Jose Martı…

Jose Martı…
Küba’nin milli kahramanı.
Dünyanın her yerinde, Latin Amerika’da, tabii Küba’da ve her yerde adına anıtlar, binalar, havaalanları, meydanlar görmek mümkün.
Küba’nın bağımsızlığı için örgütlenmenin öncülüğünü yapmış.
Bağımsızlık ve özgürlük için savaşırken genç yaşta, yani 42 yaşında ölmüş (1853-1895)
Küba Devriminin fikir babalarından, Küba’nın bir anlamda Atatürk’ü kabul edilen bir zat.

Bu milli kahramanın adı Ankara’da da bir parka verilmiş.
Çankaya Belediyesi Çankaya sırtlarında, Hoşdere Caddesi üzerinde küçük çaptaki bir parka Jose Martı
adını uygun görmüş.
Çok doğal.
Üstelik Başkent’te Büyükşehir Belediyesinin öylesine anlamsız, öylesine ipe sapa gelmez yabancı devlet adamlarının adını
cadde, sokak, park ve meydanlara vermişken Küba’lı Jose Martı bunların arasında gerçekten çok değerli bir milli
kahraman. Üstelik düşün adamı… Edebiyatçı da…

Geçenlerde eşim ile birlikte yıllardır önünden geçtiğimiz ama bir türlü oturmak için fırsat bulmadığımız veya yaratamadığımız
bu parktaki banklardan birine oturduk…
Küçük bir park.
Küçük bir nefes borusu…

Oturduk, dinlendik ve bir süre sonra ayrılmak için ana kapıya doğru yönelirken, parkın girişinde pirinçten iki ayrı levhada Jose Marti’nin
kabartma gravürüne gözümüz takıldı…
yani Küba’lı milli kahraman hakkında kısa bilgiler vardı.
Ortadaki kaidede ise yanmış bir obje…
Biraz dikkat edince, Küba’lı kahramanın büstü olan sanırım plastikten veya başka yanıcı bir maddeden yapılmış başı-kafası
ortada yok.
Kömür haline gelmiş bir büst…
Monte edildiği anlaşılan demir çerçeveler yerinde ama büst resmen yakılmış.

Tam bir skandal.
Tam da yüzkarası bir tablo.
Tam bir rezalet…

Kimi kime şikayet edeceksiniz?
Kim ve ne zaman bu büstü ateşe vermiş.
“Tükürürüm ben bu sanatın içine” diyerek heykeltıraşları aşağılayan AKP’li bir Belediye Başkanının
görev yaptığı Başkent’te, her halde bir devrimcinin heykelini, bir solcu, bir aklı başında kişi veya bir başka devrimci ateşe verecek değil.
Nasıl olmuş bilinmiyor.
Trafiğin yoğun olduğu zamanda yakılmadığı kesin.
Gece yarısı üreyen it veya itler gelmişler…
Herhalde ellerinde tutuşturucu maddeler de vardı.
Jose Martı’yı ateşe vermişler belli.

Çankaya Belediyesi’nin haberi var mı bilemem?
Olsa da umurumda değil.
Sokağına, çöpüne, suyuna sabununa hakim olamayan bir belediyeden ne beklenebilir ki…
Beni o değil, “cüret” ilgilendiriyor.
Orta yerdeki “zihniyet” tüylerimi diken diken ediyor.
Beni “vahşet” iğrendiriyor.

Nedir bu sanat düşmanlığı?
Nedir bu heykellere karşı kin?
Nedir milli kahramanlara karşı oluşturulmaya çalışılan düşmanlık?
Anlamak çok zor değil.

Anlamak mümkün…
Ben anlıyorum…
Ana bir türlü iİçime sindiremiyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.