Kan gölleri dolmaya başladı…

Kan gölleri dolmaya başladı…

0
PAYLAŞ

Bu kanlı eylemi Türkiye’den hangi İslami kuruluş ve tarikat eleştirdi ve kınadı?


Ramazan ayı geldi, ülke içinde de bazı bölgelerde, hayat oruç tutanlara göre belirlenmeye başladı. Osmanlı dönemindeki düzeni arayanlar çekinmeden o düzeni hayata geçiriyorlar! Oruç tutmayanlar sokaklarda, işyerlerinde ve de özel mekanları olan evlerinde dahi cezalandırılıyorlar. İslami propaganda yapan, fakat gerçekleri saptıran programlar arka arkaya yayınlanıyor ve bütün kanallarda benzerleri söylenmekte! Bu propaganda kim için yapılmaktadır? Tereciyi tere satar konumundalar, Türk’ün Türk’e propagandası bu sefer İslam görünümlü devam ediyor. Türkiye’de demek ki İslam yeteri kadar anlatılmamış ki, hala bu tip propagandalar ile İslamlaştırma yolunda adımlar atılıyor!


Bazı AKP belediyeleri davulcuları yasaklamakla önemli bir adım attılar ve bu uygulama ortadan kalktı. Teknolojinin ileri seviyede olduğu ortamda hala ilkel uyandırma sistemlerinin uygulanması toplumun seviyesini göstermekteydi. Sosyal demokrat iktidar olan belediyelerde bu yağdanlık konumundan kurtulup çağdaşlığın gereğini yaparlar!…


Kendilerini İslam’ın uygulanmasının denetleyici olarak gören bazı İslam tarikatı üyeleri toplum içinde oruç tutmayanlar aleyhine propaganda yapmakla kalmıyorlar, saldırıyorlar. Sabaha karşı bir eğlenceden dönen iki sevgilinin dövülmesi buna örmektir.


Ramazan ayı bazı kesimler için birer rant alanı olarak durmaktadır. Bu ay boyunca bazı davulcular rant paylaşımı için birbirine kurşun dahi sıkabilmekteler. Belediyeler kendi bölgelerinde bir şekilde ranta ortak olmaktalar. Bazı hayırsever adı altında ki kurumlar inanların duyguları kullanılarak, bilmem nerede ki gözü yaşlılar kullanılarak yardım toplanmakta, oradan elde edilen gelirlerin gerçek anlamda nerede kullanıldığı pek anlaşılamamıştır, çünkü bunları denetleyebilecek gerçek bir kurum ortada durmamaktadır!


Ramazan ayı peki normalde neyi ifade eder, neden İslam için bu kadar önemli bir aydır?


“Bu ay, öğrenmek, anlamak ve gereklerini yerine getirmek üzere okuyan herkesin zihninde ve kalbinde farklı, kalıcı ve derin izler bırakan yeryüzünde en çok okunan Kur’an-ı Kerimin indirildiği; ve aynı zamanda nimetlerin kadrinin bilinmesine vesile olan, insanda şükran hisleri uyandırarak, yoksulların çaresizlerin halinden anlama şuuru veren ve maddenin esaretinden kurtararak “sabır” denilen en yüksek ahlaki bir meziyete eriştiren bir ibadet olan oruç ibadetinin farz kılındığı bir aydır.



Fert ve toplum olarak huzura, sevgiye ve saygıya, yardımlaşmaya ve birbirimizi anlamaya ihtiyacımız vardır. Günlük hayatımızda kişisel zaaflardan dolayı ortaya çıkan bir takım eksiklikleri ve hataları Ramazan ayını fırsat bilerek gidermeliyiz. Dünyevi istek ve arzularımızın yoğunluğu sebebiyle zaman zaman ihmal ettiğimiz akraba ve komşu ilişkilerimize önem vermeliyiz. İhtiyaç içerisinde ve zor şartlar altında yaşamını sürdürmek zorunda kalan insanlarımızın maddi ve manevi yardımlarına koşarak problemlerini çözmeye, bu zaman diliminde onlara daha fazla yardımcı olmalı, hiç olmazsa acılarına ortak olmalıyız.” (Prof. Dr. Ali BARDAKOĞLU Diyanet İşleri Başkanı)


Aldığım alıntıdan da anlaşılacağı üzere bu ay Kuran-ı Kerim’in yeryüzüne ya da başka değişiyle peygambere geldiği ay olarak kabul edilir. Bu sayede insanın kendi içine dönerek temizlenme ve kendini anlama ayıdır. Günlük yaşantıda karşılaştığı olumsuzlukları bu ay içinde içinden temizleyecek ve kötü düşüncelerden arınacak. Yani komşunun aç olup olmadığını bir daha kontrol et, komşun aç iken sen tok olamazsın! Bunu buyurmaktadır. Bu buyruğun belki kulaklardan gittiği kabul edilerek yeniden anımsatılır ve açlar doyur! fakirleri besle ki, toplum içindeki ekonomik uçurum kalksın! Bu suretle de olsa sosyal patlamalar sonlansın! Peki, İslam ülkesi olan Türkiye’de ekonomik uçurum ne kadardır?


Gerçeği kaynağından öğren der, İslam bilginleri, peki ülkemizde İslam adına konuşanların kaçı gerçek kaynağına bakarak konuşmaktadır? Genelde tarikat öğretileri daha öne çıkmış ve ideolojik söylemler belirleyici olmuştur. Hurafeler her yeri sarmış, örümcek kafalılar önlerine geleni öldürüp ve yağmalamaktalar, çünkü onlar gerçeği değil öğretilere önem verenlerdir! İslam, bir yaşanan, bir de gerçek olarak iki ayrı konuma düşmüş durumdadır, bu durumu yaratan bir iki yıl değildir, yüzyılların birikimdir. Farkına varmadan içten içe çürüyen yapı tüm kurumları kaplamak üzerinedir, o halde şu andaki Diyanet İşleri başkanın açmış olduğu bu çürümeye karşı savaş desteklenmelidir.


Gazetelerde yapılan ramazan sayfaları iyi denetlenmelidir, çünkü orada gerçek İslam yerine kulaktan dolma bilgiler halka anlatılmaktadır. Hangi kaynağa dayalı olarak yazıldığı belli olmayan yazılar hem İslam’a hem de toplumumuza zarar vermeye devam etmektir. Öncelikle medyadaki bu programlar iyi bir şekilde denetime alınmalıdır. Diyanet İşleri Başkanlığının belirleyeceği uzman kişiler danışman olmalıdır.


İnanan ve inanmayan her kesin bütün günleri huzur içinde, sağlıklı ve mutlu geçmesini dilerim…


 

BİR CEVAP BIRAK