Katar’laşmak Turkiye’ye  ne katar?

Katar’laşmak Turkiye’ye  ne katar?

0
PAYLAŞ
dolar
dolar

Önce Katar’ın önemi nerden geliyor? Onu hatırlayalım.

Katar 200 bin yerli nüfusu, 2milyon çalıştırdığı işçilerle bir doğal gaz denizinin üstünde yüzen, yüzlerce milyar dolarlık dış yatırımıda içeren servetiyle kapitalist dünyanın ağzını sulandıran küçük bir yarım ada.

Bu durumda bol keseden harcayan Suudilerin, Mısır’ın ve diğer Arap emirliklerinin Trump ziyareti sonrası bahane bulup kriz çıkarıp, Katarı’ı tehdit etmesi hiç şaşırtıcı olmadı.

Ne AmerıkaBirleşik devletlerinın önce işi körükleyip sonra Katar’a yapılan 15 milyarlık silah satışını kapıp çark etmesi ne de ekonomisi sarsılan bir ülke olarak Türkiye’ninde ne kaparsam kar anlayışıyla  krize balıklama dalması da bizi şaşırttımı? Şaşırtmadı.

Hele, Erdoğan ailesinin Katar emiriyle olan derin ve  ‘duygusal’ ilişkilerinide düşünürsek, hemen taraf olup asker göndermeye kalkması da, ama tahmin edildiği gibi 5000 asker telafuz edip bir kaç düzine askerde kalması da hiiiç mi hiç sürpriz olmadı.

Aslında, Erdoğan ile Katar emirinin büyük ekonomik çıkarlarının üst üste düşmesi 6 yıl öncesine gidiyor. Ortak niyetleri Katar doğal gazının Suriye  ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştırıp, Rus ve İran gazına rakip olmaktı. Hem daha ucuz gaz sunup, Avrupa için daha şirin olacaklardı, hemde okkalı maddi çıkar sağlayacaklardı.

Hemen işe girişilmişti, Surıy’ye usul usul ‘şevkatla ‘ yanaşıldı. Bir anda Esat, aslan Esat oluverdi, bakanlar kurulu bile ortak toplanıyordu.. Ne sınır, ne pasaport arandı, kardeş ülke olunuverdi, hatta Fenerbahçe maçı bile Şam’da kol kola izlendi. Ne günlerdi ama? Yazık, rüzgar gibi geçiverdi o cicim günleri… Çünkü nedense, Batı ülkelerine fazla güvenmişlerdi.

Ama ne oldu? Kuzeyden önce ayı’nın gölgesi göründü, İran’da tavır alınca Esat kesin tavrını aldı, bu iş olmazdı. Esat Rusyaya mecburdu ve Rusya Avrupaya dogal gaz satarken  rakip istemezdi.

Ama Dünyalar liderimiz akıllanır mı? Akıllansa bile akıl hocaları bu durumdan ders çıkarırmı? Cevap, tabi ki hayır. Davutoglu onu cesaretlendırdi, 6 ay sonra Vahabi Camiinde namaz kılacaklardı…

Derhal planlar yapıldı. Esat, Esed oldu. Esat da Sütten çıkmış ak kaşık olmadığı ve toplumunu baskı ağırlıklı yöneten bir çeşit otoriter lider olduğu için yükselen muhalefeti öbek öbek te olsa yönlendirmek ve silahlandırmak çok zor olmayacaktı. Derhal Katar ve Suud parasıyla Tırlar silahla dolduruldu, alel acele kevgire döndürülen Suriye sınırından ne idüğü belirsiz gurplara ulaştırıldı. Yakılan ve nereye varacağı bilinmeyen ateşe  körükle gidildi.

Ama, şimdi baktığımızda Türkiyenin de olumsuz katkısıyla, yüzbinlerin öldüğünü, sakat kaldığını, milyonların göç ettiğini acıyla izliyoruz. Yaşadıklarımız ve şahit olduklarımız arasında…Yaratılan İŞİD’in dünya ya yayılan terörü, bundan payını acı acı alan ülkemizin güzel insanları, yıkılan tarihi şehirler Halep, Humus,tarihi eserler Palmira ve dahası…

Ve bugüne gelelim, Erdoğan’ın dost bildiği Suudi Arabistan Türkiye’yi Katar konusunda değil arabulucu olmak, Arap yarımadasında bile görmek istemiyor. Sen Katarcısın diyor. Bana karşı asker gönderdin diye suçluyor. Sana yedirmem, benim lokmam demeye getiriyor.

Bütün bunlara rağmen Türkiyenin dış işleri bakanının ısrarla oraya temsilci göndermek istemesinin adını siz koyun artık!

Türkiye her geçen gün Katarcı anlayışla davranan, Vahabi dünya görüşünü benimsiyen, maddi güç ve baskıcı rejimin onları iktidarda tutacağına inanan Erdoğan liderliğinde bir zümrenin yönetimiyle faşizme eğriliyor. Hapse atılan insan sayısı her geçen gün artıyor. Kaldıki onlara göre kendileri dışında herkes faşist.

Adalet yürüyüşü  iyi bir tavır koyma oldu ama yeter mi? Tabi ki yetmez. Bir adım geri atmanın yıkılmalarını getireceğini çok iyi bilen bu güruh, ülkemizdeki insanlık namına değerli çok şeyi yerle bir etmeden gitmez. ‘Böl yönet’ politikasıyla insanları birbirine düşürmeye devam edeceklerdir.

Ülkemizde gerçek adalet ve ileri demokrasi için cok daha ciddi adımlar atmak gerekiyor.

Bu vatanı gerçekten seven, fedakar insanların işi çok zor, ama imkansız değil. Irkçı eğilimleri bir yana bırakıp geniş katılımlarla mücadeleye devam.

BİR CEVAP BIRAK