İstanbul Devlet Senfoni ile gençler ve 19 Mayıs

İSMAİL BAYER – İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası ve Gençler, 100. Yıl kutlamaları için, geçtiğimiz pazartesi günü Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda değişik bir program hazırlamışlardı. Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı Konseri’nde, gençlerin sahnede olması anlamlı bir seçimdi.
Orkestrayı genç bir şef yönetiyor. Viyola, keman ve piyano. Konserde üç ayrı enstrüman ile üç ayrı genç sahne alıyor.
16 Mayıs 1919’da İstanbu’da ve ülkede durum neydi. Bandırma Vapuru ile Samsun’a doğru alınan yol ve 19 Mayıs 1919 da başlayan hareket. Türkiye Cumhuriyeti’nin gerçekleşmesi sürecine ilişkin olarak, tarihi geçmişi özetleyerek yorumlayan bir konuşma yapıldı önce. Ersin Antep’in yaptığı bu sunum, konser daha başlamadan o günleri gündeme getirdiği gibi, bu bayramın kutlanması sürecine, olumlu bir katkı gerçekleşmiş oldu.
Orkestra bu hafta, bir anlamda gençlere emanet edilmişti. Genç bir şef orkestrayı yönetiyordu, Hasan Niyazi Tura. İlk eser olarak Beethoven’in Leonore Uvertürü programa alınmıştı.
İki asrı aşan bir dönemden tınılarla, karamsarlığın ve çaresizliğin aşılarak, duyarlı ve tutku ile yaşama sarılma, güçlenerek bunların aşılması ve zafer duygusunu yaşatma. 19 Mayıs’a bir gönderme yapılmak istenmiş diye düşünmekten kendimi alamdım doğrusu.
Sahneye viyolası ile gelen genç, Emir Kemancı. 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ile İş Sanat’ın açılış konserinde de yer alan bu genç, geçen yüzyıldan bir bestecinin eserini seçmişti. William Walton’un Viyola Konçertosu,1. Bölüm. Andante comodo. Kendinden son derece emin, kemanı ile orkestra eşliğinde bizi duygusal bir yolculuğa çıkardı. Romantizm rüzgarı estirdi diyebiliriz. Genç bir sanatçının viyolasından gelen bu tınıları, farklı da değerlendirebiliriz. 19 Mayıs’a dogru, genç bir cumhuriyetin oluşumuna adım adım yaklaşmanın sevinci ve duygusallığı olarak da adlandırabiliriz.
Bu kısa yolculuk dinleyicilerin takdirini kazanıp, alkışlarla karşılandığı gibi, bu sürece gülümsemeleri ile orkestra elemanları da katılarak, bu genç sanatçıyı, hoşgeldin diye selamladılar
Sahnede yer alan ikinci genç, Kazım Kaan Alıcıoğlu da kemanı ile sahnede yer aldığında, o bizlere, bizden bir sanatçının tınıları ile seslenmeyi seçmişti. Orkestra ile birlikte, Ulvi Cemal Erkin’in, Keman Konçertosu’nun 3. Bölümünü seslendirdi.
Cumhuriyet döneminin önemli bir bestcisi olan Ulvi Cemal Erkin’in tınıları ile bize daha sıcak, yakından gelen tanıdık sesler gibi, küçük bir Anadolu yolculuğuna çıkmış gibi düşündük kendimizi. Samsun’dan sonra Anaolu’da dolaşma olarak, Cumhuriyet’in oluşum sürecini düşündürdüğünü de söyleyebiliriz. Genç kemancının bu sahne performansı ile bu gezintiyi duyumsattığını da belirtebiliriz.
Alkışlar ve orkestra elemanlarının takdir, beğeni gülümsemeleri ile bu sanatçıyı da uğurladıkdan sonra, ikinci yarı için biraz ara vermiş olduk.
Programın ikinci yarısında ise sahnede piyanoda yer almıştı.
Ve sahneye bu kez, bir rüzgar esintisi gibi daha öğrenci 15 yaşında genç bir kız geldi. Cansu Naz Eriş. Öğrencilik, ödüller ve sahne devam ediyor. Seslendirdiği eser ise Prokofiev’in 1 No’lu Piyano Konçertosu.
Prokofiev’in bir öğrenci iken bestelediği eserini, bir asrı aştıkdan sonra, bu kez bir başka öğrenci, bir kız öğrenci Rusya’nın komşusu Türkiye’de seslendiriyor. Arada sadece bir Karadeniz ve bir asır var.
Cansu Naz Eriş’in piyano tuşlarında parmakları dolaşırken, kendinden emin, tınıların peşinde adeta bir yolculuk yapar gibiydi. Eseri bize ulaştırırken rahatlığı hemen dikkati çekiyordu. Karşımızda adeta usta bir piyanist vardı. Alkışlar o denli yoğundu ki, genç sanatçı yine bir rüzgar esintisi gibi gelip, piyaoınun başına geçip, seyircileri bis ile selamlamış oldu.
Bu isime dikkat edin ve konserlerini izleyin derim. Cansu Naz Eriş.
Orkestra elemanlarıda, bu konserde gençlere karşı, o denli sıcak bir davranış içindelerdi ki, adeta onları yeniden aralarında görmek ister gibi bir yaklaşım sergiliyorlardı.
Üç genç ile 19 Mayıs’ı kutlamak, 100. yılı yaşamak, bu bakımdan bayramın amacınada uygun bir seçim olmuştu.
Üç genç, bir yarışmanında derecelerinin belgelenmesini, bu konser öcesi sahnede gerçekleştirdiler. Cansu Naz Eriş birinci, Emir Kemancı ikinci, Kazım Kaan Alıcıoğlu’ da üçüncü olmuşlardı. İzleyicilerin alkışları arasında, ödül alma sevincini bir kez daha yaşadılar
Üç genci izledikden sonra, salonun coşkusunun devam ettiğini de belirtmeden geçmeyelim. Şef Hasan Niyazi Tura ile orkestra arasında ki uyumun da, son derece başarılı bir şekilde gerçekleşmiş olduğunu belirtelim.
Geçtiğimiz cumartesi günü, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, Alexander Rahbari’nin şefliğinde sezon kapanış konserini gerçekleştirdi.
İstanbul gibi bir kentte, bir senfoni orkestrasının konserlerini gerçekleştirebileceği salonun olmayısı ve gezginciler gibi, boğazın iki tarafında her hafta sürekli olarak değişik sahnelerde programlarını gerçekleştirmiş olmalarının burukluğunu yaşadğımızı da belirtelim.
Bu eksikliği, birazcık da olsa yöneticiler de duyabilseler.
_______________
İsmail Bayer. 27 Mayıs 2019. İstanbul.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.