Kartpostalların kenti Bişkek

Adını duyduğum ancak fazlaca malumat sahibi olmadığım bir başkent olmasının yanı sıra, algı olarak ta farklı tahayyüller oluşturan bir kentmiş, gidince anladım. Öncelikle birkaç saatlik bir yolculukla gidilmiyormuş. 5 buçuk saat yol, 4 saatlik zaman farkı… Gitmeden internette gezinerek bilgi alamadığımdan, yol arkadaşlarımın bilgisi ve gözlemlerle Bişkek’i yorumlayabildim. Tek bildiğim, Yusuf Has Hacib’in, Cengiz Aytmatov’un doğduğu, uçsuz bucaksız dağlar ve hazan/hüzün ülkesi olması…

ERCAN HAVAALANINI ARATIYOR

İlk şok havaalanında. Manas Uluslararası Havaalanı bizim yerlisi, yerleşiğiyle 500 nüfuslu ülkemizdeki Ercan Havalimanını mumla aratır düzeyde. Bina dökülüyor, teknoloji eksik. Bir polis memuru hatırlı bir tanıdığını sizin önünüzde sıraya koyabiliyor.

Sabaha karşı vardığımız şehir bize içimizi acıtan bir soğukla hoş geldin diyor. Evet; Bişkek deyince ilk aklıma gelen kuru bir soğuk. Kıbrıs’tan uçağa binen bir kişi, her yerin buradan soğuk olacağını düşünür ancak bu kadarı tahmin edilmiyor. Tişört ve gömleklerle gezen ben, soğuk olabileceğini düşünerek mont ve pardösü aldıysam da nafile. Ankara’nın acı soğuğuna benzeyen Bişkek havası hepimize birer grip hediye ediyor.

Cennet (Jannat) Resort Otel’de kalıyoruz. Otel güzel, hizmet iyi. Yeni açılmış zaten. Tek sıkıntı yemek için bir binadan diğer binaya geçmek zorunda kalmak… Nedenini bir üst paragrafta belirtmiştim.

MANAS ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİLERİNDEN BÜYÜK YARDIM

Kenti tanıtmadan önce organizasyona değinelim. Forum, Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, Türk Dili Konuşan Ülkeler Medya Platformu (TURKMEP) ile Kırgızistan Kültür ve Enformasyon Bakanlığı işbirliğiyle gerçekleştirildi. Her yönüyle mükemmel bir organizasyon olmuş. Bizden birkaç gün önce Bişkek’e giden TC Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü yetkilileri kusursuz bir forum için günlerce uykusuz kalmışlar. Buradan hepsine teşekkür ederken, isimsiz kahramanlardan söz etmeden geçmeyelim. Türkiye Cumhuriyeti ile Kırgızistan Cumhuriyeti hükümetleri arasında yapılan bir anlaşmanın her iki ülke yetkili makamlarınca onaylanmasını müteakip 1997-1998 öğretim yılında öğretime başlayan Manas Üniversitesi öğrencileri bize inanılmaz yardımcı oldular. Türkçeyi çok iyi konuşan öğrenciler derslerinin olmadığı vakitlerde rehberlik yapmanın yanı sıra, alışverişlerimizde de yanımızda olarak satıcıyla aramızda koordinasyon kurdular. Güler yüzleriyle tüm konukların gönüllerini fetheden bu gençler Kırgızistan-Türkiye-KKTC dostluğu adına umutları da yeşertti aynı zamanda. (Bu yazıdaki bilgilerin birçoğu Kırgız öğrencilerden öğrendiklerim.)
B
AHTSIZ BİR COĞRAFYA

Kırgızistan’ın başkenti olan Bişkek 900 bin nüfuslu bir kent. Geniş yollar, büyük park ve bahçeler kenti Bişkek, Sovyetler Birliği’nden kalma apartman bloklarıyla tipik bir sosyalizm sergilemekte. Satranç tahtası biçiminde tasarlanmış kentin sokaklarının çoğunun iki yanında parklar mevcut. Parkların içinde de irili ufaklı heykeller… Heykeller parklara hüzünlü bir yalnızlık oturtmuş. Geçmiş var, gelecek yok hissi…

