KANADA… Atlı haberci Paul Revere’yi hatırlatan şeyler

Oktay Akbal ¨Önce Ekmekler Bozuldu¨ der, ¨… sonra her şey! ¨ 

Çünkü yeryüzünde savaş vardı; bu hikâyesini yazdığında tarih 1946 yılıdır.

Bir kez bozuldu mu ekmek, sonrası küf tutar. 

Bir şeyler yine küflenmeye bırakıldı. 

Şimdilerde hiçe sayılan fakat bir vakitler ne kadar önemli olduğunu modern cihazlar çıktığı için hemen unuttuğumuz hayatımıza ait iki varlık, tıpkı Akbal’ın ekmek alegorisi gibi bozulmakta, yok olmakta: 

Birisi Orta Dalga radyo yayıncılığı, ötekisi kasaba gazeteciliği…

1933’de sıkıştırılmış ses tekniğine dayalı bir radyo dalgası bulundu ve adına Frekans Modülasyonu, yani FM denildi. 

Şimdi radyolarınızda, tabii hâlen radyo kullanıyorsanız, dinlediğiniz FM kanalı denilen yayın budur. 

Kaliteli müzik yayını için, hakkını yemeyelim, bundan iyisi bulunmaz. 

Öteki radyo sinyallerinin parazit ve uzay derinliğinden geliyormuş gibi sesler gönderen yayınlarına benzemez; güzel, iyi, o hâlde dinleyelim. 

Fakat vericinin en çok 40 km. uzağına dağıtabildiği FM sinyalleri, başka antenler üzerinden aktarılamaz; yayınladın yayınladın, sonrası bitti… 

Oysa Orta Dalga adını alan, AM [Amplitude Modulation] kanalları uzak mesafelere kadar, gerekirse aktarmalı olarak yayın yapar. 

¨Muharrir Mahmut Efendinin teknik bilgisi artış göstermiş, maşallah¨ demeyiniz. Söylemek istediğim şuncacık şey, lüzumsuz sayılan yerel gazetecilik ve radyoculuğun önemini tekrarlamaya aittir.

Rusya federasyonu, eski SSCB, hariç dünyanın en büyük ülkesi olan Kanada’da orta dalga-AM kanallarına artık yüz verilmiyor olması, buna koşut olarak yerel gazeteciliğin matbaa kapatması, bir kanayan yara gibi bunlara değer ve önem verenlerin yüreğini sızlatıyor.

Yüzlerce, binlerce şehirde, şehir ölçeğinde yayın yapabilme kapasitesine sahip FM kanalına karşılık, birkaç adet AM radyosu bulunuyor artık. 

Varsın, olsun, sana ne, bunu mu dert ettin diyorsunuz; demeyin. 

Türkiye’nin 12 misli büyüklüğündeki Kanada gibi, hatta Türkiye ölçeğindeki büyük coğrafyalarda orta dalga yayınların stratejik önemi bulunuyor. 

Şu anda bir AM radyo istasyonunu belki kırsal alanda dinleyeni, izleyenin sayısı binlercesine ulaşmıyor, fakat her türden haberleşme açısından orta dalganın korunması gerekiyor. 

Bir AM-radyo istasyonunun tükettiği elektriğin masrafından dem vuranlar, buna karşılık FM kanallarının daha ucuz maliyeti olduğunu söyleyenler de çıkmıyor değil. Ancak, Kanada’nın toplam elektrik enerji sarfiyatı içinde bu elzem ve vazgeçilemez radyoların tüketimi %0.02’nin epeyi altında; yani bir hiç! Aynı şey dünyanın öteki ülkelerinde de değişmez. Oysa doğal felaketlerden, hortum ve kasırgalardan, orman yangını gibi kırsalı ilgilendiren her şeyi AM kanalları duyurabilir, iletişimi sağlayabilir. 

