KANADA… Lakonik bir ekonomi yazısı…

Ben size bu yazının sonunu, peşin peşin, kestirmeden söyleyivereyim:
Can çıkar huy çıkmaz deyişine en iyi uyan tarif kapitalizmin tanımında saklıdır.
Kapitalizmin canı çıkar, huyu bir yerlere gitmez. Hoş, canının çıkacağı da pek yok ya!
Salgın dönemi ekonomik krizin dünyayı sardığı bir alana dönüştü. Krizin irsaliye ve
faturası dünyanın işçi sınıflarına, yoksul halka, Hindistan’daki örneğinde gördüğümüz gibi
milyonlarca köylüye kesildi; gecikme faiziyle beraber kanırta kanırta sırtlarından alınıyor.
Benim sözüm, kapitalizmin bunalımlardan güçlenerek çıktığına ait paradoksal, oksimoron
tanıma aittir. Evet, öyle oluyor.


1.Haber: Kanada’nın dev telekomünikasyon şirketlerinden Rogers, bu salgında ayakta
kalamayan Shawn isimli bir rakip firmayı yedi yuttu, yaladı; artık bir şey kaldı mı diye tabağını
sıyırıyor, şimdi!
2.Haber: Kanada’nın dev demiryolu şirketi Canadian Pacific- CP, ABD’nin milyar milyar
dolarlık dev şirketlerinden Kentucky Demiryolunu satın alıp ta Meksika sınırına kadar ve oradan
başkent Mexico City’e kadar şebekeyi genişletti.
Bu sadece iki örnek, yakın zamanların ekonomi haber sayfalarında yer aldı. Haber olmaya
değmez boyutta küçük ticari işletmelerin, imalathane ve her boyutuyla şirketlerin salgın ve
bunalım sürecinde el değiştirdiğini de tahmin etmesi zor değil.
Batan, rekabete dayanamayıp iflasa sürüklenen şirketlerin patron takımı, hani veresiye
veren böyle olur, peşin satan şöyle olur gibi, tüccara ibret ve ders veren bir resimden
hatırladığınızca pesperişan olmuş değildir.
Unutmayınız ki, elindeki varlığı devreden taraf aslında buna dünden razıdır, çünkü
işletmesini taşımak yükünden kurtulmaktadır.
Omuzlarından alınan bu yükün bir ötekine aktarma bedeli elbette bir parça bu eski
patronların eksilmesine yol açar, fakat onlar için sakın üzülmeyin, herkes gerektiği kadarını
evvela bir yana koymuş, kalanı üzerinden ne koparabilirim hesabıyla şirketini ötekine
devretmiştir.
Kanada’nın muhafazakâr sağ politika takipçisi gazete, The National Post’ta, geçen hafta
yayınlanan bir ekonomi yorumu, neredeyse okuru gözyaşlarına boğacaktı. Demektedir ki, ah bu
patron takımı var ya, siz bilmezsiniz, ne çileler çekerek bu işleri sürdürmekte ve o güne kadar
yemeden içmeden biriktirdikleri varlıklar sonuçta böyle kriz dönemlerinde bağırlarından
yürekleri, ciğerleri söküle söküle koparılmaktadır.
Kapitalizm için yas tutmamızı istiyor yazarı…
Hayır, kapitalizmin evvel eski huyudur bu!
Dahası, pespayeleşip iyice rezil hâl derekesine inmeye de müsaittir: 1720’de Mississippi
Şirketinin hisse senetleri dalaveresiyle kapitalizm bu huyunu gösterdi, aynı tarihlerde Güney
Amerika’da faaliyet gösteren The South Sea Company’nin aynı numarayı çekip kâğıt üzerinden
para kazanmaya meraklılara üçkâğıt yaptığını biliyoruz.
Sıkça tekrarlandığı gibi, genel olarak tarihte ilki 1873 Viyana Borsa Kriziyle başlayan üç
büyük bunalımdan söz edilir.
Tarihteki kriz-bunalım listesi uzundur, tek tek yazmayalım, hemen her on yıllık refah ve
kalkınma dönemleri ardından birbirlerini bulanık suda yiyen amipler gibi şirketler el değiştirip
bir başkasının işkembesine iner, bu arada tepinen fillerin ayakları arasında halk kalır.
Kapitalizmin bu cibiliyeti soyundan, suyundan gelir.
Verdiğimiz iki örnek sadece başlangıç, ardından ardıç depremler geliyor.
Zira kapitalizm Hostis Humani Generis’tir; yapacağını etmeden duramaz.
¨Tavuk götü yemin tutmazmış!¨
Biz Lakonik~kısa bir yazı yazmak istedik, az konuşan Spartalı gibi olsun diyorduk, laf uzadı.
*****
Kırk yıllık eski bir şarkı, biz sussak da o söyler yine hâlimizi:
Timur Selçuk’un 1980 tarihli eski bestesi ¨Ekonomi Tıkırında¨ kapitalizmin yalancı yüzünü
ortaya koyar.
Hatırlayınız; Patronlar şarkıda feryat eder : Kriz var, kriz var, bunalım var!

___________________

senolasenola@gmail.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

fourteen − nine =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.