KARTPOSTALLARDA GÖRDÜĞÜNÜZ PARKLAR VAR YA…

Sanki kartpostallarda gördüğünüz hazan fotoğrafları burada çekilmiş… İki taraflı dev ağaçlar arasında, dökülen yapraklar üzerinde yürüyen insanlar, hayatın bir resim, resmin de gerçek bir hayat olduğunu fısıldıyor bize…

KOMŞUDA OLAN ONLARDA YOK

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra, 1991’de bağımsızlığını kazanan kent o günden bugüne hayli yol almışsa da bahtsızlığı daha fazla gelişmesine engel çünkü Kırgızistan komşuları gibi doğalgaz vs. gibi doğal kaynaklara sahip değil. Adamakıllı fabrika ve üretim de yok tabi. Sovyet döneminde bulunan birçok sanayi kuruluşu bugün ya kapanmış ya da küçülmüş. Bu durumun tek şansı doğanın bakir kalması. Asya’nın ortasındaki Sovyet cenneti olarak nitelendiriliyor Kırgızistan. Tanrı dağının heybeti, verimli toprakları, doğal alanı taciz etmeyen yaşam alanı ile domatesin domates gibi, biberin biber gibi koktuğu yer. Zira ekonominin çok canlı olmadığı Kırgızistan çok fazla göç alan bir yer olmadığı için fazlaca yapılanma olmamış. Maddi olanaksızlıklarda kişilerin çok fazla ev bark sahibi olmasına engel zaten. Kırgızistan’ın öyle özel bir mimarisi yok. Arada büyük evler olsa da, genelde küçük, minnacık evlerde yaşıyor Kırgızlar.

MERKEZİ SİSTEMDEN SICAK SU

Bu kadar soğuk bir memlekette merak ettiğimiz bir başak konu da nasıl ısındıkları oluyor. Kentte merkezi sıcak su sistemi varmış. Suyun dağıtımı gibi, ana merkezden evlere ulaşıyor, kişiler sıcak su parası ödüyormuş. Sıcak su sistemi olmayan evler ise elektrikle ısınıyor. Elektrik ucuz olduğu için soğuğun derinden hissedildiği ülkede 150 metrekarelik bir evi ısıtmak için 100-150 dolar ödemek yeterli oluyor. Su demişken; Kırgızistan’ın suyu çok bol. Doğal membalardan şehre ulaşan su içim olarak ta çok yumuşak.

5 MİLYONLUK ÜLKEDE 7 MİLYON ARAÇ VAR

Bişkek’te dikkatimizi çeken bir başka şey ise trafik düzeni. Trafik son derece düzenli olarak işlemekte. Bizdeki gibi çemberler yok ancak tüm sürücülerin yayalara ve karşısındakine yol vermesinden ötürü pek sıkıntı yaşanmıyor. Yani herkes birbirine saygılı. Ancak bu trafik kazaları olmuyor anlamına gelmesin, oluyor. Hem de fazlaca oluyor. Bunun nedeni ise ehliyetin torpil ve rüşvetle alınması. Rüşvet olayına girmeden önce trafik konusunu bitirelim. Yolların geniş oluşundan olsa gerek trafik fazlaca sıkışmıyor. Bunu nüfusa bağlasak ta öğrenci rehberlerimizden böyle olmadığını öğreniyoruz. Meğer aşağı yukarı 5 milyon nüfusa sahip Bişkek’te 7 milyon araç varmış. Bunun sebebi hem araç fiyatlarının, hem de benzinin ucuz oluşu. Benzin yarım dolar civarında Bişkek’te.

LÜKS ARAÇLAR REVAÇTA

Ülkedeki araçların çoğu lüks olsa da Sovyetler zamanından kalan taka otobüsleri de görmek mümkün. Ancak Kırgızların tercihi her zaman lüks araçlardan yana. Ülkede Alman araçları revaçta. Mercedes, Wolksvagen ve BMW sayısı hayli fazla. Bu araçları, Japon otomobilleri takip ediyor. Araç fiyatları 3 bin dolardan başlıyor, 80 bin dolara kadar uzanıyor.