Sivil havayollarında uçak pilotu olan eski bir talebem anlatmıştı: Uçaklarda her ihtimale karşı AM radyo kanallarını pilot kabininde açık ve hazır tutarlarmış, zira eğer en kötü durumda rotayı tutturamazsa pilot gideceği şehrin AM radyosunu açar, dinleye dinleye uçağın burnunu oraya çevirirmiş. ¨Bir keresinde¨ dedi sonradan pilot olan talebem ¨Mısır’a uçuyorduk, radarda sorun çıktı, açtık Kahire radyosunu, yalelli dinleye dinleye rotayı tutturduk.¨

Etkisi böylesine önemli olan orta dalga radyoculuk, ne var ki, ekmeklerin bozulmasına benzer biçimde can çekişiyor, yavaş yavaş ortadan kalkıyor. Üstelik bu radyoların kültürel faaliyetin yayılmasında etkisi de unutuluyor: Klasik müzik konserini Kanada’nın in cin top oynayan buzul ve tundra mesafelerine kadar ancak bu radyoyla ulaştırmak mümkündür.

Buna eş tutulacak bir başka mesele, Kanada’da yerel gazeteciliğin can çekişmesi, hatta yok oluşuna tanık olmamızdır. Kanada’nın resmî istatistik dairesinin rakamlarına bakılırsa yerel-kasaba gazeteciliği kan kaybetmektedir. İnternet haberciliği hepsinin önüne geçmiştir. Salgın döneminde 2 bin 500 yerel muhabir, gazeteci, editör işini kaybetmiş, altı yüz civarında gazete kapanmıştır. 

Kanada kasabaları anlaşılan o ki, kendi yerel haberleri yerine ulusal, küresel haberlere ilgi göstermeye başladı.

Saptanan rakamların özeti bu! 

Diğer deyişle yerel haber önemini yitiriyor, haberin alıcısı olan özneler kendilerini global bir dünyanın algısı içinde görmeye başlıyor… 

Arka mahalledeki Mr.Harold’un vefat haberi, artık ‘obituary pages’ sayfalarında yer almıyor, alsa da kimse okumuyor ve  bunun yerine isimleri bilinmeyen global ve toplu ölüm listeleri, sayısal veri olarak duygusuz bir kabullenişle takip ediliyor.

İstatistik Dairesinin rakamlarını burada özetlemeye kalkışması gereksiz, fakat sadece şunu söylersek, gerisini tahmin etmesi kolay: Salgın dönemi de dahil olmak üzere son 8 yıl içinde 2150 küçük gazete kapanmıştır, tıpkı AM kanallarının kapanması, şehirlerde çıstak çıstak müzik yayını yapan FM kanallarının yerini alması gibi… 

Globalizm ve yerellik üzerine çalışan sosyologların, akademisyenlerin tanımlamasıyla taşrada yaşayan, yerel, kırsal alanın insanı kendisini tanımadığı ancak imgeleriyle karşılaşarak tanıyor zannettiği bir dünyaya, küresel bir haber ağının içine davet edilmektedir. 

Kanada eyaletlerinden, mesela, Alberta’nın Athabasca kasabasındaki birisinin Tayland’daki haberi takip etmesine ait bir eleştiri değildir burada söylenen; dileyen dilediği haberi, ulaşabildiği ölçüde izler. 

Burada eleştirisi verilen şey, yerele ve insana ait eğer kaybolursa tekrar yerine konulamayacak kadar değerli bir ruhun, yerel hayatın yok sayıldığı, önemsenmediği bir iletişimin ortaya çıkışıdır.

Özellikle salgın zamanlarında yerel basının, radyoların bir kez daha önemini fark eden Kanada federal hükümeti birkaç aydan beri destekleyici bir proje üzerinde çalışmakta… 

Önümüzdeki 5 yılı kapsayacak biçimde 600 milyon dolarlık bir teşvik paketiyle, yerel basın ve yerel radyoları ayakta tutmak için özel bir bütçe gündeme getiriliyor. 

Umalım ki eğrisi doğrusunu bulsun ve tekrar haberciliğin, gazeteciliğin önü açılsın.

Paul Revere

1774-76 arasında, Amerikan Bağımsızlık Mücadelesi döneminin kapıdan kapıya gazete, haber, broşür dağıtan at sırtında kasabalar, köyler arasında gece gündüz koşturan Paul Revere’yi hatırlayınız. Revere’in yılıp bıkmaz, yorulmak bilmez habercilik sevdası, gazeteye radyoya bir kez elini atmış olanların bileceği bir tutkudur. 

Gazeteciliğin, haberciliğin yerel matbaasına, orta dalga radyolarına hâlen ihtiyacımız bulunuyor. 

Zira yerel olanı yok ederseniz, geriye kocaman küresel bir balon kalıyor.

__________________

senolasenola@gmail.com

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.