Kapitalizm Çöküyor mu?

ile sömürge yapmaya soyunmasını bir aile meclisinde damat İbrahim Tevfik ile tartışıyoruz. İbrahim damat komünist sistemi savunanlardandır ama tek kutup kalmış Amerikanın Irak’a saldırısından hemen sonra yer alan o tartışmamızda “Amerika’nın ve kapitalizmin önünün artık kesilemeyeceğini” destekleyen fikirler sürüyordu ortaya… Ben de tam tersini, Amerikan’ın bu azgınlaşmasının ve etrafa saldırısının çok büyük masraflara mal olacağını ve nihayetinde Sovyetlerin çöküşünü tetikleyen ayni sebeplerden ‘Kapitalist’ sistemin ve Amerikanın da çökme tehlikelerine gireceğine dair bir kehanette bulunmuştum. İşte o gün kapıya gelip dayanmıştır. Görünen o ki emperyalizm kendi kanını tüketen kansere yakalanmıştır. Batar mı Kapitalist sistem yoksa büyük endüstri ülkeleri kuyruğa girip hazinelerinde birikmiş paralarla yardımda bulunup kurtarırlar mı hastayı, gelin küçük bir analiz yapalım.


İşin ‘Makro’ yönü ile hem kendi kafamı hem de sizin başınızı ağrıtma niyetim yoktur. O halde meselenin ‘Mikro’ yönünden başlayalım.  Şu petrolün pahalı olması var ya? Farkındasınız muhakkak. Diyelim ki arabanızın tankını Irak savaşından önce £35 sterlinle doldurabiliyordunuz. Şimdi ayni tankı doldurma £70 ile £80 arası bir parayı alıp götürür cebinizden. Ve yine diyelim ki petrolün pahalı olmasından önce şişen ev marketine aldırmayarak aylık gelirinizin verdiği gücün sınırı içinde üstesinden kalkabileceğiniz bir maddi taahhüde bağladınız kendinizi. Olanlar oldu ama ve maaşınız artmadığı halde şimdi ekstradan petrol ve onun artışından kaynaklanan diğer enerji kaynaklarına iki veya üç katı para harcamanız gerekiyor. Yani toplam olarak elinize geçen para £100 liraydı ve bunun £80’i ile her türlü giderinizi karşılamakta ve cebinizde de £20 sterlinlik bir artı kalıyorken şimdi giderleriniz gelir gücünüzü aşmıştır. Arabanızı daha az kullanarak tasarruf etmek istiyorsunuz ama yetmiyor. Faizler de artmıştır…! Petrol pahalı olduğu için boğaz tokluğunuza gerekli yiyeceklerin fiyatları da artmıştır. Borçlarınızı ödeyemeyecek duruma düştünüz mü? Evinizin aylık borcunu ödeyemeyecek durum da çıkmışsa ortaya kendinizi sokakta bulmamak için ya ikinci bir iş bulacaksınız ya da siz ve evinizin tüm efradı geceleri aç yatacaksınız.


Şimdi kendi durumumuzu böylece belirttikten sonra yerimize Devlet Mekanizmasını koyalım. O da bizlere sağladığı hizmeti devam ettirebilmek için zorluklara düşmüştür. Ya kesintiler yapacaktır ya da gelirlerini artırmak için halktan dolaylı veya gizliden daha fazla vergi almanın yoluna gidecektir. İşte sizin bütçenize bir ağırlık daha…!


Borçlandığınız Bankalar da enerji fiyatlarının artması ile işçilerinin artış taleplerini tümü ile ret etmeyecektir. Dolayısıyla bu kurumlar da ayakta durabilmeleri için bazı tedbirler alma mecburiyetinde kalacaklardır. Bir yandan işçilerini azaltma yönüne giderken diğer yandan da faizlerini artırarak varlıklarını devam ettirmeyi deneyeceklerdir.  Diğer şirketler de ayni yola baş vuracakları için işsizlik artacak tabii ve sizler de o işsizler sınıfına düşmekten kendinizi belki de zor kurtaracaksınız.  O takdirde yandınız ki yandınız.
“Mikro” ekonomide bireyler ve küçük kurumlar batma noktasına getirilirse “Makro” ekonomiler de tabii ki nasibini alacak ve görüldüğü gibi dev Banka ve Şirketler de kepenk indirecektir. Hele ABD ve İngiltere bir ek maceraya daha atılır da İran cephesini açarlarsa ….! Seyredin gümbürtüyü…!


 Efsaneler…!
Bizim Mehmet Bayramoğlu’nun ‘Mahi’ diye lakapladığı gazetenin İngilizce sayfalar editörünün sayfası birkaç hafta boştu. Kendi cemaatımızın çıkarlarını gözetleyen bizlerin morali de o birkaç hafta içinde rahat bulmuştu. Beyimiz geçen hafta yazılarına baştan başladı. Ben okudum. İngilizce gramer notu atacak bir öğretmen herhalde geçecek notu vermez bu yazıya ama benim asıl anlamaya çalıştığım bölümler, Rum tezlerini bu kadar savunma savaşı verenin Türkçe yayınlanan bir gazetede nasıl yer bulduğudur. ‘Mahi’ de yazacak olsa ancak bu kadar olurdu. Yazısında kafama takılan bir ifadesi vardır arkadaşın. Benim gibilere mesaj mahiyetinde şöyle demektedir…  “As you can see some of the demands (Türkiye garantörlüğünden bahsediyor) made by circles in our (his?) Community opposing the negotiations are so incredible that it is as if the thinkers (yani bizler) of these great cunning ideas are either really naïve or have a hidden motive.”


Bizim ‘Hidden motive’ miz yoktur kardeşim. Kendi çıkarlarımızı savunuyoruz. Rum çıkarlarının avukatlığını yapanların ‘Hidden Motive’lerinden ve Kıbrıs Türk’üne ambargoların uygulanmasında hala ısrar eden sizin çok güvendiğiniz ‘Refik’iniz Rum tarafının ‘Barış’ istemlerinin hüsnüniyetinden bahsetsenize bize?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.