SAĞ DİREKSİYON DA VAR, SOL DİREKSİYON DA…

Sağ trafiğe sahip Kırgızistan’ta, sol direksiyonlu araç kadar sağ direksiyonlu araçta var… Bunun sebebi bu konuda bir kota olmaması. Hangisini ucuz buldularsa onu alıyorlar. Tabi sağ direksiyonlu araçların trafikte büyük sıkıntı yarattığı da bir gerçek.

TÜRK PARASIYLA GİTMEYİN

Dolar demişken hatırlatalım. Kırgızistan’ın para birimi Som. Bir dolar 49 som ediyor. Yani 20 dolara aşağı yukarı 2 bin 500 som alabiliyorsunuz. Kişi başına düşen milli gelir 2 bin dolar civarında. Maaşlar 100 ila 300 dolar arasında. Ev kiraları ise 3-4 bin som, Bakanların maaşı 25 bin som civarında. Bu da aşağı yukarı 500 dolara tekabül ediyor. Ülkede gelir dağılımında büyük adaletsizlik var. Çok zengine, çok fakire rastlamak mümkün. Kırgızistan’ta som kullanılmakla birlikte bazı işyerleri dolar kabul ediyor. Türk Lirası ise hiçbir yerde geçmediği gibi change ofislerde dahi yok. Yani yanınızda Türk Lirası varsa onu Dolar veya Euro’ya çevirmeniz mümkün değil. Kredi kartlarında da aynı sorun mevcut. Çünkü visa geçmiyor.

YAZIN ÇALIŞIP KIŞIN YİYORLAR

Kırgızlar tüm Türkler gibi yemeyi çok seviyorlar. (Gerçi onlar kendilerine Türk denmesinden hoşlanmıyorlar. Biz Kırgız’ız diyorlar). Yaz boyu gece gündüz çalışan halk sonbaharda yaptıkları düğünlerle tüm birikimin dibine vuruyor. Özellikle hafta sonu sokaklarda birçok gelin ve damada rastlamak mümkün.

RUS HAYRANLIĞI VAR

Kırgızistan’da inanılmaz derecede Rus hayranlığı var. Acı ama gerçek; eski günlerini özlüyor Kırgızlar. Onca zaman Rus idaresi altında kalmaktan olsa gerek özlerine dönmeye de zorlanıyorlar. Bunca zaman içinde kendi ülkelerinde, kendi ekonomilerini yaratamamış olmaları belki de bu özlemin sonucu…

***

RÜŞVET YASALLAŞMIŞ GİBİ

Rüşvet Kırgızistan’ın kanayan yarası. Söylenenlerin yalancısıyız, dünya rüşvet liginin ilk onunda Kırgızistan. Ülkede en yüksek birimden en alta kadar rüşvet almış yürümüş. Belediye vergi alıyor, hizmet götüremiyor çünkü paranın nereye gittiği sorgulanamıyor. Özbekistan’a elektrik satan ülkede, elektriklerin kesilmesi bu laçkalığın ürünü. Devletin en önemli ayakbağı rüşvet. Bir türlü çözemiyor, çözülemiyor.

RÜŞVETİN ÜZERİNE GİDEN BAŞSAVCININ EŞİ RÜŞVETTEN YAKALANINCA…

Yine anlatılanlara göre bundan iki yıl önce devlet rüşveti önlemek adına bir savcı görevlendirmiş. 6 ay sonra savcının eşi rüşvetten yakalanınca tüm umutlar tükenmiş temizlenmeye dair. Savcının eşine komplo kurulmuş olabileceğini düşündüm ancak maalesef gerçekmiş. Ki maaşların ortalama 200 dolar olduğu bir ülkede, bu maaşla geçinen bir kişinin bırakın 50- 60 bin dolarlık otomobillere binmeyi, 10 bin doları bile denklemesi zor görünüyor.

PEK FAZLA YATIRIM YOK

Yazık ki komşu Kazakistan’ın, Özbekistan’ın yer altı zenginliği Kırgızistan’da yok. Dolayısıyla yatırım için pekte cazip bir ülke değil Kırgızistan. 7 bin metreye kadar ulaşan dağları ve kışın donmayan Isık gölü muazzam bir görünüm sergilese de, şehre aşık etmek adına güçsüz kalıyor.

