Kana bağlı soyadı yazısı ve 8 Mart

PAYLAŞ

Bir kan yazısı yazacağım. Daha doğrusu kanlı soyadı yazısı!

Naçizane yazarınız (bu naçizane sözcüğünü kullanıldığı gelenek içindeki yaltaklanma/söylediğine kendi de inanmama anlamında değil, kendi yetersizliğinin farkında olma biçiminde okuyunuz lütfen) atışmayı bilmez. Kendini bilir çünkü; kazara sürüklendiği her hırlaşmada verebileceği mükemmel yanıtlar aklına gece yastığa başını koyduğunda gelmiştir hep. Ama son zamanlarda iyi kan, bozuk kan; soylu sop, soysuz döl’dür gidiyorken ortalıkta; asıl soyadımın Dirikan olması nedeniyle konuya dahil olmaktan kendimi alamadım. Sordum kendime sen kimsin diye? Dirikan mısın, Altaş mı? Kanın bozuk mu değil mi? Dölün soylu mu soysuz mu? Öyle ya, babanın soyadını bırakıp kocanın soyadını almışsın; ne çabuk caymışsın geçmişinden!

Yeni nüfus kağıdıma adımı yazan memura, oraya eski soyadımı da ekler misiniz, demişim demesine… “Önceden dilekçe yazmalıydınız, şimdi ekleyemem” yanıtını almışım. “İyi de kayıtlar önünüzde işte; otuz üç yıl “Dirikan” diye bellemişsiniz beni; ben kendimi öyle bellemişim, niye yazamıyoruz şimdi?” de demişim… Ama dilekçe vermeliymişim. Vermeli bir ara o dilekçeyi! Ya da vermemeli… Çünkü isimlerle, sözcükler ve söz cambazlıklarıyla uğraşmak, asıl konudan uzaklaştırıyor ve zaman kaybettiriyor.

İster babamın soyadını taşıyayım ister kocamın – sonuçta Dirikan’ken Altaş olmuş; kadın olduğu için adıyla oynanmış biriyim- adım Güldünya olduktan sonra benim için ne değişir? Kanım yerde. Etnik köken, kan, din, ırk gibi kutsallar(!) uğruna savaş verdiklerini ileri sürenler; demokrat geçinip “öteki” dövenler; bölenler, bölünenler… Hepiniz toptan gidip masalınızı başkasına anlatın. Soyunuzu, sopunuzu, etnik nanenizi, kanınızı, adınızı alın gidin. Zira adım Güldünya; bu bana kim olduğumu, nasıl bir yerde yaşadığımı bir güzel anlatıyor.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü kutlu olsun!

CEVAP VER