin Recep Tayyip Erdoğan’a verdiği tam destek, ülkenin parlamenter sistemden tek adamlı başkanlık sistemine evrilmesini sağlamakla kalmadı; MHP liderini ulusal güvenlik ve dış politika konularında kayda değer ölçüde söz sahibi de yaptı.

Türkiye’nin Irak ve Suriye’ye yönelik askeri ve siyasi yaklaşımında, Bahçeli’nin aşırı sağ milliyetçi politikaları, özellikle de Kürtler konusundaki fikirleri, giderek artan oranda belirleyici oluyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 25 Eylül’de yapılan referandum öncesinde ve sonrasında Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimine karşı tehditkar bir tutum benimsediler.

Türkiye’nin, komşu ülkelerin ve diğer mütteffiklerinin itirazlarına rağmen halk oylamasını gerçekleştiren Iraklı Kürtler, yüzde 92,7 oranında bir çoğunlukla,  bağımsızlıktan yana oy kullandı.

Referandumu ve sonucunu ‘gayri-meşru’ bulan Türkiye, Irak ve Suriye’de yaşananların iç mesele olarak görüldüğünü ilan ederken, ‘bir gece ansızın gidebilmek’ de dahil, bir dizi yaptırım tehdidinde bulundu.

Ancak, şu ana kadar petrol boru hattı, normal akışını sürdürmekte. Sınır kapısından giriş çıkışlar da devam etmekte.

Kullanılan sert dilin, Türkiye’deki Kürt seçmenleri incitebileceği konusunda partililer tarafından uyarılan Cumhurbaşkanı’nın da nisbeten daha ılımlı bir üslup benimsediği görülüyor.

Buna karşın, Cumhurbaşkanının baş müttefiki Devlet Bahçeli, milliyetçi duyguları körükleyen, gerilimi artıran, taraftarlarını galeyana getiren tutumunu sürdürüyor.

Daha önce Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimindeki referandumu ‘savaş nedeni’ olarak tanımlayan MHP lideri, bu konuda Başbakan Binali Yıldırım’ın aksini söyleyen açıklamasını da görmezden geldi.

Bahçeli, 3 Ekim’de parti grubuna hitaben yaptığı konuşmada, Irak’ın toprak bütünlüğünün bozulması durumunda Türkiye’nin Ankara Anlaşması başta olmak üzere uluslararası anlaşmalardan doğan hakları bulunduğunu iddia etti ve “Şartlar oluştuğunda, tarih coğrafyaya dar geldiğinde Misak-ı Milli uyanacak; 81 Düzce’den hemen sonra 82 Kerkük, 83 Musul deme hakkının önünde hiçbir güç duramayacaktır” diyerek ilhak çağrısı yaptı.

Onunla da yetinmeyip, beş bin parti militanının Irak’lı Türkmenlerin yaşadığı bölgeye savaşmak üzere gitmeye hazır beklediğini yineledi.

Komplo teorileri ve yabancı düşmanlığından beslenen aşırı sağ milliyetçilik, Türkiye’de her dönem prim yapar. Karşılığında da Kürt milliyetçiliğini körükler. Nitekim Adalet ve Kalkınma Partisi de işine geldiğinde milliyetçi muhafazakar seçmenin oyunu kazanmak için bu söylemlere gönül rahatlığıyla başvurur.

Ancak, ülke yönetiminden sorumlu kişilerin – oy kaybedeceklerini bilseler bile- Devlet Bahçeli’nin, bu derece uluslararası hukuk bilgisinden yoksun, yayılmacı milliyetçi söylemiyle, sadece Türkiye’ye değil, kendi partilerine de zarar vereceğini görüyor olabilmeleri gerekmez mi?

BİR CEVAP BIRAK