KIRGIZ KÜLTÜRÜ

Rus etkisi altında kalan Kırgızistan’da halk kültürünün tamamıyla yok olduğunu söylemek mümkün değil. Yüzyıllardır kendi topraklarında yaşamakta olan farklı milletlerin kültürlerini içselleştiren Kırgızlar bununla güzel bir kombin yapmışlar aslında. Bu misafirperver ülkede bugün, Kırgız, Rus, Kazak, Özbek, Dungan, Ukraynalı, Alman, Koreli, Uygur, Tatar, Çeçen gibi 80’den fazla millet yaşıyor. Yusuf Hac Hacip, Cengiz Aytmatov gibi dehaları çıkaran, Kutadgu Bilig’i, Selvi Boylum Al Yazmalım’ı dünyaya armağan eden Kırgızlar, sanatın diğer kollarında da aynı oranda mahir.
***
CENGİZ AYTMATOV’UN MEZARINA ZİYARET

Cengiz Aytmatov’un oğlu, Kırgızistan eski Dışişleri Bakanı Askar Aytmayov ekibimizle hayli ilgileniyor. Orada olduğumuz süre içinde forumun yapıldığı yere gelerek ilgisini esirgemeyen Aytmatov, babasının anıt mezarını ziyaretimizde de bize eşlik ediyor. Cengiz Aytmatov’un anıt mezarı son zamanda biraz tahrip olduğundan, tadilat gerekmiş. Biz ziyaret ettiğimizde tadilatın son rötuşları yapılıyor.

KIRGIZ KADINLAR AYTMATOV’UN MEZARINDA EKMEK DAĞITTI

Bizi şaşırtan, anıt mezarı ziyarete gelen Kırgız kadınların dua okuduktan sonra yanlarında getirdikleri ekmeği parçalara ayırarak ziyaretçilere dağıtmaları… Bu da Aytmatov’un Kırgızlar tarafından konumlandırıldığı yere işaret ediyor.

***

KEÇE KAPLI ÇADIRLAR

Kırgızistan denince akla gelen bir başka şey ise keçeyle kaplı çadırlar. Tabiat turizminin ve yayla kültürünün yaygın olduğu yerlerde Boz-üy (Boz-ev) hala kullanılmakta. Göz alıcı şekilleri ile büyüleyen çadırlarda Kırgız yemekleri, geleneksel giysiler eşliğinde sunuluyor. Çadırları anlatacak olursak, bu çadırlar üzerini saran keçe nedeniyle soğuk, sıcak, yağış ve yağışlara dayanıklı. İçi kışta sıcak, yazda serin oluyormuş. Bir yerden bir yere giderken yol kenarlarında bozüyleri görmek mümkün. Bir çadırın içinde ne olabilir ki diye düşünmeyin, bir evde ne kullanılıyorsa hepsi var. Yatak, yorgan, bebek beşiği, askılık, kap, çanak, çömlek…

KKTC TEMSİLCİSİ BÜYÜK BİR ÖZVERİYLE ÇALIŞIYOR

Kırgızistan demişken KKTC’nin Kırgızistan temsilcisi Ali Santel’i anmamak olmaz. KKTC’nin Kırgızistan’daki gülen yüzü olmasının yanı sıra oraya giden KKTC vatandaşlarının da en büyük destekçisi Santel. Orada olduğumuz sürece sürekli bir ihtiyacımız olup olmadığını soran Santel, biletle ilgili yaşadığımız bir sorunla da bizzat ilgilenerek temsilciliğin ne demek olduğunu gösterdi. “Maaşımı alırım, vaktimi doldurur ülkeme dönerim” mantığındaki görevlilere inat idealist bir yapıyla ülkesine hizmet eden Santel, bu görev için biçilmiş kaftan olduğunu ispat etmiş oldu. Temsilcinin ülke demek olduğunun bilincindeki Santel, çalışmaları ve örnek kişiliğiyle ülkemize olan inancımızı perçinledi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.